Kim serinler gölgemizde?

04:0014/08/2023, Pazartesi
G: 14/08/2023, Pazartesi
Gökhan Özcan

Bizi buluşturan nedir; aynı yerlerde dolaştıran, aynı masalara oturtan, aynı meselelerden konuşturan, aynı tarafa baktıran nedir? İçimizden geçen şeylerle dışımıza bıraktığımız şeylerle olduğu kadar yakın mıyız birbirimize? Bildiklerini varsaydıkları şeylerde gerçekten anlıyor mu insanlar insanları. Dışımızda olduğumuz kadar tanışık mıyız içimizde de? Yoksa uzay boşluğundaki minik gezgenler gibi birbirimize dokunmadan, hiç temas etmeden dönüp duruyor muyuz kendi yörüngelerimizde. Gözlerimizle görüyoruz

Bizi buluşturan nedir; aynı yerlerde dolaştıran, aynı masalara oturtan, aynı meselelerden konuşturan, aynı tarafa baktıran nedir? İçimizden geçen şeylerle dışımıza bıraktığımız şeylerle olduğu kadar yakın mıyız birbirimize? Bildiklerini varsaydıkları şeylerde gerçekten anlıyor mu insanlar insanları. Dışımızda olduğumuz kadar tanışık mıyız içimizde de? Yoksa uzay boşluğundaki minik gezgenler gibi birbirimize dokunmadan, hiç temas etmeden dönüp duruyor muyuz kendi yörüngelerimizde. Gözlerimizle görüyoruz elbet çevremizdeki herkesi, özlerimizle de görüyor muyuz ama? Bu kadar yabancılık, bu kadar kimsesizlik, bu kadar kendine kapanmışlık nereden çıkıyor o halde?

Cahit Sıtkı Tarancı merhum, bir şiirinde hüznün kimselere anlatılamayan bir çeşidini ifade ediyor: “Gemi yüzü görmeyen bir limanın hüznünü/ Kimsesiz gönlüm kadar hiçbir gönül duymadı”.

İçinde sızı taşıyan sözler bırakıldıkları yerde öylece sahipsiz, bir başına kalıyor sanki. Hiç kimsenin bir başkasının içinin sevincini, kendisinin olmayan bir kederi üstünde taşımaya niyeti yokmuş gibi artık dünya. En yalınkat halimize, en has hissiyatımıza, en savunmasız duygularımıza geri çekildiğimizde, hiç kimse bizimle birlikte gelmiyor, gelmeye gönüllü olmuyor sanki. Herkes kendini kendine kilitlemiş de, bir başkasına açacak kapısı, penceresi kalmamış gibi... Her şeyin elden ele dolaştırıldığı, durmaksızın paylaşıldığı bir zamanda bu birbirinden habersizlik hali nasıl bir şey! Çekildiğiniz anda kuruyuveriyor sanki az önce kucaklaşmış olduğunuz her sahil. Siliniyor sanki hep orada kalacağını sandığınız her iz bir adım uzaklaştığınız anda.
Zaman değişiyor, hayat değişiyor, insanlar değişiyor, değiştiremediğiniz, değiştirmeye kıyamadığınız, değiştirmeyi istemediğiniz her şey taşınması güç bir ağırlık olarak üstünüzde kalıyor. Evinizden çıkmanız mukadder belki... Ama gidilecek yer neresi, bütün kalbiyle sizi bekleyen kim, açılmasını umduğunuz o kapılar nerede? Konaklayacağınız, nefes alacağınız, hayat yükünüzü bir köşeye indirip varlığında dinleneceğiniz gölgelikler nerede?

“Zamanın bir çocuğu, tüketilmiş, unutulmuş bir neslin kimsesiz bir kalıntısıydı. Hala güçlü, dimdik ayakta ve eskisi gibi pervasızdı; ardında beyhude geçmiş koca bir hayat bırakmış, geleceği olmayan, çocuksu dürtüleri ve erkekçe tutkuları dövmeli bağrında çoktan ölmüş, her şeye hazır bir adam. Onun sessizliğini idrak edebilecek adamlar göçüp gitmişlerdi; hayatın sınırlarının ötesinde ve sonsuzluğun gözleri önünde varlıklarını nasıl sürdüreceklerini bilen adamlar yoktu” diye yazmış Joseph Conrad, ‘Narcissus’un Zencisi’ isimli kitabında.

Her insan, hayatın tarumar edici fırtınalarında kaçıp saklanabileceği bir sığınak arar kendine. Bu sığınak, kimsenin yerini bilmediği bir mağara, keşfedilmemiş bir orman, bir köşede unutulmuş metruk bir ev değildir. Çünkü bu fırtınalar hava raporlarında zaptı tutulan fırtınalar değildir, bu fırtınalar içimizde eser, içimizde bir şeyleri yıkar devirir, iki yana savurur. Bu fırtınalar zihnimizde, kalbimizde, duygu ve düşüncelerimizdedir. İçimizden alt üst oluruz. Böyle yıkıcı iç fırtınalardan, yıkım ve felaketlerden kaçıp sığınabileceğimiz yer, ancak kendini emin tutan bir dostun gönlü olabilir. Kimin böyle bir dostu var peki? Hangimizin bir başkasıyla böyle bir dostluğu var? Hiç kimse olmadığında çalınacak kapımız neresi? Kim bu kadar emin çalabilir kapımızı? Kimin serinliği, gölgeliği, emin limanıyız biz? Kim başı sıkıştığında, gönlü daraldığında, çareleri tükendiğinde, canı bir başka canı özlediğinde böyle güvenle gelip sığınabilir gölgemize?

#Aktüel
#Edebiyat
#Felsefe