
Bizi buluşturan nedir; aynı yerlerde dolaştıran, aynı masalara oturtan, aynı meselelerden konuşturan, aynı tarafa baktıran nedir? İçimizden geçen şeylerle dışımıza bıraktığımız şeylerle olduğu kadar yakın mıyız birbirimize? Bildiklerini varsaydıkları şeylerde gerçekten anlıyor mu insanlar insanları. Dışımızda olduğumuz kadar tanışık mıyız içimizde de? Yoksa uzay boşluğundaki minik gezgenler gibi birbirimize dokunmadan, hiç temas etmeden dönüp duruyor muyuz kendi yörüngelerimizde. Gözlerimizle görüyoruz elbet çevremizdeki herkesi, özlerimizle de görüyor muyuz ama? Bu kadar yabancılık, bu kadar kimsesizlik, bu kadar kendine kapanmışlık nereden çıkıyor o halde?
Cahit Sıtkı Tarancı merhum, bir şiirinde hüznün kimselere anlatılamayan bir çeşidini ifade ediyor: “Gemi yüzü görmeyen bir limanın hüznünü/ Kimsesiz gönlüm kadar hiçbir gönül duymadı”.
“Zamanın bir çocuğu, tüketilmiş, unutulmuş bir neslin kimsesiz bir kalıntısıydı. Hala güçlü, dimdik ayakta ve eskisi gibi pervasızdı; ardında beyhude geçmiş koca bir hayat bırakmış, geleceği olmayan, çocuksu dürtüleri ve erkekçe tutkuları dövmeli bağrında çoktan ölmüş, her şeye hazır bir adam. Onun sessizliğini idrak edebilecek adamlar göçüp gitmişlerdi; hayatın sınırlarının ötesinde ve sonsuzluğun gözleri önünde varlıklarını nasıl sürdüreceklerini bilen adamlar yoktu” diye yazmış Joseph Conrad, ‘Narcissus’un Zencisi’ isimli kitabında.
Her insan, hayatın tarumar edici fırtınalarında kaçıp saklanabileceği bir sığınak arar kendine. Bu sığınak, kimsenin yerini bilmediği bir mağara, keşfedilmemiş bir orman, bir köşede unutulmuş metruk bir ev değildir. Çünkü bu fırtınalar hava raporlarında zaptı tutulan fırtınalar değildir, bu fırtınalar içimizde eser, içimizde bir şeyleri yıkar devirir, iki yana savurur. Bu fırtınalar zihnimizde, kalbimizde, duygu ve düşüncelerimizdedir. İçimizden alt üst oluruz. Böyle yıkıcı iç fırtınalardan, yıkım ve felaketlerden kaçıp sığınabileceğimiz yer, ancak kendini emin tutan bir dostun gönlü olabilir. Kimin böyle bir dostu var peki? Hangimizin bir başkasıyla böyle bir dostluğu var? Hiç kimse olmadığında çalınacak kapımız neresi? Kim bu kadar emin çalabilir kapımızı? Kimin serinliği, gölgeliği, emin limanıyız biz? Kim başı sıkıştığında, gönlü daraldığında, çareleri tükendiğinde, canı bir başka canı özlediğinde böyle güvenle gelip sığınabilir gölgemize?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.