Yazarlar Kıymık ve portakal

Kıymık ve portakal

Gökhan Özcan
Gökhan Özcan Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

“Eline hiç kıymık battı mı? Kuşkusuz batmıştır. Bir marangoz olarak bu acıyı tatmamış olamazsın. Dolayısıyla o anda insan ne hisseder bilirsin: Tahta parçası etine girer ve etin onu atmak için mücadele eder. İsrail de Arap etinde bir kıymıktır” diye yazmış ‘Taşların Çığlığı’ kitabında Gilbert Sinoué.

İsrail’e çocuk katili denmesi hiç boşuna değil! Ateş kusan silahlarını rahatlıkla, gözünü kırpmadan çocukların üstüne çevirebilen bir ordu İsrail ordusu. Aynı şekilde yaşlılara, kadınlara, savaşma gücü olmayan insanlara... Çünkü kendince güttüğü davası için mücadele etmiyor İsrail; usulsüzce gelip çöreklendiği topraklarda kendinden olmayan, kendine benzemeyen insanları, Filistinlileri tamamen yok etmeye, kırıp bitirmeye çalışıyor. Stratejik bir plan üzerinden atıyor bütün bu kanlı adımları. Soğukkanlılıkla katlediyor çoluğu çocuğu. Bir insan, bir devlet, bir toplumun ekseriyeti, bir ordu zulmün bu kadar alçakçasını işleyecek bir insafsızlık, bir namertlik, bir gözü dönmüşlük raddesine nasıl gelebilir? Şükür ki bunu anlayabilmek bizim için hâlâ çok güç! Oysa İsrail’in yıllardır sürdürdüğü bütün bu insanlık dışı oyunlar, bu kanlı operasyonlar, bu karanlık stratejiler dünyanın güç odakları tarafından anlayışla karşılanıyor, görmezden geliniyor. İsrail, zulmün bu en insafsız, en kanlı operasyonlarını alışılmış bir durum haline getirdi Batı dünyasında. Yıllar boyu kurduğu açık ya da örtülü diplomatik tezgahlarla, elindeki güçlü medya güçlerinin yıllar yılı aksatmadan sürdürdüğü manipülasyonlar, çarpıtmalar ve algı oyunlarıyla... Aslında sadece Batı dünyasında değil, dünyanın büyük çoğunluğunda durum bu. Ukrayna’da öldürülen çocukla, Filistin’de öldürülen çocuk aynı kıymette değil artık küresel zihnin derin bilinçaltında.

Devletler kendi aralarında sürdürdükleri güç mücadelelerinde kim olursa olsun hiçbir insanın canını önemsemiyor zaten. Ancak toplumlar için, o toplumları oluşturan sıradan bireyler için de durum bundan farklı değil sanki artık. Gazze yıllar boyunca zulmün müsaderesi altında, bin bir güçlük ve mahrumiyetin kıskacında yaşayan bir şehir... Gazzeliler yıllardır hayat hakları, temel hürriyetleri, normal bir hayat sürme imkanları ellerinden alınmış vaziyette yaşıyor. Her insanın bir medya organına dönüştüğü bir dünyada bu kanıksanmış bir şey buna karşılık. Olur olmaz sebeplerle, incir çekirdeğini doldurmayacak meselelerle ayağa kalkan sanal mecralar, sosyal medya kanalları Gazze’de neler olup bittiğine adeta kulak bile kabartmıyor. Gazze’nin yalnızlığı yıllardır hiç değişmeden devam edip gidiyor. Çünkü bütün bu mecralarda zihinler bir kurgunun oyuncakları haline getirildi, getiriliyor. Orada hiçbirimiz artık aklı başında değiliz!

İsrail, sadece Filistinlilere, Gazze’ye değil, kendine yontamadığı her şeye düşman, milyarlarca insanın gözünden kaçırılan gerçek bu! Soğukkanlılıkla İsrail’e uyarlanmış bir Filistin coğrafyası kurguluyor. Diğer dünyalılar içinse en fazla ‘keşke olmasa’ denebilen sıradan bir küçük haber, ajanslardan akıp giden...

Michaelle Cohen Corasanti’nin ‘Badem Ağacı’ isimli kitabından, zulmün aslında doğrudan hayata kastettiğini ifade eden birkaç etkileyici satır: “Neden hiç ağaç yok?” diye sordum sürücüye. “İsrail bu bölgedeki bütün ağaçları söktü” dedi sürücü. Ağaçların güvenliklerine karşı nasıl bir tehdit oluşturduğunu düşünsenize: Tanklarından birinin tepesine bir portakal düşebilir.”

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.