Pencerenin ardındaki kadınlar

Gökhan Özcan
Gökhan ÖzcanYeni Şafak Gazete Yazarı
04:24, 16/01/2023, Pazartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Pencerenin ardındaki kadınlar

Pencerelerin ardından hayata bakan yaşlı, yorgun, kederli ama yine de hallerine boyun bükmüş kadınlar... Yaşayanı değil, sanki seyircisi oldukları bir şey olmuş onlar için hayat... Akan şeylerle akmayan, alıcı gözle bakmayan, araya heyecanları sokmayan bakışlar... Yüzlerinde uzun bir geçmişle yaşayan, gözlerini dışarıya çevirirken geleceğe bakmayan günü geçmiş suretler... Gözlerde donuklaşan fer, etrafında her şeyi hem aşikar eden, hem örtüp gizleyen çizgiler...

Hayat gelip dokunmaz onlara, ağaran saçlarını okşamaz, gönüllerini almaz, beklediklerini getirip kapılarının önüne koymaz, güneşiyle içlerini ısıtmaz. Yaşanabilecek her şey yaşanmış, geriye sanki bir şey kalmamıştır onlar için... Kapanmış sayfaların ardından, hazin aralıklardan bakar gibi bakarlar pencerelerden.

Yaşanacak bir şey kalmamışsa neyi beklerler? Hayatın boyu bu kadar kısalmış, ihtimaller bu kadar tükenmişken neyi beklerler yaz kış hep buğulu o pencerelerin ardında? Nedir içlerinden tutup bırakmayan onları?

Duyguları mı? Yaşamak, içine çekmek, keyfini sürmek
için ne zaman
ları ne mecalleri kalmış olan
duygular mıdır onları pencerelerin ardında tutan?
Neden bırakılmaz hayat, niçin bırakılamaz? Neden vakti geçmiş bir kır ateşi gibi derinlerinde için için yanar durur insanın? Neden hayat bu kadar geçip giden bir şeyken, yanında getirdiği
şeyler
onunla birlikte geçip gitmez?

“yalnızlık boyutlarındaki bir odada/ tek aşklık kalbim,/ kendi mutluluğunun yalın bahanelerine/ saksıdaki çiçeklerin güzelce soluşuna/ evimizin bahçesine senin diktiğin fidana/ ve bir tek pencere için öten kanaryaların şarkısına/ bakıyor/ ah!/ bana düşen budur/ bana düşen budur/ bana düşen...” diyor yaşı olymayan yorgunlukların ve kederli pencerelerin şairi Furuğ Ferruhzad.

Günleri sayan kadınlar... Pencerelerin ardında günleri sayan kadınlar... Onlar için pencerelerin ardı, evlerin içi, odaların kuytusu, dolapların kıyı köşesi
çın çın çınlayan bir
dehliz, soğuk bir bekleme salonu, gün gün kendi duvarlarını ören birer kabir adeta... Pencerelerin önünde sulayıp büyüttükleri çiçekler o kabristanın çiçekleri... Ölüm, kapılarında bekleyen bir misafir, ellerindeki tespihin tanelerinde ayak sesleri... Korkmazlar ama pek, kederleri de ölüyor olmaktan değildir;
çok istemiş, çok özlemiş, çok
aramış ama bir türlü yerlerini bulamamış, daha sıcak, daha derin, daha
çiçekli şeyler
yaşayamamış olmaktandır.
Pencerelerin ardından kendi içlerine bakan kadınlar...
Dışarıya bakarken, pencere önündeki çiçeklerin kuruyan yapraklarını temizlerler
elleriyle. Kuruyup gitmiş duyguları, henüz yerini terk etmeye hazır olmayan duygularından ayırıp uzaklaştırmak için... Ölü şeyler yaşamakta olan şeylerin üstünde iyi durmaz ç
ünkü. Öyle gelir bize
; kelimelerini bile istemeyiz
ölümün
dilimizde.

Pencerenin içindeki çiçekler gibi, dışında bırakılan çiçekler de vardır. Onlar korkmaz soğuktan, kara, kırağıya, zemheriye bile dayanır. Ömrünün son deminde, uzun kara kışında insanı da ayakta ve hayatta tutan, böyle dirençli, böyle dayanıklı bir şeyler kalır içinde. Nedir onlar? Bilen yok! Ne pencerenin içinde, ne de dışında...

Yazının bittiği yerde Ahmet Haşim’den birkaç satırla kapatalım bu hazin pencereyi: “Aylar geçiyor, değişiyor mevsimler; hiç yaşanmamışlar gibi. Oysa ne çok sene birikti ardımda. Bilmiyorum ki, birikecek mi bir bu kadar daha? Ardıma dönüp bakıyorum da, dallarımı kıran rüzgarları bile affetmişim ama, bir kendime uzanmamış elim. Yastıklarım kuş tüyüymüş de, ağır gelmiş düşüncelerim. Biriktirdiğim keşkeler, ardımdan bile söylenmeye yetermiş. Bütün heveslerim, genellemelerin içinde yitip gitmiş. Oysa ne çok cümlem vardı benim. Her şeye inat, yüreğimi ısıtan ne çok hayalim. Biliyorum, bu kadar kırılgan olmayı kaldırmıyor hayat. Her tökezleyişte kendi içine saklanınca, sıvazlamıyor sırtını. Pencere önü çiçekleri değiliz ki, anlayışlı bir el alıversin bir çırpıda içeri. Hadi aldı diyelim, gün ışığı olmadan ne kadar yaşanır ki?”

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026