
Pencerelerin ardından hayata bakan yaşlı, yorgun, kederli ama yine de hallerine boyun bükmüş kadınlar... Yaşayanı değil, sanki seyircisi oldukları bir şey olmuş onlar için hayat... Akan şeylerle akmayan, alıcı gözle bakmayan, araya heyecanları sokmayan bakışlar... Yüzlerinde uzun bir geçmişle yaşayan, gözlerini dışarıya çevirirken geleceğe bakmayan günü geçmiş suretler... Gözlerde donuklaşan fer, etrafında her şeyi hem aşikar eden, hem örtüp gizleyen çizgiler...
Hayat gelip dokunmaz onlara, ağaran saçlarını okşamaz, gönüllerini almaz, beklediklerini getirip kapılarının önüne koymaz, güneşiyle içlerini ısıtmaz. Yaşanabilecek her şey yaşanmış, geriye sanki bir şey kalmamıştır onlar için... Kapanmış sayfaların ardından, hazin aralıklardan bakar gibi bakarlar pencerelerden.
Yaşanacak bir şey kalmamışsa neyi beklerler? Hayatın boyu bu kadar kısalmış, ihtimaller bu kadar tükenmişken neyi beklerler yaz kış hep buğulu o pencerelerin ardında? Nedir içlerinden tutup bırakmayan onları?
“yalnızlık boyutlarındaki bir odada/ tek aşklık kalbim,/ kendi mutluluğunun yalın bahanelerine/ saksıdaki çiçeklerin güzelce soluşuna/ evimizin bahçesine senin diktiğin fidana/ ve bir tek pencere için öten kanaryaların şarkısına/ bakıyor/ ah!/ bana düşen budur/ bana düşen budur/ bana düşen...” diyor yaşı olymayan yorgunlukların ve kederli pencerelerin şairi Furuğ Ferruhzad.
Pencerenin içindeki çiçekler gibi, dışında bırakılan çiçekler de vardır. Onlar korkmaz soğuktan, kara, kırağıya, zemheriye bile dayanır. Ömrünün son deminde, uzun kara kışında insanı da ayakta ve hayatta tutan, böyle dirençli, böyle dayanıklı bir şeyler kalır içinde. Nedir onlar? Bilen yok! Ne pencerenin içinde, ne de dışında...
Yazının bittiği yerde Ahmet Haşim’den birkaç satırla kapatalım bu hazin pencereyi: “Aylar geçiyor, değişiyor mevsimler; hiç yaşanmamışlar gibi. Oysa ne çok sene birikti ardımda. Bilmiyorum ki, birikecek mi bir bu kadar daha? Ardıma dönüp bakıyorum da, dallarımı kıran rüzgarları bile affetmişim ama, bir kendime uzanmamış elim. Yastıklarım kuş tüyüymüş de, ağır gelmiş düşüncelerim. Biriktirdiğim keşkeler, ardımdan bile söylenmeye yetermiş. Bütün heveslerim, genellemelerin içinde yitip gitmiş. Oysa ne çok cümlem vardı benim. Her şeye inat, yüreğimi ısıtan ne çok hayalim. Biliyorum, bu kadar kırılgan olmayı kaldırmıyor hayat. Her tökezleyişte kendi içine saklanınca, sıvazlamıyor sırtını. Pencere önü çiçekleri değiliz ki, anlayışlı bir el alıversin bir çırpıda içeri. Hadi aldı diyelim, gün ışığı olmadan ne kadar yaşanır ki?”
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.