Tomurcuklar

04:0013/02/2023, Pazartesi
G: 13/02/2023, Pazartesi
Gökhan Özcan

Şehirleri tarumar eden iki ağır depremin üstünden buz gibi soğuk, zifir gibi karanlık günler ve geceler geçtikten sonra enkazlardan yaşını doldurmamış, bazıları birkaç aylık, hatta bazıları doğalı sadece günler olmuş nur topu gibi bebekler sağ salim çıkarılıyor. Bu onlar için ikinci doğum... Bu dondurucu soğukta, havasız beton yığınlarının altında, aç ve susuz kalarak yüz saatten, yüz elli saate kadar uzayan bir zaman boyunca canlı kalan Hamza, Aliye, Yiğit, Ayşe, Yağız, Ömer ve isimlerini bile


Şehirleri tarumar eden iki ağır depremin üstünden buz gibi soğuk, zifir gibi karanlık günler ve geceler geçtikten sonra enkazlardan yaşını doldurmamış, bazıları birkaç aylık, hatta bazıları doğalı sadece günler olmuş nur topu gibi bebekler sağ salim çıkarılıyor. Bu onlar için ikinci doğum... Bu dondurucu soğukta, havasız beton yığınlarının altında, aç ve susuz kalarak yüz saatten, yüz elli saate kadar uzayan bir zaman boyunca canlı kalan Hamza, Aliye, Yiğit, Ayşe, Yağız, Ömer ve isimlerini bile bilemediğimiz niceleri... Önce, hepsi birer kahraman olan kurtarma ekiplerindeki abilerine, ablalarına, sonra hepimize, bütün dünyaya gülümsüyorlar. Öyle güzel, öyle saf, öyle canlı gülümsüyorlar ki, acıyla kararan gönüllerimiz o gülüşlerle aydınlanıp teselli buluyor.

Topraktan başlarını uzatan tomurcuklar onlar, gözümüzün önünde hayatın renklerinin tükenmeyeceğini ispat ederek çiçek açıyor her biri.

Bilim diyoruz ya, hayatta kalmalarının bilimsel bir izahı yok bu minicik bedenlerin. Çoğu kısacık aralarla emzirilmeye, anne sütüyle beslenmeye muhtaç... Bu yüzden enkazdan canlı çıkan her bebeği ‘mucize’ diye isimlendiriyor bize bu güzel haberleri verenler... Dünya başımıza yıkılırken, bu bebeklerin gözlerinden içimize dolan hayat ışığı da bir ‘mucize’ değil mi zaten?

Bir çok şeyi aldı birbirini izleyen bu iki sarsıcı deprem bizden; bir çok hayat, bir çok hikaye de kırıldı kilometrelerce uzunluktaki fay hatlarıyla birlikte. Derin acılar içindeyiz ve belli ki bugünleri hiçbirimiz unutamayacak, yaslı ve kederli hatıralar olarak içimizde saklayacağız. Hafızamıza kazınan başka şeyler de var ama; bu karasoğuk günleri nabız atışlarıyla ısıtan şu emsalsiz güzellikleri ve şu ışıltılı gözleriyle doğrudan içimize bakan, gülücükleriyle en umutsuz olanımıza bile hayatın sonsuzca kendini tazeleme gücünü hatırlatan bu dünya güzeli, bu melek bakışlı bebekleri de daima hatırlayacağız.

Bizim dilimizde ‘sarsılmak’ fiili sadece büyük yıkımları akla getirmez; kendine gelmenin de bir yolu, bir imkanıdır aynı zamanda. Şu anda pek çoğumuz farkında olmadan bu iki hali bir arada yaşıyoruz. Anlamlı olanın ne olduğu konusunda hepimiz birkaç yaş büyüdük şu birkaç günde. İdrakimizin saçları hepten ağardı neredeyse. Peşinde ihtirasla koştuğumuz ne çok şeyin aslında ne kadar boş olduğu gerçeğiyle yüzleştik. Ve ihmal ettiğimiz ne çok şeyin aslında hayatın aslı ve ta kendisi olduğunun farkına vardık. Acılar, ateşiyle pişiriyor insanın bütün çiğliklerini.

Binlerce insan, Allah hepsinden razı olsun, günlerdir enkaz yığınlarıyla boğuşuyor cansiperane bir şekilde. Binlerce başka insan yardım edebilmek, bir yaraya şifa olabilmek için fedakarca koşturuyor. Yemek yemeye, uyumaya, azıcık nefes almaya bile fırsat bulamadan... Milyonlarca insan elindeki her nimeti ortadan ikiye bölüp bir parçasını imdat eden depremzedelere yetiştirmeye çalışıyor. Ve milyonlarca insan, ekran karşısında gözyaşlarıyla, içine içine yutkunarak dualar ediyor. O dünyalar güzeli tomurcuklar, hiç şüpheniz olmasın, işte bu iyilik toprağında açıyor. Gözümüzü bütün bu ibretlik insan manzaralarına çevirelim, içimize şifa olacak budur.

Bırakalım şunca güzellikten zerre kadar nasip alamayan kötüler, kötülükleriyle baş başa kalsın. Zehirlerini bulaştıramasınlar bu yüce gönüllü engin çoğunluğa. Kim olduğuna bakmadan iyiliğe, güzelliğe, insanlığa, yani fıtratına, kendi yalın insanlığına sahip çıkan herkesle gönül gönüle bu zorlukların üstesinden gelmeye odaklanalım.

Elbette hataların, yanlışların, ihmallerin, insanlık suçlarının, hayata kastların hesabını bir kenarda saklı tutalım. Bunları konuşmanın zamanı da gelecek elbet. Ama en azından şimdi bu iyilik ve güzellik ikliminde kalalım biz, insana ve hayata odaklanalım. Kırılıp dökülmeden, dikkatimizi yitirmeden, bu gönül seferberliğine canı gönülden katılan hiç kimseyi gözden çıkarmadan, ayrılığa gayrılığa düşmeden, birbirimizi yargılamadan bir olup imdat bekleyenlerin imdadına koşalım.

Bu tomurcukların çiçeğe duruşunda hepimizi iyileştirebilecek bir ecza var, buna hepimiz içtenlikle inanalım.

#Deprem
#Enkez
#Kahramanmaraş
#Hatay
#Adıyaman