Bu fitne bizi öldürmez, güçlendirir!

00:007/03/2007, Çarşamba
G: 28/08/2019, Çarşamba
Hakan Albayrak

Ağzını açan, "İslam dünyasının içler acısı hali"nden bahsediyor: "İşgaller, Şii-Sünni savaşı, El Fetih-HAMAS çatışması, Türk-Kürt ve Arap-Kürt ayrışması…" Sanki dünyamız bunlardan ibaret! Sadece bugünümüz değil, geçmişimiz ve geleceğimiz de sanki bunlardan ibaret! Öyle mi gerçekten? Değil be kardeşim!İslam dünyasını konuşurken, en büyük yenilgilerden en büyük zaferleri ve en büyük kardeş kavgalarından en büyük birlik projelerini çıkarıp hayata geçiren, bunu hep yapan, tekrar tekrar küllerinden dirilen

Ağzını açan, "İslam dünyasının içler acısı hali"nden bahsediyor: "İşgaller, Şii-Sünni savaşı, El Fetih-HAMAS çatışması, Türk-Kürt ve Arap-Kürt ayrışması…" Sanki dünyamız bunlardan ibaret! Sadece bugünümüz değil, geçmişimiz ve geleceğimiz de sanki bunlardan ibaret! Öyle mi gerçekten? Değil be kardeşim!

İslam dünyasını konuşurken, en büyük yenilgilerden en büyük zaferleri ve en büyük kardeş kavgalarından en büyük birlik projelerini çıkarıp hayata geçiren, bunu hep yapan, tekrar tekrar küllerinden dirilen mübarek bir dünyayı konuştuğumuzu idrak edelim. Haçlıların Kudüs''ü istila ettiği günlerdeki halimiz bugünkünden daha mı iyiydi? O zamanlar da Müslümanlar birbirini yemiyor muydu? Haçlıların Kudüs''e kadar ilerlemesi bu sayede gerçekleşmemiş miydi? Ne oldu? Nureddin Zengi olaya el koydu ve bölük pörçük İslam dünyasını birkaç yıl içinde birleştirip ayağa kaldırdı. Nasıl yaptı bunu? Her şeyden önce imanını diri tutarak ve iyimserliğini koruyarak yaptı. Müslüman halklara imkânlarını ve potansiyel güçlerini hatırlatarak yaptı. Yenilginin ve zilletin mukadder olduğuna inanmaya başlayan boynu bükük İslam milletinin özgüvenini tazeleyerek yaptı. Zengi''nin 12''nci yüzyılda fitneyi nasıl bertaraf ettiğine bakıp kendimize gelelim, umudu kuşanalım. "Biz bittik" demeyelim, "Biz daha yeni başlıyoruz, yeniden başlıyoruz" diyelim.

Şükürsüz kavimlere ekmek yok! Biraz şükür lütfen! 1918''de yeryüzünde bir karış özgür İslam toprağı kalmamıştı. Topraklarımız işgale uğradığı gibi, bilincimiz de işgale uğramıştı. İslam''dan ümidi kesmiştik adeta. Akın akın Batı paradigmasına koşmuştuk. Kurtuluşu Batı''da, Batı''nın ideolojilerinde, veya en azından Batı''nın insafında görüyorduk. Bugün ise Batı''ya metelik vermiyor Ümmet-i Muhammed''in kahir ekseriyeti. Şam, Bağdat, Tahran, Kahire, Hartum, İslamabad, İstanbul camilerinde ve kahvehanelerinde yerlerde sürünüyor Batı''nın saygınlığı. Amerika Birleşik Devletleri sayesinde ayakta duran Suudi Arabistan''ın halkı bile ABD''ye buğzediyor. Muazzam bir anti-emperyalist potansiyel oluştu İslam dünyasında; bunun için şükredilmez mi? Batı putu yıkıldı, fitnenin ipliği pazara çıktı, tevhid akidesinin ve vahdetin önü yeniden açıldı; şükredilmez mi? Zilletin dibini bulan Müslüman yürekler haysiyet ve şerefe susadı, ''Bitsin bu işgaller, bitsin bu kardeş kavgaları, İslam dünyası el ele versin'' diye haykırıyor; şükredilmez mi?

Şu da şükür sebebi: 1918''de bütün İslam dünyası işgal altındayken, bugün bir sürü bağımsız veya potansiyel bağımsız devlet var İslam dünyasında; birbirine mesafeli duran, fakat birbirine mesafeli durmaya yazgılı olmayan devletler; doğru dürüst bir siyasi istinatgâha kavuştukları anda safları sıklaştırabilecek devletler… Suriye devleti, Türkiye ile bütünleşmeye mütemayil olduğunu ortaya koymadı mı? Cezayir lideri Buteflika, eski Osmanlı diyarlarının bir çatı altında toplanması gerektiğini söylemedi mi? Düne kadar iki karşıt kutup gibi görülen Arap Birliği ve Türkiye safları sıklaştırmıyor mu? İran-Türkiye doğalgaz boru hattı amansız imkânsızlığına rağmen kurulmadı mı ve her şeye rağmen işlemiyor mu? Mısır doğalgazının Ürdün ve Suriye üzerinden Türkiye''ye akması –ve bu sayede mezkûr ülkelerin birbirine damardan bağlanması– için harekete geçilmedi mi? İslam dünyasındaki basiretsiz devletler nihayet basiret emareleri göstermeye başlamadı mı?

1918 – 2007. Dün bir, bugün iki. Sıfır noktasından geldiğimiz bu noktayı nasıl küçümseriz? İslam dünyası küllerinden diriliyor, bunu nasıl görmeyiz? Son asra damgasını vuran emperyalist fitnelerden (bilhassa şovenist aşırılıklardan) mütevellit birtakım geçici sorunlara nasıl Ümmet-i Muhammed''in kaderi nazarıyla bakarız?

Siyonist-emperyalist işgaller, Irak ve Filistin''deki kardeş kavgaları ufkumuzu karartmasın. Tarihte ne fitneler aştık, bunları mı aşamayacağız? Göreceksiniz; bu fitneler, İslam dünyasındaki halkların ve devletlerin birlik fikrine sımsıkı sarılmaları sonucunu doğuracak inşaallah.