Üniversiteler çoğalıyor, cehalet büyüyor!

00:0021/03/2007, Çarşamba
G: 28/08/2019, Çarşamba
Hakan Albayrak

Mevcut üniversitelerin ve genel olarak üniversite gençliğinin kalitesini nasıl yükseltebileceğimizi konuşmadan, yeni üniversiteler açmayı konuşuyoruz. 17 vilayetimiz daha üniversiteye kavuşacakmış… Demek ki toplumsal erozyon, 17 vilayetimizde daha ivme kazanacak!***Develi, 1980-82. Türkiye henüz "bilgi çağı"nı yakalamamış. Üstelik özgürlük, demokrasi, insan hakları hepten hak getire. Memlekette askeri idare var. Üç kişinin yan yana yürümesi, bir arada durması tehlikeli. Hele ellerinde-ceplerinde

Mevcut üniversitelerin ve genel olarak üniversite gençliğinin kalitesini nasıl yükseltebileceğimizi konuşmadan, yeni üniversiteler açmayı konuşuyoruz. 17 vilayetimiz daha üniversiteye kavuşacakmış… Demek ki toplumsal erozyon, 17 vilayetimizde daha ivme kazanacak!

***

Develi, 1980-82. Türkiye henüz "bilgi çağı"nı yakalamamış. Üstelik özgürlük, demokrasi, insan hakları hepten hak getire. Memlekette askeri idare var. Üç kişinin yan yana yürümesi, bir arada durması tehlikeli. Hele ellerinde-ceplerinde resmi ideolojiye mugayir kitaplar, gazeteler, dergiler bulunuyorsa çok tehlikeli. Buna rağmen Hira Kitabevi''nde iğne atsanız yere düşmez. Sakıncalı sohbetler gırla gidiyor. Sakıncalı kitaplar peynir-ekmek gibi satıyor. Bayiliğini Hira Kitabevi''nin yaptığı entelektüel seviyesi fevkalade yüksek Yenidevir gazetesi ve Mavera dergisi de büyük rağbet görüyor. Üstelik bunlara rağbet edenlerin önemli bir kısmı henüz lise öğrencisi. Ben lise öğrencisi bile değilim. Ortaokuldayım. Ama Hira''ya uğramadan, oradaki sohbetleri dinlemeden, kitaplara dalmadan, sevgili hocamız Hasan Ali Kasır''ın (Rahman ve Rahîm Allah ganî ganî rahmet eylesin) Yenidevir''de veya Mavera''da yayımlanan şiirlerini -hiç anlamadığım halde- okumadan edemiyorum.

Develi, 2006. Türkiye çağ üstüne çağ atlamış. Özgürlük, demokrasi, insan hakları yolunda katedilen mesafe müthiş. Müthiş derken: 12 Eylül Anayasası''nın halkoyuna sunulmaya hazırlandığı günlerde, şimdi ismini hatırlayamadığım muhalif bir aydın, aleyhte görüş bildirenlerin başı derde girebildiği için şöyle bir laf etmişti: "Bu anayasanın Hammurabi Kanunları''ndan epey ileride olduğunu kabul etmek lazım." Benim "müthiş" de öyle bir şey. Neyse işte; 1980-82''nin epey ilerisindeyiz. En sakıncalı kitabı al, askeri kışlanın karşısına geçip kapağını göstere göstere oku, kimse oralı olmaz. Gel gör ki Hira Kitabevi kitap ticareti yapmak yerine armut toplamaya başlamış ve armut toplamaktan sıkılınca da işi kırtasiyeciliğe döndürmüş. Durumu görünce içim sızladı. Neyse ki kırtasiyenin yanında üç-beş adet Gerçek Hayat dergisi de satılıyor. Develi''ye üniversite gelince –ki yakında geliyormuş- herhalde onlar da kalkar!

Kayseri Gündem gazetesi yazarlarından arkadaşım Mansur Taşçı anlatıyor: "Kayseri''de beş bin üniversite öğrencisi varken, en kaliteli kitapların satıldığı ve en kaliteli sohbetlerin edildiği Akabe Kitabevi öğrencilerle dolup taşardı. Şimdi Kayseri''de 60 bin üniversite öğrencisi var, ama Akabe''de öğrenciye rastlamak çok zor. Yeni nesil fikirde ve edebiyatta seviye aramadığı için böyle yerlerin miadı doldu." Akabe''nin sahibi Esat Ayata''ya "Ne zaman kırtasiyeciliğe başlıyorsun?" diye soruyorum. Durumun o kadar vahim olmadığını, tırı-vırı kitaplara gösterilen ilgi sayesinde durumu idare edebildiğini söylüyor! ''Said Nursi eserine niye Risale-i Nur yani Işık Risalesi adını verdi? Hüseyin Hilmi Işık''ın Işık''ı niye Işık? Türkeş, davasını niye 9 Işık''la ifade etti? Işık veren ampul niye AKP''nin amblemi oldu? Sabetayistler kafayı Işık''la bozduğuna göre bunlar da Sabetayist mi?'' gibi komik sorulara cevap arayan kitaplar iyi iş yapıyormuş. Bir de kişisel gelişim zımbırtısı!

***

Üniversitelerimiz üniversite olsaydı, kuruldukları şehirlerde entelektüel seviyeyi yükseltirlerdi. Bilhassa üniversitelere yakın yerlerde kitapçı üstüne kitapçı açılır ve bu kitapçılarda doğru dürüst kitapların doğru dürüst satışları olurdu. Ama görüyorsunuz işte; üniversitenin girdiği şehir "cafe-bar" kültürünün işgaline uğruyor. Varsa yoksa zevk u sefa. O taraklarda bezi olmayanlar da ders kitaplarında kaybolup gidiyor.

İdeolojik gruplar yok mu üniversitelerde? Var, ama onların da kitapçılarla arası peki iyi değil. İslam Birliği''ni savunup da Sezai Karakoç''tan tek satır okumamış binlerce genç dolaşıyor üniversite koridorlarında. Mehmet Şeker''in dediği gibi: Da ne dim ben sa?