Hicret şairi yâr ellerine göçtü

00:0012/01/2000, الأربعاء
G: 10/09/2019, الثلاثاء
İbrahim Kardeş

Böylesi sözlere imza atmış bir adam; şiir şölenlerinde, sözlerinin fon müziğiyle filan gölgelenmesine izin vermeyen bir kişi, ölüme rıza ve tevekkül üzre yürümüş olmalı.Ecel erdi, vakt erişti; Akif İnan da bir mübarek gecede, göç etti. 1974''te yayımlanan Hicret''te söylemişti:Bitirip şu kuru kara ekmeğiGöç etsem diyorum yar ellerineHicret''ten iki yıl önce 1972''de Edebiyat Dergisi Yayınlarının 2, deneme dizisinin 1 numaralı kitabı olarak çıkan Edebiyat ve Medeniyet Üzerine adlı çalışmasını "Babamın

Böylesi sözlere imza atmış bir adam; şiir şölenlerinde, sözlerinin fon müziğiyle filan gölgelenmesine izin vermeyen bir kişi, ölüme rıza ve tevekkül üzre yürümüş olmalı.

Ecel erdi, vakt erişti; Akif İnan da bir mübarek gecede, göç etti. 1974''te yayımlanan Hicret''te söylemişti:

Bitirip şu kuru kara ekmeği

Göç etsem diyorum yar ellerine

Hicret''ten iki yıl önce 1972''de Edebiyat Dergisi Yayınlarının 2, deneme dizisinin 1 numaralı kitabı olarak çıkan Edebiyat ve Medeniyet Üzerine adlı çalışmasını "Babamın hatırasına" ifadesiyle babasına ithaf etmişti. Hicret''in sunuşu ise "Anneme" ibaresinden ibarettir. Ailesine ve doğduğu toprağa, Urfa''ya bağlılığı, Hazreti İbrahim''e ve Allah''a bağlılığıyla aynı çerçeveye yerleştirilebilir.

Babamın Gazeli şiirindeki şu beyitler tanığımız olsun:

Toprağa dosttu ölüme hazır

Taşırdı soyunu gövdesi gibi

Bir destan büyüttü namustan aşktan

Midenin harama düşmanlığından

Şehir Gazeli''nde:

Babamın gölgesi koruyor beni

Oh ne güzel şehir bu eski şehir

Ağ''da:

Soyumu yüklendim bu çağ içinde

Urfa bir dağ gönlüm bir ağ içinde

Gibi beyitlerde bu bağlılığın izleri görülür. Son günlerini Urfa''da geçirmesi, oraya gömülmesi manidar olduğu gibi, bir Ramazan gününde vefatı da sanki yıllar önce içine doğmuştur. Melce şiirindeki şu beyte bakın:

Günleri bir secde hızıyla geçip

Erişsem mahşere bir iftar gibi

Aynı şiirdeki "Rüzgârın başıma verdiği şekil/Yol olsa içimin ormanlarında" beytini hemen her rüzgârda hatırlamışımdır.

Âkif İnan''ın ölümünden büyük üzüntü, sarsıntı ve acı duymuş değilim. (Yine de yakınlarına başsağlığı diler, sabır temenni ederim.) Bana öyle geliyor ki rahmetli Âkif İnan öteden beri ölüme hazır ve hazırlıklıydı.

Yaslasam gövdemi karlı dağlara

Sonsuz bir uykuya kavuşsam bir gün

(Hicret, s. 13)

Ve ölüm konuğum olduğu zaman

Duyduğun vicdanın ayak sesidir

(Hicret, s. 41)

Ölümlerden korkar isem

Gönül evi yıkar isem

Ben bu yoldan çıkar isem

Yazık bana vahlar bana

(Tenha Sözler, s.28 Yedi İklim Y.)

Kim demiş her şeyin bitişi ölüm

destanlar yayılır mezarımızdan

(Tenha Sözler, s.45)

Böylesi sözlere imza atmış bir adam; şiir şölenlerinde, sözlerinin fon müziğiyle filan gölgelenmesine izin vermeyen bir kişi, ölüme rıza ve tevekkül üzre yürümüş olmalı.

Uygarlığımızın görkemini yansıttığı Şan şiirini

Edepti yoğuran güzelliğimi

Zekâttı üreten zenginliğimi

(Hicret, s. 47)

beytiyle bitiren bu eylemci insanın ruhuna Fatiha''lar, Yasin''ler gönderelim. Bu arada merhum ağabeyimizin şu sözüne de kulak verelim:

Bütün giysileri yırtsak yeridir

Yeter bize vefa elbiseleri

(Hicret, s.30)