
Ezberci eğitime karşı olanlar, Osmanlı hakkında niçin hep ezbere konuşuyorlar?
Türkiye gerçekten ilginç bir ülke. Herkes ezberci eğitime karşı, ama herkes ezbere konuşuyor. Osmanlı özelinde konuşacak olursak: Osmanlıcılar hayran oldukları için, laikler ise nefret ettikleri için bilimsel bilgi üretemiyorlar. Bilimsel bilgi üretebilmek için, her şeyden önce serinkanlı olabilmek gerekiyor.
Düşmanlık ve hayranlık gibi asidik duyguları işe karıştırmadan, sakince ihtimallerin üzerinden tek tek geçebilmek gerekiyor. Çünkü entelektüel ihtimallerin hamalıdır.
Güya hukuk devleti için çalışıyorsunuz, ama Osmanlı/ca hakkında yargısız infazda bulunuyorsunuz. Toprağın altındakilerin kendini savunma imkânı yok. Yazdıklarını ve yaptıklarını toptan “yok” sayıyor, araştırmaya ve okumaya değer bulmuyorsunuz. Yargısız infaz bu değilse nedir?
“Kanuni Sultan Süleyman’ın sürekli haremde gösterilmesi” nasıl hurafeyse, ‘sürekli at üstünde, savaş meydanında gösterilmesi’ de hurafedir. Nerede bu devletin/medeniyetin kavramları ve kurumları?
Mesele, görmek istediğimiz saygı ve özeni, toprağın üstündekilere ve altındakilere göstermektir. Mesela, atlara. Osmanlı zamanında en önemli taşıma aracı olan atlar ile ilgili yazılanları okuyabilseydik, hayvan hakları konusunda ne kadar geri kaldığımızı görebilirdik. Yük boşaltıldıktan sonra, dönüş yolunda atlara binilmemesi için yazılmış “yönetmelik”ler olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Konuyla ilgili yönetmelik suiistimal edildiğinde; yeni bir yönetmelikle, semerlerin üstüne çivi çakılması, çivilerin ölçüsü verilerek emredilir. Bu bile yorgun atlara eziyet edilmesini durduramaz. Semere çakılmış çivilerin üzerine tahta parçası konularak, yorgun atlara binildiği tespit edilmiştir. Bu defa, yeni bir yönetmelikle çivilerin uzunluğu arttırılarak sorun çözülür.
Oturma alışkanlıklarımız ilginç bir konu. Osmanlı ile bir alakamız olmadığını zannedenleri, Emir Kunt’un “Beyaz Türk Yatçıları”nı anlattığı, “Dalgalı Sohbetler” kitabından bir alıntıyla baş başa bırakayım. Kunt, kitabının “Teknenin Kıçı” adlı bölümünde, yabancı yat alanların yaşadığı büyük bir problemden bahsediyor: “Arka oturma grubunun rahatsızlığı ve darlığı.”
“Adamlar oturma gruplarını ve etrafını dizayn ederken medeni insanların ya oturacağını ya da ayakta duracağını hesap ederler. Bu yüzden oturma gruplarının arka tarafı dik ve ergonomik yapıdadır. (…) Ama Türkiye’de yabancı tekne alanların en büyük şikayeti arka oturma grubunun rahatsızlığı ve darlığıdır. Çünkü bizim insanımızda ayakta durma ve oturma pozisyonları dışında ara bir pozisyon olan g..-yayma modu vardır. Tekneler de genellikle bu yayma modunu icra etmek için sahiplenilir.”
Bu oturma alışkanlığımızın nereden geldiğini merak ediyorsan, harem resimlerine, Osmanlı gravürlerine bak. Yat bile değiştirememiş seni, yatta bile Osmanlılar gibi oturuyorsun..
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.