Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Fransa, Doğu Afrikayı da istiyor

Fransa, Doğu Afrika’yı da istiyor

İbrahim Tığlı
İbrahim Tığlı Gazete Yazarı

Avrupalı devletlerin 1884-85 tarihlerinde bir araya gelerek Afrika’yı paylaştıkları Berlin Konferansı’nda Çin gibi bir faktörün çıkacağını herhalde tahmin etmemişlerdi. Çin yaklaşık 100 yıl sonra Afrika’da hak sahibi olmak isteyen bir ülke olarak ortaya çıkarken sömürgeciliğin yalnızca biçim değiştirdiğini de göstermiş oldu. Afrika’da bağımsızlık hareketleri, etnik ve askeri güce dayalı ulus devletler bir bakıma sömürgeciliğin devamı gibiydi. Afrika ülkelerinin kültürel sosyal ve ekonomik bağımlılıkları devam ederken Çin borç verme yoluyla yeni bir sömürgecilik modeli geliştirdi. Batılı devletler de Çin’in Afrika’da yayılmasını önlemek için 19.ve 20. Yüzyıl’ın geleneksel savaş biçimlerinden sıyrılarak, yatırım yapma yoluyla yeni bir bağımlılık inşa etmeye çalıştılar.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
İbrahim Tığlı : Fransa, Doğu Afrika’yı da istiyor
Haber Merkezi 12 Mart 2019, Salı Yeni Şafak
Fransa, Doğu Afrika’yı da istiyor yazısının sesli anlatımı ve tüm İbrahim Tığlı yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un dört gün süren Cibuti, Etiyopya ve Kenya turunda Fransa’nın yatırımları ön plana çıktı. Bu ziyaretin 1977’ye kadar Fransız sömürgesi olan Cibuti’den başlaması da tesadüf değildi. Cibuti’nin tarihteki ismi Fransız Somali’si ve bu ülke şair Rimbaud’nun en sevdiği yer olarak biliniyor. Fransa bu eski sömürgesini askeri üs varlığına rağmen giderek kaybediyor ve Çin’in borçlandırarak Cibuti’yi kuşatmasına seyirci kalıyordu. Afrika boynuzunun en küçük devleti olan Cibuti, stratejik olarak bölgesel açıdan önem arz etmekte. Port Said limanını saymazsak, Afrika’nın Kızıldeniz ile Doğu Afrika arasındaki en önemli köprüsünün Cibuti olduğunu söyleyebiliriz.

Cibuti’de Fransa’nın yansıra ABD, Çin ve Japonya’nın da askeri üsleri bulunuyor. ABD gerek Yemen’deki gerekse Somali’deki operasyonlarını buradaki askeri üssünü kullanarak gerçekleştiriyor.

Cibuti aynı zamanda Doğu Afrika’nın Dubai’si olma yolunda da ilerliyor. Hem ticari bir kavşak noktası olmaya çalışırken hem de ülkeler arasındaki demiryolu ulaşımında kilit rol oynuyor. Bu rolü oynama fırsatını Çin’in sağladığı Etiyopya’ya kadar ulaşan üç demiryolu sunuyor.

Macron’un, Cibuti Devlet Başkanı Ömer İsmail Gulleh’le yaptığı görüşmede Çin’in bölgedeki genişlemesinden tedirgin olduğu mesajını ilettiği söyleniyor. Cibuti’nin yaklaşık 1.5 milyar doları bulan Çin’e borcunun ödenebileceği söylentiler arasında. Gulleh’in ise Macron’un önerisine sıcak baktığı ve Cibuti’deki bütün alt yapı işlerinin Fransız şirketlere verileceğini söylediği iddia ediliyor.

Pan-Afrikanist düşünür Eme Sezar’ın dediği gibi sömürgeci ve sömürülen arasında tuhaf bir ilişki vardır. Özellikle Fransız sömürgelerinin “beyaz efendi” imajından çok da rahatsız olmadıkları, ilişkilerini bir şekilde devam ettirmekte istekli oldukları görülmekte. Gine devleti bunun bir istisnası olarak görülmekte. Kamerun’daki Anglofan sorunun arkasında bile bir özgürlük, kurtuluş düşüncesi değil sömürgeci ile sömürülen arasındaki tuhaf bu ilişki vardır.

Çin Devlet Başkanı Xi Jipping’in Paris ziyaretinden iki hafta sonra bu Afrika turunun, daha önceden planlanmamış, birdenbire gelişen bir diplomasi trafiği olduğu daha ağır basmakta. Çünkü Macron’un temasları bize Çin’in özellikle askeri yayılmacılığının giderek artmasından bir endişe duyulduğunun ipuçlarını vermekte. En azından Cibuti ziyaretinin arkasında ticari kaygılardan ziyade askeri endişelerin olduğunu söylemek mümkün.

Cibuti bağımsızlığını kazandığında Fransa, bir askeri üs inşa etmiş ve 1500 asker bırakmıştı. ABD ise 2002’de yaptığı askeri üste yaklaşık 5000 deniz askeri bulunduruyor. Çinin ise birkaç sene önce yaptığı askeri üssünde konuşlandırdığı asker sayısı 10 binlere ulaştı. Güney Sudan’daki BM barış gücünde de önemli oranda Çinli asker var. Artık Çinin Afrika’daki yayılması sadece ticaret ve enerji alanlarıyla sınırlı değil, askeri sahayı da kapsıyor.

Macron’un, yetersiz kalan askeri üssünün genişletilmesini istemesi Çin’e yönelik olduğu kadar ABD’ye de hafif bir meydan okumadır. Bir süredir ABD ile Fransa arasında “NATO Ordusu” tartışmaların yaşandığı bir dönemde yeni bir Avrupa ordusundan bahsetmesi ve bunun öncülüğünü de Afrika’da başlatmasına yönelik bir adımdır. Daha önce Somali’de ve Yemen’de ABD’nin yaptığı askeri operasyonlar, Fransa hükümetinin bilgisi dahlinde yapılırken son zamanlarda bilgilendirmenin olmadığı görülmekte. Fransa kendi ipini Afrika’da kendisi kesmeye çalışırken İngiltere’den de destek talep etmekte.

Ekonomik sıkıntılar içerisinde olan Fransa’nın Cibuti’de 2 milyar, Kenya’da ise 2.6 milyar dolarlık kalkınma yardımlarından söz etmesi manidardır. Fransa’nın Cibuti ve Kenya’ya yaklaşık 4.5 milyar doları bulacak, enerji, alt yapı, otomotiv, ulaşım gibi alanlarda yatırımlarda bulunması Fransa’nın bütçesini nasıl etkileyeceği de kuşkulu. Çünkü Fransa artık Frankofon Afrika ülkelerinden de beklediği ekonomik desteği alamamakta.

Macron’un Cibuti ile başlayan Doğu Afrika gezisi, kendi eski sömürgeleri dışında Anglofon ülkelerdeki çıkarlarını sürdürmeye yöneliktir. Macron, 1963’ten beri Kenya’yı ziyaret eden ilk Fransız Cumhurbaşkanı. İngiltere ve Fransa genelde birbirlerinin etki alanına girmemeye özen gösterirlerdi. Fakat artık bu özeninin pek dikkate alınmadığını görmekteyiz. Çünkü yeni sömürgecilik tipinde artık sadece belirli bir ülkeyle kurulan ilişkiden ziyade bölgesel ilişkiler kurmak gerekiyor. Çünkü Çin’in inşa ettiği demiryolu sadece Cibuti’yi değil aynı zamanda Eritre ve Etiyopya’yı hatta Güney Sudan’ı da bağlamakta.

Yeni bir Berlin Konferansı süreci tekrar yaşanabilir. Eğer bölgesel çoklu ilişkilere girişilirse çatışma olasılıkları da yüksek olacaktır. Taşeron terör örgütlerine devrettikleri çatışmaların kendilerine yönelmemesi için yeni bir paylaşım sürecini benimseyebilirler veya çatışmanın doğrudan tarafları haline gelebilirler.

Fransa artık kendini Batı Afrika ile sınırlamak istemiyor, Doğu Afrika’ya da açılmak istiyor. Cibuti’yi bölgedeki askeri ve ekonomik amaçları için bir liman girişi olarak değerlendiriyor. Fakat unuttuğu bir şey var. Fransa’nın hesapları olduğu gibi Çin, Hindistan ve Japonya’nın da çıkarları var ve bu devletlerin ayağına basmamak noktasında dikkatli olması gerekiyor.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.