Yazarlar 23 oyun gizli öznesi

23 oyun gizli öznesi

İsmail Kılıçarslan
İsmail Kılıçarslan Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Dodurga’da yapılan seçimde 23 oy alanların gizli öznesi halk düşmanlığı imiş meğer. Onu da gördü bu gözler. Anlatacağım derdimi ama önce biraz etrafından dolanayım meselenin.

Temelde “insan sevmeyen” bir siyasal hareket olduğu için, Zafer Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından Dodurga Beldesi’nde yapılan seçimle ilgili atılan o “zekâ dolu” tweeti anlarım. Seçmeni, halkı, insanın seçimini aşağılayarak politik mesafe alınabileceğini zannetmek eski bir Kamalist hastalığıdır neticede ve nerede fırsatını bulursa orada pörtler.

Dediğim gibi, Zafer Partisi’ni anlarım. Zekâları buna elverişli. Türkiye’de kendilerinin dışında tek bir insan kalmayıncaya kadar mücadelelerine de devam edecekler anladığım kadarıyla. Allah fırsat vermesin.

Aslında Zafercilerin ve pek çok benzerlerinin bence içlerinden geçirdikleri hayal, Türkiye’nin “sandığın yalandan ortaya konulduğu” bir BAAS ülkesi olması. Hani Beşşar Esad’ın bile Yüzde 95’le seçildiği Arap işi seçimler var ya. Türkiye de onlardan olsun istiyorlar. Hiç gerçek seçim olmasın ama hep onlar seçilsin ve bu bir şeyden anlamaz, siyasi tercih yapamayan halkı “aydınlata aydınlata” ömür sürsünler.

Bu arada zaten “Türk” olmayan ve/veya kendi

“Türk” tanımlarına uymayan herkesi de kurşuna dizsinler.

Bu, burada bir dursun.

Meğer hâlâ yaşıyormuş Özdemir İnce. Hatırlayanınız kalmış mıdır bilmem. Olağanüstü kötü bir şair ve çevirmendir. “Şairliği mi kötü, çevirmenliği mi?” diye sorsanız inanın tercih yapamayız. Minareyi “kule”, akşam ezanını “şarkı” diye çevirmişliği vardır. Yazdığı en iyi şiir de “Tanrım bana lütfen iyi bir şiir bahşet” minvalindeki sızlanmasıdır. Şiir bile değil, sızlanma. Varın gerisini siz hesap edin.

Fakat bu ikisinden de kötüsü Özdemir İnce’nin dillere destan faşistliğidir. Dün bir vesile güncel bir videosu düştü önüme. Ezanın Türkçe okunmasını söylemesi falan bir yana da İsmet İnönü’nün 1970’lere kadar çok partili hayata geçmemesi gerektiğini savunması göz yaşartıcı idi. Hele hele Türkiye’de askerin darbe yaparken istinat olarak kullandığı kanunun kaldırılması bahsinde neredeyse ağlayacaktı koca adam. “Kaldırılamamalıydı o kanun, asker kafasına göre darbe yapmalı, darbeciye hesap sorulmamalıydı” diyor özetle.

“Aydınlatamadık şu halkımızı, ah ah aydınlatamadık” diye inleyip duran adamlardır bunlar. Bitecekler sanıyorsunuz, Kur’ân’ı hıfzetmiş hafızların fotoğrafının üzerine “uzaya gitmemize az kaldı” yazan dangalaklar çıkıyor her seferinde. Üstelik bu dangalaklar bir yandan da en basit tanımla “bilimsel gelişim” için toplamda sıfır çıktı üretebildiklerini biliyorlar.

Hazin bir “gelişememe” durumudur Türkiye’de “aslında bu millet olmasa vatandaşla aramız çok iyi olacak” diyen dangalakların durumu. Bir türlü “aradığı halkı bulamamış” romantikler olarak gezerler aramızda. “Mustafa Kemal 10 yıl daha yaşasaydı” diyeninden “İsmet İnönü çok partili hayatın önünü açmayaydı” diyenine kadar ne ararsanız vardır o tarlada.

Bu da burada bir dursun.

Zafer Partisi’ni de, Özdemir İnce’yi de, bilmem kimi de anlıyorum da DEVA Partisi’nin “bir çeşit Kamalist” bir sistem partisine dönüşmesine ve halkı aşağılamasına şaşırma hakkımı kullanıyorum yine de.

“Ya ne olacaktı?” demeyin. İnsan, bunca savrulmayı anlamıyor.

Çankırı’nın Dodurga beldesinde seçim olmuş. Seçime 8 parti girmiş. İYİ Parti ve CHP, yoldaşları DEVA partisinin adayını desteklemiş. Hatta açıklama yapmışlar “Cumhur İttifakı burada %40’ı zor alır” diye. Ne olmuş sonuç: DEVA Partisi nam partinin adayı 23 oy alabilmiş.

Yahu, DEVA Partisi’nin Basın Sözcüsü, “ben olmasam bu Çankırı yoktu yok” diye dolanan, Çankırılı İdris Şahin’in gazına gelip “siler süpürürüz Dodurga’yı” cümlesini satın alan siz. 23 oyu zorla alan siz. Finalde partinin dış ilişkiler koordinatörü olacak Abdurrahman Bilgiç üzerinden Dodurga halkına “Dodurga jelibon bulmuş” yazdıran siz. Bir de hızını alamamış olacak ki eski diplomat bilmem ne zıkkım bol tecrübeli beyefendi, “bu yoklukta 1.000 oy az mı AKP için?” yazmış iyi mi.

Sorarlar adama değil mi “sen kaç seçime girdin de kimden kaç oy aldın beybaba?” diye.

Dodurga jelibon bulmuşmuş. Açıp sordun mu partinin sözcüsüne “kardeşim, 3 partinin ortaklaşa girdikleri seçimde sandık müşahitlerinin bazıları bile bize oy vermemiş bu hesapla, hani silip süpürüyorduk, sen ne ayaksın?” diye. Sormadın. Açıp sordun mu genel başkanına “yahu genel başkanım, hani biz iktidara yürüyorduk,

3 parti ortak girdiğimiz seçimde 23 oy almak ne rezalettir?” diye. Sormadın.

Ama halktan hesap sormak kolay tabii. Halkla dalga geçmek, onu aşağılamak kolay tabii. Vur abalıya.

Geç dalganı değil mi?

Vallaha aklımın erdiğini söyleyeyim de öyle bitireyim. Halkla dalga geçmek yerine açıp bilmem nerenizle dalga geçseniz daha iyi bir siyasal sonuç alabilirdiniz bence.

Bir de şu: Yahu ilk iş leş gibi Kamalist olur mu lan bir parti? Azıcık ağırlığınız olsun be. Azıcık bir saygınlığınız kalsın. Bak o saygınlık kalmayınca 2 tane ortak alıyon yanına, bu halk da

23 oyu koyuyor masaya. Sonra da diyor ki sana: “Bak Ali bak, bu benim tercihim.”

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.