Ramazan hocadan sonra sırada kim var?

04:0011/04/2026, Cumartesi
G: 11/04/2026, Cumartesi
İsmail Kılıçarslan

“Dünyanın en saçma işletilen yasaları listesi” yapılsa herhalde 5816 sayılı Atatürk’ü koruma kanunu ilk onda yer bulur kendisine. Hemen her ay, hatta her hafta bu yasanın bir mağdurunun haberini görüyoruz. Yasayı 25 Temmuz 1951’de, hiçbir zaman pek bayılmadığım ancak idam edilmesini “çok sembolik bir mücadelenin çok sembolik bir meselesi” olarak gördüğüm için epeyce saygı duyduğum Adnan Menderes çıkartmış. Yasaya göre Mustafa Kamal’in hatırasına alenen hakaret etmek ya da sövmek, Mustafa Kamal’in

“Dünyanın en saçma işletilen yasaları listesi” yapılsa herhalde 5816 sayılı Atatürk’ü koruma kanunu ilk onda yer bulur kendisine. Hemen her ay, hatta her hafta bu yasanın bir mağdurunun haberini görüyoruz.


Yasayı 25 Temmuz 1951’de, hiçbir zaman pek bayılmadığım ancak idam edilmesini “çok sembolik bir mücadelenin çok sembolik bir meselesi” olarak gördüğüm için epeyce saygı duyduğum Adnan Menderes çıkartmış. Yasaya göre Mustafa Kamal’in hatırasına alenen hakaret etmek ya da sövmek, Mustafa Kamal’in heykellerine ya da kabrine zarar vermek 1 ila 5 yıl arasında değişen cezalara konu oluyor.

Dikkat isterim. Yasanın kendisini de bir miktar saçma bulmakla beraber asıl saçma bulduğum şey yasanın işletilme biçimi. Elbette sövülmesin Mustafa Kamal’a, elbette hakaret edilmesin, hele kabrine hiç zarar verilmesin falan tabii de bu yasa bunlar için yok. Bu yasa, bir paganist topluluğu andıran Kamalperest kütlenin düzenli olarak “tanrılar kurban ister” diyerek böğürmesinin ardından birimizin kurban seçilmesi için işletiliyor.

Mustafa Kamal hakkında kurabileceğiniz her cümle, ama aklınıza gelebilecek her cümle bu yasanın radarına takılıp sizi kurban edebiliyor.

Savcılar hakkımda harekete geçsin diye değil, misalen söylüyorum. Çokça alkol tükettiğini bizatihi Kamalperestlerin de böbürlene böbürlene anlatıp aktardıkları Mustafa Kamal hakkında “acaba alkolik miydi?” diye sorsak hop, mahkeme önünde buluyoruz kendimizi. Hele “Vedat” meselesine falan hiç girilemiyor. Meselenin aslını faslını öğrenmek için çalışma yapacak bir tarihçinin en küçük bir cümlesi dava sebebi sayılabilir.

Örnekleri çoğaltmak mümkün ama gereksiz. Sadece şunu da söyleyeyim. Adı Atatürk Meydanı olan bir meydandan geçerken Mustafa Kamal heykeli 100 metre uzağınızda olsa, siz normal konuşma sesinizle yanınızdaki arkadaşınıza Hazret-i İbrahim’in putlarla mücadelesini anlatsanız ve bir Kamalperest de bunu duyup sizi savcılığa şikâyet etse yargılanırsınız yahu. Bu kadar komik ve bu kadar trajik bir mesele bu.

Yasanın son mağduru biliyorsunuz hepimiz bastırınca beraat eden 30 yıllık öğretmen Ramazan Avuşmak hoca oldu. Mesele de şuydu hatırlayacaksınız. Ramazan hoca sınıfta tahtaya “Güzel düşünen güzel görür, güzel gören hayattan zevk alır” cümlesini yazıyor. Bir öğrenci de “Bu söz Mustafa Kemal’e mi ait?” diye soruyor. Ramazan hoca da, “Atatürk’ün sanatla, felsefeyle ne alakası var? O savaşçı, asker bir adam” diye cevap veriyor. Ondan sonra yandı gülüm keten helva. Okulun paganist Kamalperest müdür yardımcısı bu cümlede hakaret olduğu iddiası ile öğrencileri organize edip şikâyet dilekçeleri yazdırıyor ve evet, Ramazan hoca, Mustafa Kamal hakkında kurduğu o cümleler yüzünden tutuklanıyor, ardından önce tutukluğu kaldırılıyor, ardından da beraat ediyor. Meselede bir iddia da Aynur İstanbul ile tutuklama kararı veren savcının daha önce de benzeri işbirlikleri yaptığı yönünde.

Şimdi. Birisi bana tane tane anlatabilir mi lütfen? Hiç yanlış değil, Mustafa Kamal sanattan da felsefeden de pek anlamaz da velev ki dünyanın en yanlış tespiti bile olsa “Atatürk’ün sanatla, felsefeyle ne alakası var?” cümlesi tutuklanma gerektirir, mahkeme gerektirir, yargılama gerektirir bir cümle midir? Bu nasıl yasa, bu nasıl yorum?

“Atatürk’ün atom fiziği ile ne alakası var? Savaşçı, asker bir kişidir” desem ben de tutuklanır mıyım? Biz her seferinde bu paganistlere kurban vermek zorunda mıyız? Altmış küsur yaşında, 30 yıldan uzun süredir öğretmenlik yapan birini bile tutuklatabilen bu saçma yasayı kaldırmak için daha ne kadar kurban vermemiz gerekecek, dahası daha ne kadar oy vermemiz gerekecek?

Kaldırın yahu artık şu yasayı. Kaldır(a)mayacaksanız kapsamını değiştirin. Bu saçmalığa tahammül etmek zorunda değiliz ki.

Bitirmeden bir şey: Sıradaki kurbana kadar “paganistlerin son kurbanı” unvanını elinde bulunduran Ramazan hocaya çok geçmiş olsun.

Ardından başka bir şey: Adalet Bakanı Akın Gürlek’e bir çağrım var. O saçma sapan dilekçelerle 60 yaşını geçkin bir adamı tutuklatan o savcı var ya. O saçma sapan dosyayı kabul eden savcı hani. Aynur İstanbul ile işbirliği yaptığı iddia edilen savcı. O savcının mesleğine devam etmesi sizce de ayıp olmaz mı Sayın Bakan?

Ardından bir başka şey: Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e bir çağrım var. Ramazan hocaya kumpas kuran, öğrencileri baskıyla organize eden o müdür yardımcısının yani Aynur İstanbul’un hayatına öğretmen olarak devam etmesi sizce de ayıp olmaz mı Sayın Bakan?

Hem savcıyı hem Aynur İstanbul isimli şahsı mesleklerinden men ettiğiniz o hayırlı haberlerinizi bekliyor olacağız. Hadi yasayı şey edemediniz diyelim. En azından bunu borçlusunuz artık bize.

#Aktüel
#Hayat
#İsmail Kılıçarslan