Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar 2023 için, Çinden çıkarılacak dersler

‘2023’ için, Çin’den çıkarılacak dersler

Kerem Alkin
Kerem Alkin Gazete Yazarı

Türkiye'nin ve bölgenin 'sersemletici' siyasi gündemi içerisinde kaynamış olabilir; Türk iş dünyası halen 64. Hükümet'ten ve Ekonomi Yönetimi'nden kapsamlı, heyecan verici, proaktif bir yeni büyüme modeli bekliyor. 2014 yılında 823 milyar dolara yükselmiş olan Türkiye'nin GSYH'sı, Türk Lirası'ndaki değer kaybının etkisi ile, 2015'de 750-760 milyar dolara gerilemiş olabileceği öngörülüyor. Bu durum, 11 bin ile 13 bin dolar arasındaki bir aralığa doğru tırmanışı sürdürmesi gereken kişi başına milli gelirin, şu anda 10 bin doların altına gerilediğini göstermekte. Yani, Türk ekonomisi için yeniden 'orta gelir tuzağı' riski arttı. İş dünyası, artan terör baskısı, daralan ihracatı hareketlendirecek yeni pazar ve koridor arayışları çerçevesinde, hem reel sektörde uzayan ödeme vadeleriyle, hem kredi musluklarını iyice kısmış olan bankacılık sektörü ile, hem de Türk hane halkının hayli kırılganlaşmış olan tüketim eğilimi ile boğuşuyor. Buna karşılık, Ekonomi Yönetimi'nin, ekonomide 'güven'i arttıracak, piyasada dönen nakdi rahatlatacak, iflas haberlerini azaltacak ve reel sektörü cesaretlendirecek seri, uygulanabilir, çabuk sonuç verebilecek tedbir ve adımları ise bir türlü gelmiyor.
Bu tablo içerisinde, küresel ekonomi ile ilgili sinyaller de parlak değil. Bu nedenle, ABD ve Çin gibi proaktif ülkeler de, toparlanma süreci daha da uzayacakmış gibi gözüken dünya ekonomisinin kendi ekonomileri üzerindeki olası etkilerini bertaraf etmek için, sürekli yeni tedbirler düşünmekteler. ABD Merkez Bankası da (FED) artan küresel risklerin ABD ekonomisine yönelik etkilerini dikkate alarak, söylemini yumuşattı. Türkiye ise, katma değer üretimi ve ihracat hacminde giderek sıkışmakta olması nedeniyle, inovasyonu, yüksek teknolojiyi, Sanayi 4.0 gibi konu başlıklarını gündemine almaya çalışıyor. 1 Nisan'da başlayacak 'LTE Advanced', yani bildiğimiz ifadesiyle '4.5G' ile, Türkiye'nin katma değer üretimini sıçratacak bir adım atıyoruz. Ancak, önemli bir sıkıntımız var; söz konusu teknolojinin alt yapısı hayli zayıf başlıyor. Çünkü, Türkiye 4.5G'ye geçmezden önce belirlemesi gereken 'ulusal genişbant stratejisi'ni henüz oluşturmuş değil.
Çin'den "önce otoyol" adımı
Şöyle canlandırın gözünüzde; Türkiye, evlerin kapısına Ferrari arabaları dizmiş; ama, bu arabaların gideceği düzgün yollar, otoyollar ve ulaşım ağı yok. İzmir'de yüksek teknolojili makine satan ve alkışlanması gereken bir firmamız, ürettiği ultra teknolojili makineyi Brezilya'ya satmış; Brezilya'da monte edilmiş olan cihaza yazılım yüklemesi gerekiyor ve Brezilya'ya İzmir'deki internet bağlantısının kalitesizliği ile yazılımı bir türlü gönderemiyor. Türkiye, '2023 hedefleri'ne soyunuyor; ama henüz 'sanal otoyolları' hazır değil, teknolojik alt yapı yetersiz. Peki Çin ne yapıyor? 13. 5 yıllık kalkınma planı çalışmalarını yeni bitirmiş olan Çin, 2020'ye kadar uygulanacak olan yeni planla, teknoloji ve internet alanında etkin bir rol oynamaya soyunuyor. 'Internet Plus' adı verilen 13. Kalkınma Planı, çip materyalleri, robotik, havacılık ekipmanları ve uydular gibi bir çok alanda yatırımları öngörmekte. Internet Plus'ın bir parçası olarak Çin, GSYH'sının yüzde 2,5'ini bu yatırımlara aktarmayı planlıyor. Bu oran önceki 5 yıllık kalkınma planında yüzde 2,1'miş.
Yani, Çin 275 milyar dolarlık bir yatırım hamlesine giriyor. Çin, bu hamleyle teknoloji alanında dışa bağımlılığı azaltacak; yerel teknoloji şirketlerine destek verecek. Çin'in bu hamlesinden, ABD gibi teknoloji ihraç eden ülkeler memnun kalmadı. Internet Plus ile büyük şehirlere 100 Mbps internet hızı sağlanması hedeflenirken, toplam nüfusun yüzde 98'inin de internete erişimi sağlanacak. Bu yazıyı size ulaştırmak için, biraz sonra tamamlayıp, gazeteye göndermeye çalışırken, indirme hızım 3,5 Mbps, yükleme hızım 1,0 Mbps. Yani, Türkiye'de Mars'a ulaşmak için yolcu uçağı kullanıyoruz. Türkiye inovasyondan söz ediyor; yüksek katma değer üretmekten söz ediyor; ar-ge desteklerini konuşuyoruz. Ama, tüm bu stratejik adımları atacak bilişim alt yapımız yok. Etrafınızda herkese sorun; İstanbul, Ankara ve İzmir'in en merkezi ilçelerinin ne kadarında fiber optik kablo var. Ve, 64. Hükümet'e, ilgili bakanlara, ilgili kurumlara dönüyorum ve soruyorum: “Türkiye'nin 2023 hedeflerini yerel yönetimlerinin insafına bırakmaya kararlı mısınız? Türkiye 4-5 kat fiberoptik kablo döşemeden ve 'ulusal genişbant stratejisi' olmadan, bu hedefler nasıl gerçekleşecek?”
Esas sorun 'kapasite fazlası'
Bir husus daha; 'Piyasa Ekonomisi' demek, zaten kapasite fazlası riski olan bir sektöre yatırım yapmak isteyenlere ses çıkarmamak değildir. Pek çok sektör, Ekonomi Yönetimi'nin kapısını aşındırıp, gıda, inşaat malzemesi gibi temel imalat sanayi sektörlerinde kapasite fazlası olduğu uyarısında bulundu; ama, bu sektörlere yönelik sorun çıkaracak yatırımların, başka sektörlere yönlendirilmesine yönelik bir planlama yapamadık. Şimdi, bir sürü sektörde 'kapasite fazlası sorunumuz var. Şimdi, Çin de, demir-çelik, çimento ve kimya sanayisindeki kapasite fazlasını eritecek; altyapı ve çevre yatırımlarına ağırlık verecek yeni bir sürece geçiyor. Büyük kamu şirketlerinin yeniden yapılandırılması ve bu kapsamda işten çıkarılmaların önüne geçmek adına, şirketleri kapatmak yerine, aynı sektördeki başarılı gruplarla birleştirmeye yönelecekler. Türkiye de, aynen Çin gibi, geleceğini kurgularken, pek çok sektörde konsolidasyona gitmek zorunda. Artık, reel sektör için 'cidden' samimi çaba sarf etme zamanı.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.