|
Yazarlar

Arkadaşım Ayda'nın abisi Ohannes Semerciyan

12:41 . 25/04/2015 Cumartesi

Kevser Topkar

1966 yılında İstanbul’da doğdu. Kuzguncuk İlkokulu ve Üsküdar Kız Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümüne girdi. 1987’de mezun olacakken başörtüsü yasağından dolayı üniversiteye ara verdi. Fakülteyi iki sene sonra bitirebildi. 1998-2000 tarihleri arasında Sudan’da bulundu. Bu esnada Afrika Üniversitesinde Arap dili eğitimi aldı. Türkiye’ye döndüğünde özel sağlık alanında yöneticilik yaptı. Fide Yayınlarının kuruluşundan itibaren editörlüğünü üstlendi. Öykü, çocuk hikayeleri ve derlemelerden oluşan kitapları yayınlandı. TC. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde özel araştırmacı olarak Filistin’e Yahudi göçlerini araştırdı. Başörtüsü yasağı kaldırıldığında Marmara Üniversitesi Yakınçağ Tarihinde yüksek lisansını tamamladı. Aynı üniversite halen doktora yapmaktadır. Üsküdar Belediyesi’nde 6 senedir sosyal projelerden sorumlu Başkan Danışmanı olarak çalışmaktadır. Almanca, Arapça ve İngilizce bilmektedir. Evli ve dört çocuk annesidir.

Kevser Topkar
Sene 1979. Üsküdar Kız Lisesi'nde öğrenciyim. Sınıf arkadaşım Ayda ile aynı zamanda komşuyuz. Annesi Eliza teyze güler yüzlü tatlı dilli bir hanım. Kuzguncuk'ta, merdivenlerle çıkılan dik bir yokuşun başında; bakımsız, siyah tahtalı, büyükçe bir ahşap evde oturuyorlar. Ayda'nın bir de ağbeyi var. Uzun boylu kumral bir genç olarak kalmış hafızamda. Ohannes Semerciyan.

Ayda güzel bir kız. Uzun kumral saçları var. Okuldan sonra evlerimizin bahçesinde oturup sohbet ediyoruz. Mahalledeki genç delikanlılar, kızlara çapkın bakışlar atıyorlar. Ayda'yla ilgilen Müslüman bir genç var. 70'li yıllarda aşklar platonik. Gezme tozma, sinemaya gitme kızın adını dile düşereceği için daha ziyade kaçamak bakışmalarla ilgi beyan ediliyor. Bir de akşamları gidilen yazlık sinama var. Yolda karşılaşmalar, selamlaşmalar ayrı bir heyacan kaynağı. Ayda'ya yanık genç, ne zaman dışarı çıksak evinin balkonunda bitiveriyor. Onun pek aldırdığı yok. Kızlar daha ağır ve isteksiz görünmek zorunda. O zamanların raconu öyle.

Ayda ile aramızdaki tek fark din kültürü dersinde diğer Ermeni arkadaşımız Arlet ile birlikte sınıftan çıkıp kantinde takılmaları. Okulda gayrimüslimlere din dersi zorunlu değildi. Çocukca merakımızla onlara Hırıstiyan dinine dair sorular sorardık. Hz. Adem ile Hz. Havva'nın hikayesi onlarda da aynıydı. Allah 'Baba'ydı.. Pazar günü gittikleri kilisenin bizim dünyamızdaki camide karşılığı yoktu. Hemen hiç birimiz camiye gitmemiştik. Cuma hutbeleri tamamen erkeklere hastı. Onların kilisede ne yaptıklarını merakla dinlerdik.

Mahallemizdeki Kur'an ve Mevlüt okumalarına Eliza teyze de katılırdı. Müslümanlara saygısından başına beyaz bir tülbent atardı. Komşu çocuklarından birinin sünnet mevlidinde zerdesini yerken bizler gibi Bismillah demesi için hoca hanım telkinde bulunmuştu. O da kırmamış Besmele çekmişti. Aydalar'ın bahçede otururken annesi bazen yağda hamur pişirir bize de ikram ederdi. Bir de boyalı paskalya yumurtalarını hatırlıyorum. Hırıstiyanların dini günleri bizler için de eğlence kaynağıydı.

Birgün hiç birimizle vedalaşmadan aniden ortadan kayboldular. Evleri bomboş kaldı. Siyah tahtalarıyla perdesiz camları ürkütücü bir terkedilmişlik hissi veriyordu. Ayda ile oturduğumuz bahçedeki leylaklar boy veren dikenlerle yabani otların arasında kayboldular. Uzun bir süre gözlerim umutsuzca Ayda'yı aradı. Eliza teyzenin yolumuzu gözlediği penceresi boş kalmıştı. Daha sonra mahallenin yaramaz çocukları taş atarak boş evin camlarını kırdılar. Eliza teyzenin tertipli, düzenli, tertemiz evi kısa bir sürede harebeye dönüverdi.

Komşular Eliza teyzenin esnafa çok borcu olduğunu konuşuyorlardı. Birileri gelip gidip onları arıyordu. Komşulara sordukları sorulara aldıkları cevaplar, gelenlerde hayal kırıklıklarına sebep olmalı ki omuzları düşük ve kızgın ayrılıyorlardı mahalleden. Eliza teyze belli ki gitme kararını çok önceden vermiş. Eşyalarını satmış, ödemeyi düşünmediği borçlar almış. Hiç birimizle vedalaşmadan çekip gitmiş. Bütün mahalleli şaşkındık.

Bir gün resmi kıyafetli bir araç dolusu polis mahalleyi adeta ablukaya aldı. Eliza teyzenin yakın komşularından birinin evinin bahçesinde tek tek mahalle sakinlerinin ifadelerini aldılar. En son ne zaman gördüklerinden tutun da nelerden konuşurdunuza kadar bir yığın soruya cevap verildi. Duyduk ki Ohannes Semerciyan ASALA terör örgütü üyesiymiş. Orly Havaalanının bombalanması eylemini gerçekleştiren Ermenilerden biriymiş.

ASALA terör örgütü 15 Temmuz 1983'te Fransa'nın Orly Havaalanında THY kontuarı önünde patlattığı bomba ile 8 kişinin ölümüne 60 kişinin yaralanmasına sebep olmuştu. Teröristlerden Varujan Garbisyan ömür boyu hapse mahkum edilmişti. Ama Fransa devletinin merhametine uğrayarak salıverildi. Erivan'a gönderildi. Soner Nayır 15, Ohannes Semerciyan 10 yıl hapis cezalarına çarptırılarak daha sonra serbest bırakıldılar.

Ermeni tehciri konuşulurken ASALA'dan ve terör örgütlerinin hamisi Fransa'dan da bahsetmek gerekir diye düşündüm. PKK'nın da bir numaralı savunucusu olan Fransa'nın ülkemizdeki her karışıklıktan kendisine vazife çıkarıp, ellerine bulaşmış Afrika halklarının kanlarıyla erdemi temsil ediyor olması ne yaman bir çelişki.

.....

Sayın Selahaddin Demirtaş'a bir hatırlatma yapmak istiyorum. Ermeni tehcirinin bir sebebi de bölgedeki Kürtlerin saldırılarından Ermenileri korumaktı. Ermeni çetecilerin köy baskınları ve sivil halka uyguladıkları katliam, karşı tepkilere sebep olmuş ve kendi haline bırakıldığında bölgede asayişin sağlanmasının imkanı kalmamıştı. Soykırım iddiasında bulunan Demirtaş'a biraz arşiv karıştırmasını tavsiye ederim.

Ermenilerin yaşadıkları bölgeler; Van Gölü havzası, Ağrı Dağı yöresi, Aras ve Arpaçay Vadileri, Elazığ ve Erzincan yöresi ile Yukarı Fırat bölgesidir. Bu bölgelerde ağırlıklı olarak Kürtler yaşamaktadır. 1915 hadiselerine zemin hazırlayan kavganın tarafları arasında Kürtler önemli bir yer tutar. Osmanlı asayişi sağlamakta zorlanınca tehcirden başka bir yol kalmamıştır. Tehcir olmasaydı Ermeni çetelerinin yaptığı katliamların ve Ruslarla birlik olup 500 yıl ekmeğini yedikleri vatana ihanetin intikamını, bölge halkı suçsuz Ermenilerden de alabilirdi. Sayın Demirtaş'a hatırlatırım.
#Ohannes Semerciyan
#Ermenistan
#Asala
8 yıl önce
default-profile-img
Arkadaşım Ayda'nın abisi Ohannes Semerciyan
“Erdoğan’sız seçim” senaryosu!
Kılıfa sokulan süngerin ince işleri
Çerkeszade bir muhacir alim Cevdet Said
Beş bin Kur’ân-ı Kerim yakan piskopos
Cumhuriyetçi Parti Trump’tan kaçıyor mu?