|
Herşey McDonald"s"da bomba patlatılması ile başladı (2)

Dünkü yazıda, geçen hafta başı açıklanan mahkeme kararı çerçevesinde Erhan Tuncel''in 2004 yılında Trabzon''daki McDonald''s şubesinin bombalanmasından dolayı 10 yıl 5 ay hapis cezasına mahkûm edilmesi kararının çok dikkat çekici bir yönü olduğunu belirtmiş ve “Hrant cinayeti”ne ulaşan süreçte her şeyin olmasa da pek çok şeyin bu olayla başladığını söylemiştim. Demek ki “idare” (burada Trabzon Emniyet Müdürlüğü) sekiz yılı aşkın bir süre sonra mahkemenin kelimenin tam anlamıyla bir terör suçundan mahkûm ettiği bir kişiyi “muhbir” olarak kullanmakta bir beis görmemişti. O halde şimdi siz söyleyin; işlediği terör suçundan dolayı sekiz yılı aşkın bir süre sonra ancak mahkûm olabilen bu kişiyi 5''i çocuk 6 kişinin yaralandığı bu olaydan hemen sonra muhbir olarak istihdam eden bir idareye bu işin hesabı sorulmayacak mı bugün?

Dünkü yazıyı Yasin Hayal''in tek sanık olarak yargılandığı bu bomba patlatma olayından dolayı 6 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldığını hatırlatarak bitirmiştim. Bu terörist, bu “halk düşmanı” -bir kanun devletinde akla hayale gelmeyen bir biçimde- “tutuksuz” olarak yargılandığı gibi davanın Yargıtay faslının tamamlanmasını da yine “tutuksuz” olarak bekliyordu.

Yasin Hayal, Trabzon''daki McDonalds şubesinde bomba patlattığı için 6 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmış, ancak cezaevinde geçirdiği 11 aylık süre göz önüne alınarak, dosya Yargıtay''da vakit geçirirken sanığın da açık havada dolaşması uygun görülmüştü.

Düşünün, ortada 6 kişinin yaralandığı bombalı bir olay var ama mahkeme sanığın salıverilmesine karar veriyor.

Bu salıverilme hikayesinin nedenini de bulup yazmıştım.

Çünkü, Hayal''in avukatları bombalama eylemine ilişkin bir Yargıtay kararını emsal göstermişlerdi. Mahkeme de bu “emsal”in üzerine olayda yaralananların şikayetlerini geri alması üzerine sanığın sabit ikametgah sahibi olmasını ve duruşmalarda sergilediği iyi hali de koyarak “tutuksuz yargılama” kararı almıştı.

Yasin Hayal''e Trabzon 1.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından (nihayet) kesilen 6 yıl 6 ay hapis cezasının dökümü şöyleydi:

Patlayıcı madde imal etmek suçundan 3 yıl 4 ay.

Patlayıcı atmak suçundan 10 ay.

Mala zarar vermek suçundan 10 ay.

6 kişinin yaralanmasına neden olmak suçundan 20 ay.

Yargıtay epeyce düşünüp taşındıktan sonra – 2008- 3 yıl 4 aylık cezayı onamış, diğer cezalar için sanığın yeniden yargılanmasına karar vermişti.

Yargıtay bozma kararında, olayda yaralanan 6 mağdur için verilen toplam 20 ay hapis cezasına itiraz ederek her mağdur için ayrı ayrı ceza verilmesi gerektiğini belirtiyordu.

Dava tekrar Trabzon''a taşındı. Yargıtay''ın ilk kararı bozma gerekçesi doğrultusunda Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi''nden bu kez çıkan kararda kesilen cezaların dökümü de şöyleydi:

“Kişilerde korku, kaygı ve panik yaratacak şekilde patlayıcı madde kullanmak” suçundan 10 ay.

“Zarar ve ızrar” suçundan 10 ay.

Olayda yaralanan 6 kişiden her biri için 3 ay 10 gün.

Böylece Yargıtay''ın gönlü yapılmış oluyor.

Önceki kararda 6 kişi için toplam 20 ay hapis cezası kesilmişken, bugün her kişi için 3 ay 10 gün olmak üzere toplam 20 ay ceza kesiliyordu.

Kolay hesap doğrusu: 20/6= 3 ay 10 gün.

Demek ki bu memlekette özellikle küçük yaşta insanların toplandığı bir köfteci dükkanına bomba atmak suçunun cezası bundan ibaretti. Bomba atılmış, 6 kişi yaralanmış, Allah korumuş kimse ölmemiş ve cezası bu kadar.

Demek “kişilerde korku, kaygı ve panik yaratacak şekilde patlayıcı madde kullanmak” suçunun bu memlekette karşılaştığı ceza “10 ay”cık.

Olayda yaralanan her kişi için kesilen ceza ise “3 ay 10 gün”cük sadece.

Sanki mahkeme heyeti “Siz de köfteciye gitmeyip karnınızı evde doyursaydınız” diye akıl yürütmüştü.

Oysa besbelli ki bu eylemin adı dünyada “terör eylemi” olarak geçiyor. Terörizm-terör eyleminin tarifi tam da bu, yani “sivil halka” yönelik bombalı vs saldırılar değil mi? “Tedhiş” yani eskilerin deyişiyle.:

Bu suç ve ceza dengesi çerçevesinde mi vatandaşların güvenliği sağlanacaktı? İnsanların çocuklarını yanlarına alarak güven içinde köftecinin yolunu tutmaları bu dengenin üzerine mi inşa edilecekti? Kimse bu dengeyi kabul edebileceğimizi, bir “terör” eylemine ilişkin kesilen bu mini minnacık cezalarla kendimizi huzur içinde hissedebileceğimizi sanmasın. Üşenmesem bu kararın altına bu ülkede kimin hangi eylemden dolayı ne kadar hapis cezasına çarptırıldığına ilişkin örnekler de eklemek isterim ama gerek yok çünkü farkındasınız.

Bu “adalet komedisi” sizin nazarınızda da, bir terör eyleminden (McDonald''s olayı) bir başka terör eylemini, bu kez bir siyasi cinayeti (Hrant''ın öldürülmesi) çıkartabilmek için kaleme alınmış bir senaryonun çekimi tamamlanmış hali değil mi?

12 yıl önce
Herşey McDonald"s"da bomba patlatılması ile başladı (2)
Bir Başka Mesele: Truva atını içimize yerleştirdiler
Ahlâk kitapları ve “İslâm Ahlâkının Esasları”
Şimdi gözler Avrupa Birliği’nde…
Çocuğun adı Hanzala
İran, emperyalistlerle mi savaşıyor, Müslümanlarla mı?