"Üye tam sayısı" boş üyelikleri de kapsıyor mu?

00:0023/04/2007, Pazartesi
G: 28/08/2019, Çarşamba
Kürşat Bumin

Anayasa''nın 102. maddesinde de yer alan "Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısı" ifadesini nasıl anlamak gerekir?Anayasa''nın Yasama faslına ilişkin ilk maddesi (madde 75) "Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen beşyüzelli milletvekilinden oluşur" demektedir.Demek ki "TBMM üye tam sayısı" 550''dir.Dolayısıyla, Anayasa''nın toplantı ve karar yeter sayılarından söz eden maddelerinde belirtilen yüzdeler bu sayı göz önüne alınarak hesaplanacaktır.TBMM üye tam sayısı Anayasa''nın 75. maddesi

Anayasa''nın 102. maddesinde de yer alan "Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısı" ifadesini nasıl anlamak gerekir?

Anayasa''nın Yasama faslına ilişkin ilk maddesi (madde 75) "Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen beşyüzelli milletvekilinden oluşur" demektedir.

Demek ki "TBMM üye tam sayısı" 550''dir.

Dolayısıyla, Anayasa''nın toplantı ve karar yeter sayılarından söz eden maddelerinde belirtilen yüzdeler bu sayı göz önüne alınarak hesaplanacaktır.

TBMM üye tam sayısı Anayasa''nın 75. maddesi gereği 550 olarak alınınca üye tam sayısının üçte biri "183.333..", üçte ikisi ise "366.666.." olarak çıkmaktadır. Ancak "teamüle" göre bu kesirli sayılar sırasıyla 184 ve 367 olarak kabul görmektedir.

Bu hesap doğru mudur? Bana göre bu küsuratlı sayıların bir sonraki tam sayıya dönüştürülmesi problemli bir işlemdir. Özellikle de "183.333.."ün 184''e terfi ettirilmesi.

Bu "hesap hatası"nın nedeni, 550 olan milletvekili sayısının üçe bölünememesinden kaynaklanmaktadır. Bu problem, 82 Anayasası''nın başlangıçta milletvekili sayısını 400 olarak tespit ettiği dönemde de mevcuttu. 550 gibi 400 de (küsuratsız olarak) üçe bölünemiyordu. Ama eğer milletvekili sayısı 82 Anayasası''nda sonradan yapılan bir değişiklikte getirildiği gibi 450 olarak sürseydi, mesele kalmayacaktı. Çünkü 450 kolayca üçe bölünüyor ve devamında da 2/3 çoğunluk net olarak ortaya çıkabiliyordu.

Bugün TBMM''de dolu milletvekili koltuğu sayısı 542''dir. Zaman içinde istifalar ve vefatlar sonucu, başlangıçta 550 olan milletvekili sayısı 542''ye inmiştir.

Peki bu durumda "TBMM üye tam sayısı" ve bu sayının 1/3 ve 2/3''ü kaçtır?

Alın size bir bilmece...

Ayrıca unutmayın ki, bu soruya verilecek yanıt muhtemel bir "krizi" de ("367 meselesi") doğrudan etkilemektedir.

Benim konuya ilişkin görüşüm şöyle:

Bugün TBMM çatısı altında 542 milletvekili olduğuna göre, "üye tam sayısı" da bu kadar olmalıdır. Ayrıca bu "üye tam sayısı"nın 2/3''ü -iddia edildiği gibi- 367 değil, "361.333..", daha doğrusu (küsurat 0.5''den küçük olduğuna göre) 361''dir.

Aynı şekilde, Anayasa''nın 96. maddesinde toplantı yeter sayısı olarak aranan 1/3 de –yine iddia edildiği gibi- 184 değil, "180.666...", daha doğrusu (küsurat 0.5''den fazla olmasına rağmen sayımı yapılan bir insan (milletvekili) olduğuna göre) 180''dir.

Bu akıl yürütme tarzı(m) size de makul geliyor mu bilmiyorum...

Ancak bana göre "hesabın" böyle yapılması gerekir. TBMM üyelikleri bir biçimde (istifa ve vefat) düşmüş olanları hâlâ ısrarla "üye tam sayısı" içinde değerlendirmek her şeyden önce akla-mantığa aykırı değil midir?

Bu insanlar artık TBMM çatısı altında değildir. Tamam hatıraları oradadır ama bu onların "üye tam sayısı" içinde sayılmaları için yeterli bir mevcudiyet biçimi midir?

Demek ki yapılması gereken ilk iş, Anayasa değişikliğiyle "TBMM tam üye sayısının" 450 ya da 600 gibi üçe bölündüğünde arkasında küsurat bırakmayacak bir sayıya bağlanmasıdır. Buna mecburuz, çünkü aksi takdirde –bugünkü hesapta olduğu gibi- TBMM Genel Kurulu''nda varlıklarının"0.333" ve "0.666" oranlarıyla yoklamaya ve oylamaya katılan milletvekilleri bulunduğunu ilelebet kabul etmiş olacağız...

Mizaha haddinden fazla açık bu durumdan çıkmanın asıl yolu ise tabii ki pek çok ülkede olduğu gibi bizim de bir an önce "yedek milletvekilliği" uygulamasına geçmemizdir. Bu "yedekler" (Fransa''da buna "suppleant" diyorlar) olduğu takdirde TBMM üye sayısı başladığı gibi sürecektir. "Yedekler" seçimlerde "asiller"ile birlikte seçilip, asilin vefatı durumunda da boşalan koltuğu doldurulacaktır.

Dolayısıyla bizim de bu konuda bir şeyler yapmamız zorunludur. "Küsurat"dan hareketle çoğunluk hesabı yapmaktan vazgeçmemiz gerekmektedir. İstifa ya da vefat dolayısıyla boşalan koltukları –hiçbir şey olmamış gibi- "üye tam sayısı" içinde saymak büyük bir "hesap hatası"dır. Düşünün: -Allah hepsine uzun ömür versin ama- diyelim ki milletvekillerinin çok daha önemli bir bölümü bir biçimde aynı anda vefat etti; "üye tam sayısı" (boşalan milletvekillerinin doldurulmasına kadar) yine başlangıçta olduğu gibi mi hesaplanacaktır? Bugünkü "yanlış hesaba" göre evet... Ama unutmayalım ki, "milli irade" yaşadığı, hayatta olduğu zaman önemi ve değeri olan bir şeydir. Bugünün "boş üyelikler"ini bir dönem dolduran eskinin milletvekillerinin hatıralarına tabii ki saygı duyalım; ancak "hatıralar"ı da hesaba katarak yoklama ve oylama yapmaya artık son verelim.