Türkiye’deki ekonomi aktörlerin 3 yıldır devam eden dezenflasyon programının yan etkilerini en yoğun hissettiği dönemin içindeyiz. Açıkçası tahmin edilenden çok daha uzun süren böylesi bir sıkılaştırma programına reel sektörün bu denli dayanabilmesinin büyük bir başarı olduğunu düşünüyorum. Ancak bu süreçte reel sektörün ciddi hasar aldığı hatta bazı alınan hasarların kalıcı etkiler oluşturacağını da not etmek gerekiyor.
Bana göre geçmişte yapılan en önemli hataların başında faiz indirimi için oluşan alanın algısal olarak oluşan baskı nedeni ile zamanında kullanılmamış olması geliyor. Yani teknik olarak faiz indirimi için alan varken zamanında hareket edilmedi. Dolayısıyla hem görece yüksek faiz işleri zorlaştırdı hem de politika faizinin enflasyon için değil döviz kurunu tutmak için kullanıldığına ilişki genel bir kanaat oluşmasına neden olundu.
Açıkçası enflasyon gelişmelerine bakarak bana göre çok daha önce başlaması gereken faiz indirimlerini yeniden başlamaması için hiçbir neden yok. Savaşın oluşturduğu risklere rağmen oluşan enflasyon seviyesi, kuraklık ve zirai don yaşanmamasının katkısı ile yaş sebze-meyve fiyatlarının düşük gerçekleşmesi, eşel mobil sisteminin katkısı gibi unsurlar enflasyonist riskleri baskılıyor. Dahası sadece parasal değil miktarsal sıkılaştırma adımları da etkisini belirgin bir şekilde hissettiriyor. İç talep gelişmeleri dezenflasyon koşullarını ciddi bir şekilde destekliyor. Örneğin kartlı harcamalardaki yıllık reel değişim %0,7’lik bir düşüşe işaret ediyor. Tüketim malları ithalatındaki düşüş de süreci destekleyici. Çokça eleştirilen ve gelir dağılımı adaletsizliği yarattığı ifade edilen KKM’de hacim neredeyse bitti. Kredilerde uygulanan aylık büyüme sınırları zaten ciddi bir kısıt olarak piyasaları sıkıştırıyor.
Bu gelişmelerden yola çıkarsak 23 Temmuz’daki PPK’da bir faiz indirimi görmemek için hiçbir neden yok. Ancak tabi öncelikle politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranından ihalelerin yeniden başlaması gerekiyor. Zira politika faizi %37 ama şu an bu faiz seviyesinden bir fonlama yok. Faizin oluştuğu seviye bir hafta vadeli repo ihalelerinin yapılmaması nedeni ile politika faizinin 300 baz puan üzerinde. Yani Merkez Bankası’ndan PPK’da gerçekte bir faiz indirimi bekleyebilmek için öncelikle bir hafta vadeli repo ihalesinin yeniden başlamasını görmek gerekiyor. Ancak maalesef görünen o ki o noktadan halen oldukça uzaktayız. (Tabii ki bunları Merkez Bankası’nın bugüne kadarki politikaları, yazılı ve sözlü yönlendirmelerine bakarak söylüyorum.)
Yazımın ilk kısmında da belirttiğim gibi her ne kadar Merkez Bankası “bir kur hedefimiz yok” dese de hem finansal istikrar hem de döviz kuru geçişkenliği maksadı ile kurun hızlı yükselmesine engel olmak için yüksek faizi kullanıyor. Dolayısıyla salt enflasyon yönünle baktığımızda faiz indirimi yapabilecekken konuya döviz kuru gelişmelerini dahil ettiğimizde bırakın politika faizini indirmeyi bir süre daha bir hafta vadeli repo ihalelerine bile başlamayacağını öngörüyorum.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.