Yazarlar G20nin ardından COP26 ve ekonomileri bekleyen riskler

G20’nin ardından COP26 ve ekonomileri bekleyen riskler

Levent Yılmaz
Levent Yılmaz İnternet Yazarı
Abone Ol Google News

Küresel ekonomi ve dış politika açısından yoğun bir dönemin içinden geçiyoruz. Dünya bir yandan Kovid19 ve yüksek enflasyon gibi cari konularla uğraşırken diğer yandan da iklim değişikliği ve gıda güvencesi gibi uzun vadeli konulara kafa yoruyor. İşte tam da böyle bir dönemde hem G20 toplantıları hem de COP26 İklim Değişikliği Zirvesi tüm bu konuların masaya yatırıldığı platformalar olarak karşımıza çıkıyor.

G20 GÜNDEMİ VE SONUÇ DEKLARASYONU

G20’nin bu seneki ev sahibi İtalya’ydı. Yıl boyunca devam eden toplantılar geçen hafta sonu Roma’da yapılan liderler zirvesi ile son buldu. Zirvenin sonuç deklarasyonu 61 maddeden oluşuyor. Deklarasyona damgasını vuran konular Kovid19 ile mücadele, pandeminin küresel ekonomi üzerindeki etkilerinin hafifletilmesine yönelik işbirliğinin artırılması ve iklim değişikliği ile mücadele oldu. Bu bağlamda küresel sıcaklık artışının sanayileşme öncesine oranla 1,5 derece ile sınırlanması hedefine yönelik çalışmaların artırılması noktasındaki ihtiyaç bir kez daha vurgulandı.

G20 Zirvesi’nin diğer önemli konularından birisi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hemen hemen tüm uluslararası toplantılarda dikkat çektiği eşitsizliklerdi. Bu bağlamda hem az gelişmiş hem de gelişmekte olan ekonomilerin iklim değişikliğine uyum sağlamalarına yardımcı olmak için “finansmanı artırma” sözü kayıtlara geçmiş oldu.

COP26’DAN BEKLENTİLER

G20 Liderler Zirvesi’nin hemen ardından Glasgow’da “İklim Değişikliği Zirvesi” başladı. Her ne kadar iklim değişikliği konusu son dönemde daha fazla gündeme gelse de İklim Değişikliği Toplantıları Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında 1994 yılından bu yana düzenli bir şekilde yapılıyor. Elbette bu kadar uzun süredir devam eden toplantılardan daha etkin sonuçlar görmek hakkımızdı ancak görünen o ki bu tarz toplantıların etkisi algısından daha düşük oluyor.

Elbette yine de ülke liderlerinin iklim değişikliği gibi hayati öneme sahip bir konuda bir araya gelerek müzakerelere katılması son derece önemli.

KÜRESEL EKONOMİYİ BEKLEYEN TEHLİKELER

İklim değişikliği pek çok alanda makroekonomik sorunlara neden olacak. Elbette bu gerçek, iklim değişikliği ile mücadelenin sekteye uğratılması anlamına gelmiyor. Ancak bazı konulara ilişkin olarak proaktif önlemlerin alınması gerektiği de aşikâr. Peki hangi tehlikeler bizi bekliyor?

İklim değişikliği ile mücadele kapsamında atılacak adımların uzun dönemde girdi maliyetlerini artırması oldukça muhtemel. Özellikle enerji talebini karşılamak için daha fazla yeşil enerji yatırımına ihtiyaç olacak. Bu durum uzun süreli finansman maliyetlerini beraberinde getirecek. Diğer yandan kısa vadede hidrokarbon kaynaklara olan yatırımların azaldığını görüyoruz. Oysa tahminler 2050 yılına geldiğimizde toplam enerjinin halen önemli bir kısmının hidrokarbonlardan karşılanmaya devam edeceğini gösteriyor. Dolayısıyla enerji tarafından küresel enflasyona kalıcı bir etki gelebilir.

Ek olarak COP26’da da gündemde olan elektrikli otomobiller konusu ise can sıkacak bazı sınamalarla karşı karşıya. Mesela pek çok şehrin elektrik iletim altyapısının çok sayıda otomobilin eşanlı şarj edilmesini sağlayacak güçte olmadığını biliyoruz. Bu durum yüksek miktarda altyapı yatırımları gerektiriyor. Tabii tüm bunlar zaman içerisinde karşımıza çıkacak ancak şimdiden hazırlık yapmakta fayda var.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.