
Biraz eskilere dönelim. "Bir ömür boyu bağlı kaldığım CHP'' nin en küçük kademelerinde çalışmak benim için şeref olacaktır" diyen Orhan Seyfi Orhon, bağlılığına rağmen İsmet İnönü''ye yüklenir. 1946''da politikanın zirvesindeyken ayrılıp kenara çekilmesi gerektiğini söyler.
"İnönü, güzel, asil, yerinde bir feragatle politika dışında kalsaydı, bir örnek adam olacaktı. Demokrasi ahlâkı, bir fazilet havası halinde memleketi dolduracaktı. Kırıcı, yıkıcı, bizi birbirimize düşman edici çatışmalara yer kalmayacaktı. Karşılıklı saygı duyguları taşıyan eşit partilerin halk hizmetinde mücadelesini görecektik. Halk Partisi iktidarda kalsa da, iktidardan düşse de bunun şerefini taşıyacaktı...
Bunu yapmadı. Yapabilirdi. Yapabilecek kadar da bu milletin her türlü hürmetini, nimetini, mükafatını görmüştü. İktidarda kalmak isteğini yenemedi. Fakat bu iktidar şerefli olmamıştır..."
Orhan Seyfi, halka gadreyleyenin akibetinin hayrolmayacağını iyi bilmektedir. Bunu görmüş, yaşamıştırdır da.
Şaibeli 46 seçimlerinin ardından dört yıllık iktidar, hem İnönü için hem de parti için, "şairin dediği gibi" geçmiştir... Şerefli olmayan bir şekilde.
Ardından "Artık yeter!" diye haykıran Demokrat Parti 1950''de iktidara gelirken, İsmet Paşa şu lafı eder: "İktidara gül gibi bir memleket teslim ediyoruz."
Orhan Seyfi de "O nasıl gül?" diye sorar...
O, nasıl gül? Hopa''dan başlıyor açlık rejimi
Şark''ta taş devrini sürmekte henüz nev''i beşer
Hastalık, zelzele, tuğyan... Ve açık bir bütçe!
Öyle bir gül ki, Paşam, koklayanın burnu düşer!
- İsviçre''deki seçim sonucunu gördünüz mü Hocam, aşırı sağcı Halk Partisi kazandı.
- Evet Çekirge. Ben de senin gibi hem içeriyi hem dışarıyı takip ediyorum.
- Eminim. Hatta siz benden çok daha sıkı bir takip içindesiniz.
- Lafı yine uzatıyorsun Çekirge. Ne soracaksan sor!
- Diyeceğim şu ki Hocam, Halk Partisi''nin "aşırı sağcı" olması ilginç değil mi?
- Değil. Niye ilginç olsun ki? Bizde de öyle.
- Nasıyani?
- Bizde de yıllardır en solda olduğunu söyleyenlerin yaptıklarına bakınca, "aşırı sağda" olduklarını görürsün.
- Örnek vermeniz mümkün mü Hocam?
- Mesela son olarak, Kışlalı''nın cenaze töreninde atılan sloganlara bakabilirsin. İşçi Partisi''nin gövde gösterisine dönen törende siviller yuhalandı, asker alkışlandı.
1800''lü yılların İstanbul''unda, mütevazı bir semt olan Eyüp Sultan''da; Osmanlı''nın gündelik hayatındaki vazgeçilmez mekânlardan şirin bir mahalle bakkalı, mahalle sakinlerinden Mehmed Selahaddin amca ve hanımı Hatice Sâtıa teyze arasında geçen küçük bir hikayedir bu...
Sıradan bir gündür. Mehmed Selahaddin amca, hemen her gün tekrarlanan mutad sabah alışverişi için bakkala kadar çıkar. Alacağı birkaç kalem kahvaltılık nevaledir. Bu arada Hatice Sâtıa teyze kahvaltı sofrasını kurmuş, pişirdiği sütü fincanlara servis de etmiştir.
Süt fincanda soğumaya yüz tutmuş ama Mehmed amca bakkaldan henüz dönmemiştir. Sâtıa teyze meraklanmıştır; çünkü kadim bakkalları evlerinin hemen az ilerisindeki köşe başındadır.
"Sohbete mi daldılar acaba?" diye düşünüp dururken Mehmed amca nihayet elindeki nevalelerle kapıda görünür.
Kapı açılır açılmaz malum soru sorulur;
"Nerede kaldın bey? Meraklandım..."
Mehmed Selahaddin amca biraz yaşlıdır; bir iki soluklandıktan sonra "Hanım" der; "duydum ki mahallenin taa uç tarafına bir bakkal daha açılmış. Alışverişi oradan yapayım dedim; haliyle ondan geciktim."
Hatice Sâtıa teyze "niye" diye sorar hemen;
"Niye? Bizim bakkal efendiyle bir tatsızlık mı oldu, yoksa bu yeni bakkal efendi daha ucuza mı mal satıyormuş?"
"Hayır" der. Mehmed Selahaddin amca ve ait olduğu kimliğin, toplumun, medeniyetin yüksek şahsiyetini tebellür ettiren şu tarihi sözlerle hanımına durumu izah eder: "Hayır hanım hayır! Bir Allah''ın kulu kimseden vaat almadan "Tevekkeltü Alellah" demiş; Razzak olan Mevlasına güvenerek, gelmiş mahallemize bir dükkan açmış. Bizler; uzaktır, yok tanımıyoruz diye ona alışverişe gitmezsek eğer, bu kulun belki TEVEKKÜL inancı zayıflayabilir. Bundan da "indellah" bizler mesul oluruz!..."
(Tarih ve Düşünce)
Tarih ve Medeniyet dergisinin kapanışına üzülürken, aynı kadronun yeni bir dergiye "Bismillah" dediklerini gördük ve sevindik: TARİH ve DÜŞÜNCE. Hayırlı olsun. İlk sayıda, Mason Locası''nın Büyük Üstadı Sahir Talat Akev''le röportaj, Asr-ı Saadet''te Türkler, Ayda Nasreddin Hoca Krateri, Püsküllü Bela: Fes, Osmanlı''nın Kılıcı Cerrahın Bıçağı Gibidir yazılarının yanında deprem konusunu günümüz ve tarih açısından ele alan dergiye 0212.5117500''dan ulaşabilirsiniz.
Azerbaycan''dan gelen bir kardeşimiz, eline geçen bir dergide okudukları karşısında şaşkınlığa düşer. Yanındakine sorar:
- Bak burada ne yazıyor... Sakarya''nın nüfusu şu kadar, yüzölçümü şu kadar, orman alanı şu kadar, tarım alanı şu kadar, ekili alan, traktör sayısı, araç sayısı... Her şey var. Doğru mu bunlar.
- Elbette.
- Peki bu dergiyi herkes alıp okuyabilir mi?
- Evet.
- Olamaz! Mümkün değil!..
- Neden?
- Halk bütün bunları bilirse, devlete ne kalacak?
Gazetemizin istihbarat şefi arada bir değişse de, sabahları gündem toplantılarında kullandıkları değişmeyen bir cümle var: "Muhammet Pamuk, Ali Müfit Gürtuna''yı takip ediyor..."
Aylardır takip eder, hâlâ yakalayamadı. (Daha önce de yıllarca Tayyip Erdoğan''ı takip etmişti.)
İlahi Muhammet!.. Eğer yakalarsan, Başkan''a benden selâm söyle.
Bizim derin devlet de amma sığ düşünüyor.
Murat Kayacan
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.