Yazarlar Yağmur duasına çıkarken, kimin şemsiye götürdüğüne bakmalı

Yağmur duasına çıkarken, kimin şemsiye götürdüğüne bakmalı

Mehmet Şeker
Mehmet Şeker Gazete Yazarı

Kocaeli ve dolaylarında söylenen bir söz vardır; “Deprem görmemiş” derler. Genç anlamında.

Hem insanlar için, hem binalar için kullanışa müsait.

Ama daha çok, 1999 depreminden sonra doğanlar kastediliyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Mehmet Şeker : Yağmur duasına çıkarken, kimin şemsiye götürdüğüne bakmalı
Haber Merkezi 05 Haziran 2018, Salı Yeni Şafak
Yağmur duasına çıkarken, kimin şemsiye götürdüğüne bakmalı yazısının sesli anlatımı ve tüm Mehmet Şeker yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


“Şimdiki gençler…” şeklinde başlayan ve genellikle yakınmayla devam eden sözlerin tarihi ise çok eski.

Üç bin yıl önce de, bin yıl önce de, yüz yıl önce de gençlerden şikâyet hep var.

“Bizim zamanımızda böyle miydi?”

Büyüklerin ağzında hep eski günler, kendi gençlik dönemleri ve o zamanlarda yaşananlara karşı nostaljik yaklaşımlar.

“Büyüklere karşı hiç saygı kalmadı azizim…”

“Ne diyorsun mirim, ben senin 17 yaş halini de bilirim. Sende var mıydı sanki?”

“O kadarını karıştırma şimdi…”

Bu konudaki en esaslı yaklaşım, Nasreddin Hoca’dan.

Karakaçana binerken dengesini kaybedip düşünce, “Hey gidi gençlik” demiş.

Sonra bakmış ki etrafta kimse yok, kendi kendine özeleştirini yapmış:

“Ben senin gençlik halini de bilirim.”

*

Şimdiki gençler, eskiden neler yaşadığımızı bilmiyorlar.

Neler çektik, haberleri yok.

Hep bugünkü şartlar varmış gibi zannediyorlar.

Bu düşüncelerle hazırlanan eski Türkiye’ye dair görüntüler ekranlarda yayınlanıyor.

Hastanelerin perişan hali, kuyruklar, çöpler…

İşte o görüntülere bakamıyorum.

Yürek kaldırmıyor.

Yaşarken zaten sıkıntısını bizzat çekmişiz, şimdi bir de ekranda karşımda görmeye dayanmak, kendi adıma çok zor.

Kendimi zorlamaya ne diye gerek olsun?

*

İstiyorum ki eskiye dair de olsa, kötü görüntüler uzak dursun.

Kötü ihtimaller dahi yaklaşmasın.

Hepsi pılıyı pırtıyı toplayıp uzaklara gözle görülmeyen yerlere gitsin.

Hep iyi haberler gelsin gözümüzün önüne.

*

Mesela…

“Türkiye ilk çeyrekte 7,4 büyüdü.”

İşte bu haber harika.

Bütün zorluklara rağmen, Ocak Mart döneminde bu büyüme yakalandıysa, Allah bereket versin.

Sonraki çeyreklerde daha çok büyüme kaydedilir inşallah.

7,4 yetmedi mi?

O halde daha iyisi gelsin.

7,5 olur, 8,5 olur…

Yeter ki koşturmaktan, terlemekten, sonra yıkanıp kurulanmaktan yorulmayalım, vazgeçmeyelim.

Yaz günü terli terli beklemek olmaz.

Vakit geçirmeden duşa girip temizlenmek şart.

*

Sahnede dar alanda kısa turlar atarak bisiklet şovu yapan arkadaş da bu sözleri ciddiye alsa iyi eder.

Şunun şurasında iki hafta kaldı.

Tadını çıkarsın.

Adaylık başka bir şey, seçilip göreve gelmek bambaşka.

İhtimali bile, adamın başını döndürüyor gördüğünüz gibi.

Diğer adayları da bir düşünün.

Acaba hangileri veya hangisi inanıyor seçim akşamı zafer kutlayacak kişinin kendi olduğuna.

Sonucu Allah bilir tabii.

Ama aday olunca da insan az çok bir şeyler hissedebilir.

*

Hani kürsüye çıkıp kemal-i ciddiyetle konuşurken, aday olarak vatandaşlardan oy isterken, evvela seçileceğine kendi inanmalı değil mi?

Yağmur duasına çıkarken, kaç kişinin şemsiye götürdüğüne bakmak gerekir.

Diyeceğim, bugün itibariyle bütün adaylar eşit konumda olduğuna göre -en azından kâğıt üstünde- “şu günlerin tadını çıkarmak” her aday için geçerli bir tavsiyedir.

Başını yastığa koyarken, “iki hafta sonra cumhurbaşkanı olabilirim” diye düşünmek, epeyce heyecan verici olsa gerek.

Sonra ister istemez bir kişi seçilecek, diğerleri bir rüya görmüşüz deyip kenara çekilecek.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.