Yazarlar Çocukların cinsel istismarı

Çocukların cinsel istismarı

Mücahit Öztürk
Mücahit Öztürk Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Yıllardır toplumun duymaktan ve görmekten kaçtığı konuların başında gelir çocukların cinsel istismarı. Çünkü olayı duymak, bu konuda bir haber okumak ya da izlemek dahi, fazlasıyla canını acıtır insanın. Ama ne yazık ki, bu yok sayma davranışı, istismara uğramış çocukların seslerinin duyulmamasına ve daha da acı veren, taciz eden kişinin ifşa edilememesine neden olmuştur. Caydırıcı cezaların olmaması, eylemin tekrarlanmasını sağlamakta ve genel anlamda çocuklara yönelik her türlü cinsel istismar olayı oranı tüm dünyada artmaktadır.

Bu konudaki büyük vebal ise, 1900 yılların başlarında ortaya atılan teoriye inanıp çocukluk çağındaki cinsel travmaların kişilerin uydurdukları gerçek dışı algılar olduğunu söyleyen bir kısım psikolog ve psikiyatristlerindir. Çocukluk çağında cinsel tacizlerin sıklığı ve kişide oluşturdukları ruhsal hasarlar ancak son 30-40 yılda bilim adamlarının ilgisini çekmeye başladı. Klinikte ve toplumda yapılan birçok araştırma sonucu cinsel taciz oranlarının tahmin edilen ve beklenenden çok daha fazla olduğu görüldü. Çocukluk çağı travmaların etkileri konusunda doğru ve objektif bakmayı başaran bilim adamlarının sesi daha fazla çıkar oldu. Şu an konunun uzmanları, çocuklara yönelik bu saldırının engellenmesi ve travma kurbanı çocukların tedavisi konusunda yoğun çaba sarf etmekteler.

Uzun süre bu olayların su yüzüne çıkmasını ve bilinmesini engelleyen en önemli faktörlerden biri de çocuğun korkutulması nedeniyle kendisine yönelik tacizi anlatmamasıdır. Özellikle sürekli devam eden cinsel tacizlerde saldırgan çocuğa olayı başkalarına anlatmama konusunda yoğun baskı yapar. Cinsel istismar sırasında çocuğun fiziksel şiddete maruz kalması da sık rastlana bir olaydır. Fiziksel şiddetin olduğu tacizlerde çocuk başına gelenlerden dolayı yoğun korku içindedir. Başına gelebileceklerden korkması nedeniyle de tacizi başkalarına anlatmaktan kaçınır. Çocuğu taciz eden kişi ev içinden, yakın akrabalardan ya da tanıdık biri ise, taciz eden kişi çocuğa, olayı anlattığında yalan söylemek ve iftira atmakla suçlanacağı ve kimsenin ona inanmayacağı fikrini aşılamaya çalışır. Maalesef; özellikle yakını tarafından böyle bir tacize uğradığını çok hafif bir dille ima eden bir çocuk ailesi tarafından yanlış anlamak ya da yalan söylemekle suçlanabilmektedir. Bu durum kimsenin kendisine inanmayacağı düşüncesiyle çocuğun tacizi gizli tutmasını pekiştirir. Anne ve babalar çocuklarından gelen bu şekilde ima ve uyarıları mutlaka dikkate almalı, gerçeği öğrenme çabasına girmelidirler. Yoksa “o böyle bir şey yapmaz, sen yanlış anlamışsındır” ya da “aman canım böyle şey olur mu” şeklindeki yaklaşımlar çocuğun tacizine göz yummamız anlamına gelir.

Cinsel istismar ya da cinsel taciz çocuğun kendisinden büyük bir kişi tarafından cinsel obje olarak kullanılmasıdır. Bu, çocuğu cinsel ilişkiye girmeye zorlamaktan, cinsel amaçlı dokunma davranışına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Çocukların pornografik yayınlarda kullanılması da bir çeşit cinsel istismardır. Cinsel istismarın aile içinde olması, yani çocuğun, aile için ya da yakın akrabalardan biri tarafından tacize uğraması en ağır cinsel istismar türüdür. Aile içi cinsel istismar genellikle uzun süre devam eder. Aynı ortamı paylaşma nedeniyle çocuk her an tacize uğrama riski altındadır. Evdeki diğer bireylerin haberi olmadığı durumlarda saldırgan için oldukça güvenli bir ortam vardır. Akrabalık bağı nedeniyle saldırgan, çok rahat davranma imkânı bulur. Kendisine sınırlama getirilmemekte ve kimse ondan şüphelenmemektedir. Bu ortamı, saldırgan amaçları doğrultusunda kullanılır.

Cinsel istismar sıklığı konusunda elimizde kesin bir sonucun olması mümkün değildir. Yaşananların erişken yaşlara gelindiğinde dahi açıklanmaması ve gizli tutulması gerçeği göz önüne alındığında, kesin sayıyı bilmemizin imkânsızlığı anlaşılır sanırım. Amerika’da yapılan araştırmalarda kadınların %19, erkeklerin ise %9’unun çocukluk ya da ergenlik dönemlerinde zedeleyici bir cinsel deneyime maruz kaldığı ortaya çıkmıştır. İngiltere’de bu oran tüm çocuklarda %9’dur. Ülkemizde bu konuyla ilgili araştırmalar sağlıklı bilgi almamız için yeterli değildir. Ancak bu tür yaşantıları olan çocuklarla ilgilenen uzmanlar tablonun yurdumuzda da iyi olmadığını bildirmekteler. Önemli olan, bu konuda toplumun bilinçlenmesi, çocukların kendilerini koruma konusunda eğitilmeleri ve cezaların kesinlikle caydırıcı olmasıdır.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.