Antik İsrail’in İnancı ve Tarihi

04:003/06/2016, Cuma
G: 13/09/2019, Cuma
Ömer Lekesiz

George Emery Mendenhall
'in
Ancient Israel's Faith and History: An Introduction to the Bible in Context
adlı kitabının Türkçe'ye çevrilmesini, Medeniyet Üniversitesi öğretim üyelerinden
Özkan Gözel
istemişti benden; Merhum
İlhan Akıncı
ile (hastalanmasından kısa bir süre önce), Batı düşüncesi kapsamında çevrilmesine karar verdiğimiz kitaplar listesine bunu da dahil etmiştik.


Yayın iznini

Nurullah Koltaş

'ın sağladığı, çevirisini

Pelin Özdoğru

'nun üstlendiği bu kitap, geçtiğimiz günlerde

Erhan Güngör

'ün editörlüğünde,

Antik İsrail'in İnancı ve Tarihi, Kitab-ı Mukaddes Bağlamında Bir Giriş

adıyla

İnsan Yayınları

arasından çıktı.



İsrail'in tarihini belirlemede zorunlu olan Mezopotamya'nın tarihine mahsus taboları, çoğunluğu Tevrat ve İncil'den yapılan paralel okuma metinlerini, ele alınan konuların kolayca kavranmasını sağlayan dipnotları içerdiği için, kitap editörlük açısından oldukça zahmetli bir kitaptı. Neyse ki, İnsan'ın emektar editorü Güngör, bu işin de üstesinden gelmiş.



Ancak, Türkçe'ye çevrilen hemen her kitapta olduğu gibi (biraz da çevirinin kendi şartları nedeniyle), çevirisinde küçük problemleri var kitabın.



Bunlar, anlam değişmesinden çok, Türkçe'nin kendi ifade özelliklerinden kaynaklanan problemler olması bakımından metne çok bir zarar vermiyor, ancak okurken (az da olsa) rahatsız ediyor. Gerçi bu bahiste, kendi sorumluluğumu da gözardı etmiyorum. Mezkur projeyi kimi zorunluluklarla bırakmış olsam da, en azından bu kitabın son okumasını yapmayı ilgililerinden talep etmeliydim.



Mendenhall, bu kitabında antik İsrail'in inanç ve devletini, Tevrat ile İncil (Kitab-ı Mukaddes) yazıcılarının kendi zamanlarının tarihini de oluşturma çabalarıyla ürettikleri yer yer çelişkili efsanelerden arındırarak anlatmaya çalışıyor.



Bu manada her iki kitaba da eşit (akademik) bir uzaklıkta durduğunu vurgulamak bakımından zaman zaman acımasız bir ironiye başvuruyor olsa da, maksadına büyük oranda erişmiş gibi görünüyor.



Örneğin Dekalog'u / On Emir'i, emir değil, taahhüt şeklinde okurken, onun Hitit ve Amori kralıkları arasında yapılan kimi anlaşmalarda içkin bulunduğunu belirttikten sonra, “Görünen odur ki, Tanrı, insan ırkına 'on emir'i miras bırakacak olsaydı, bundan çok daha iyisini yapardı” diye ekliyor ama öte yandan “Kitab-ı Mukaddes'teki rivayetler, Tunç Çağı'nın çöküşünden sonra ayağa kalkmaya çalışan M.Ö. onuncu yüzyıldaki Filistin, Suriye, Eski Ürdün, Anadolu hatta Mısır ve Mezopotamya hakkında elimizde olan tek kaynaktır” diyerek bir hakkı teslim etmeyi de ihmal etmiyor.



Amaç bir tarihin ve inancın efsanelerden arındırılması olunca, Mendenhall, özellikle gerçek (ya da gerçek olmaları mümkün görülen) kişiliklerin, din ve devlet ile ilişkilerini belirleme noktasında çok hassas davranıyor.



Bu bağlamda, İsrail Krallığı'nı kuran

Davud'un, bürokratlarının tamamının pagan olduğunu

belirterek, onlar tarafından Yehovacı geleneklerle, devlet yönetiminedeki 'modern' gerekliliklerin sentezi olarak bir tür kutsal siyasetin üretildiğini, bunda da muhtemelen Ahit Sandığı'nın Filistinlilerden geri kazanılmasıyla, Kudüs'e getirilmesinin etkili olduğunu ileri sürüyor.



Öte yandan, söz konusu kutsal siyasetin, Yehovacı'larla paganların birlikte yaşadıkları Kudüs Krallığı'nda, bir

ortak baba

ihtiyacını doğurduğunu belirleyerek, adı İsrail ile anlamdaş olan Yakub'un bunun için yeterli gelmediğini, “İbrahim adındaki bir adam ile ilintili” rivayetlerin bu ihtiyacı karşılamaya uygun düştüğünü ileri sürüyor ve diyor ki: “(B)unu hem Yahovacılar hem de olmayanlar kendi müşterek kültürel atalarına uygun bulur. Bu durum, Davud'un krallığındaki herkesin, hem Musa öncesi hem de Sina öncesi ortak bir kültürel mirası tanımasını mümkün kılar. İsrail köylüleri ile İsrailli olmayan kentliler arasındaki iki yüz yıllık uyumsuzluk, artık resmi biçimde aşılmış ve iyileştirilmiştir. Siyasi yapılanma ile ilintilenince de İbrahim geleneği, Musa-Sina geleneğinin önüne geçer.”



İbrahimî gelenekle ilgili bu hükmü oluşturmasında en güçlü malzemeyi bizzat onun adından devşirir. Çünkü Abraham, Amori (M.Ö. 2150-1550) dilindendir ki, İbrahim'in, Kudüs'ün Amori'ler tarafından fethedildiği yıllarda (yaklaşık M.Ö. 1650'de) Harran'dan Kudüs'e gelerek, bugünkü Birüssebi şehrinin civarına yerleştiği sanılmaktadır.



Mendenhall, bu kitabını antik İsrail'in inancını ve tarihini efsanelerden temizleyerek anlatmaya hasretmiş olsa da, metninde dinleri oluşturan değerler sisteminden, Kenan ve Babil tanrılarının ölmediklerine, bilakis dönüştürülerek Kapitalist anlayışın içine çekildiklerine kadar kimi ilginç tespitlerini de paylaşıyor.



“Yakın Doğu modasında

seçilmiş

sözcüğü öncelikle ilah tarafından seçildiği ya da işaret edildiğine inanılan

krala dairdir

. Ancak çok sonraları İsrailliler bu sözcüğü tüm topluluk için genişletirler ve İsrail'i Tanrı'nın

seçilmiş kulları

olarak karakterize ederler” diyen Mendenhall'in, okuma öneriyle zenginleştirdiği

Antik İsrail'in İnancı ve Tarihi

adlı kitabıyla, Batı'da olduğu gibi, Türkiye'de de birçok ezberi bozacağına inanıyorum.




#On Emir
#İsrail
#Pelin Özdoğru
#Nurullah Koltaş