
“Anadolu coğrafyasındaki varlığımızın tehlike içerisine düşürüldüğü bir dönemde, daha berrak ve isabetli düşünmeyi sağlamak amacıyla bu yazıyı yazma gereği duyduk.” (Cedit Neşriyat, Ankara 2008).
Bu cümleyle başlattığı kısa giriş giriş yazısını, şu tespitleriyle tamamlar Yalçın Koç:
“Anadolu coğrafyasındaki varlığımızın dayanağı, ‘Anadolu mayası’dır. İçine düşürüldüğümüz yok olma, yok edilme tehlikesinden kurtulmanın yolu, bu mayayı bilmekten, bu mayaya tutunmaktan geçmektedir.
Anadolu mayasının esası, ‘cümle varlığın birliği ve kardeşliği’dir. Ancak, bu mayanın iki can düşmanı vardır. Bunlar, Anadolu’da sürmekte olan ‘Vahhabi damarı’ ile ‘Grek-Latin Kilise diyarı’dır. (...)
Özellikle belirtiriz ki, bu yönde dile getirdiğimiz düşüncelerin hiçbiri yeni değildir; Anadolu mayasında yüzyıllardır bilinen bu konuları sadece hatırlatmak istedik.”
Şimdi, kendi zamanımdan üstadım olarak bildiğim Yalçın Koç’un neredeyse tamamı varlık anlayışına ve var oluş çabasına isnat eden eserlerine, bu vesileyle tekrar dikkat çekerkerken, onun mezkur meselenin mahiyetini açan birkaç cümlesini alıntılamak istiyorum:
“Özgürlük (hürriyet), ‘insan’ın ‘esas’ına aittir. ‘İnsan’ kendi ‘varlığının esası’ndan kaynaklanan bir şekilde ‘özgürlük’ü aramak ve ‘özgür’ olmakla yükümlüdür. ‘Varlığın esası’ndan kaynaklanmayan bir ‘özgürlük’, ‘insan’ın doğasına aykırı düşer.
"Anadolu mayasında ‘ferdi birey’in asli vasfı, ‘özgür’ oluşudur. Oysa Grek - Latin -Kilise diyarında, ‘birey’in ‘yığınsal’ olarak oluşturulması, ‘birey’in ‘asli özgürlüğ’nün iptal edilmesine bağlıdır.
(...)
"Grek - Latin -Kilise diyarının bireyine, yığın içerisinde, ‘sınırlandırma-serbestleştirme’ ilişkisi vasıtasıyla ‘sözde özgürlük’ verilir; esasında, bu özgürlük ‘Kilise’ tarafından takdir edilir.
(...)
"İlginçtir; Fransız devriminde ‘vatandaş’ın (ki, bu diyarda ‘vatandaş’lık, yığınsal bireye, yığınsal mevzuat yoluyla takdir buyurulan bir vasıftır) ‘özgür kalması, aslında, Anadolu mayası itibariyle, yığınsal bireyin ‘vatandaş’ sıfatı altında ‘yeniden köleleştirilmesi’dir.
"Fransızlar aslında bir ‘devrim’ yapmamışlar; Grek - Latin - Kilise diyarında, ‘Fransız devrimi’ adı altında ‘yeni’ bir ‘kölelik mevzuatı’ geliştirmişlerdir. Fransızların, ettikleri bu işin farkında olduklarını söylemek pek de mümkün değildir.
"Şimdi soralım: Anadolu mayasında, ‘ferdi özgürlük’ün esası nedir?
"Anadolu mayasında, ‘ferdi özgürlük’ün esası, ‘gönül’dür. Anadolu mayasında, ‘birey’, ‘gönlünü bilerek’ ‘özgür’ olur.
"Grek - Latin -Kilise diyarında, ‘gönül’, esası ‘kapalılık’ olan bir yasağa tabi kılınmıştır; bu diyarın bireyleri, bu diyarda böyle bir yasak olduğunun farkına varamaz. Bu diyarın edebiyatında, estetiğinde, fikriyatında ‘gönül’den sözedilmez. Bu diyarın dillerinde ‘gönül’e karşılık gelen bir sözcük bulunmaz.
"Bu diyarda geliştirilen ‘Psikoloji’ fikriyatında dahi, ‘gönül’den söz edilmez.”
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.