
CHP, TBMM"nin geçtiğimiz salı günkü oturumuna kadın milletvekillerden dördünün başörtülü olarak girmelerine "AK Parti"nin konuyu seçim öncesinde siyasi olarak kullanma eğiliminde olması, buna fırsat verilmemesi" gerekçesiyle itiraz etmedi.
Bu da her zamanki gibi gösterdi ki, CHP özgürlüklerin yerleşik bir değer olarak benimsenmesi ve uygulanması konusunda yeterli bir zihniyete henüz erişebilmiş değildir.
Elbette aynı konuda on dört yıl önce aynı mekanda yaşanmış olan karanlık tablonun tekrarlanmaması CHP adına kaydedilmesi gereken bir iyiliktir fakat bu iyiliğin "siyaseten bir iyilik" olması onun potansiyel kötülük, pusuda bekleyen zulüm, ertelenmiş despotluk olarak algılanmasına engel teşkil etmemektedir.
Çünkü CHP en basitinden halen İT iktidarından beri tekrarlanan "din istismarı" ezberinin içinde durmaktadır.
Ki, bu duruşta dinin güya mahkum edilmiş olmasından kaynaklanan bir reddediş söz konusudur ve buna göre ibadetten selama kadar dini nitelik taşıyan her eylem bir istismar vesilesidir.
Dolayısıyla CHP, "dinin istismarına" ilişkin yargıyı oluşturan Modernizm"in, daha açık bir söyleyişle Modernizm"in göstergelerinden olan dinsizleşmenin tarafında durmaktadır. Nitekim aynı oturumda yaptığı bir konuşmayla malum medyanın "modern Kibele" olarak selamlamaya kalkıştığı CHP vekili "Sekülerizmin geleceği ile ilgili muzzam endişeleri" olduğunu söylerken asıl bunu söylemiştir.
Çünkü endişesinde olduğu şey "sekülerleşme" değil, "Sekülerizm"dir. Yani dünyevileşmeyle ilgili bir endişe değil, dünyevileştirme ideolojisinin güvenliğiyle ilgili bir endişedir.
İşin ilginç yanı CHP vekili söz konusu endişeyi doğuran ideolojik tercihin dinin istismarından çok daha vahim bir istismar olduğunun farkında da değildir.
Şunu kastediyorum: Sekülerizm"in kendisi bir dindir.
Daha açık bir tanımlamayla, bir dinsizlik dinidir.
Peygamberlerini Allan Megill"in kitabından öğrenebilirsiniz.
Melekleri için uzağa gitmenize gerek yok: Angelina Jolie, Şafak Pavey türünden yüzlerce meleği var.
Tapınakları hemen yanı başınızdadır: Futbol sahaları, galeri mekanları, bienaller, barlar, pavyonlar, fuarlar...
Havarileri orta yerde dolaşır: Artistler, komedyenler, ressamlar, heykeltraşlar, yazarlar, futbolcular...
Ritüelleri malumdur: Oyun, eğlence, yemek-içmek, alış-veriş...
Carl Scmitt Siyasi İlahiyat"ında modern kurumların İlahi"lik vasfından soyulmuş ilahiyat kurumlarından ibaret olduğunu keyfinden söylememiştir.
Dolayısıyla, dinsizliğin dini olarak Sekülerizm"in hükmettiği kurumlar herşeyden önce dinin istismarıyla oluşmuş kurumlardır.
Bu yetmezmiş gibi dinsizlik dini (Sekülerizm) bir ideoloji olarak kendisini yaygınlaştırma adına emellerini, uygulamalarını geçersizleştirebilecek her inancı baskı altına alma çabasını da tavizsiz olarak sürdürmektedir.
Sekülerizmin geleceği adına "muzzam endişeli" olan CHP"ye şunları sormalıdır:
Size dinsizlik dininin istismarını yapmayı makul gösteren nedir?
Dinin istismarını dindarlara bir suçlama olarak yöneltirken, dinsizlik dinini istismar etmenizin gerekçesi nedir?
Din ehlinin karşısında dinsizlik dininin ehli olmak suç değildir; herkes istediği inancı seçer, seçmelidir de. Ancak dinsizlik dinini tek tip yaşama biçimi olarak din ehline dayatmak zulümdür.
İşte CHP"nin İT"den miras aldığı "din istismarı" sakızını çiğnemesindeki yanlışlık buradadır.
Söz konusu problemi "kültürel kimlik" şeklinde basitleştirerek söylersek, CHP"nin dinsizlik dinini nihai kültürel kimlikmiş, kesinlikle alternatifi yokmuş gibi diğer kültürel kimliklere karşı bir baskı, zulüm, işkence aracı olarak dayatması istismarın ta kendisidir.
CHP bu problemi aşamadığı sürece, farklı kültürel kimliklere sahip olan bu ülkenin halkıyla barışamaz. Kastettiğim sadece Müslümanlar değildir, aynı şey Ermeniler, Yahudiler, Süryaniler, Çingeneler... için de geçerlidir. 30"lu 40"lı yıllara bakarsanız CHP"nin bu kültürel kimliklerin tamamına aynı şiddetle zulmettiğini görürsünüz.
CHP, Sekülerizm sevdasıyla dinsizlik dininin içinde durarak ama siyaseten, ama iktidar olma kaygısıyla eli mahkum olarak AK Parti tarafından gerçekleştirilen yeni devrimlere kerhen katılma mecburiyetini, "muzzam endişesi"yle birlikte aşıp, bu devrimleri gönül rahatlığıyla içselleştirmediği sürece ne kendisine ne de Türkiye halkına bir yararı olmayacaktır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.