
Olayları benzer bir biçimde gelişen söz konusu hikayelerde, sadece başını değil karısını, çocuklarını ve dünyalığını zalim bir deve kaptırmış bir mazlum, Hz. Peygamber’e gelerek yardım ister.
Mazluma yardımı şeriatında kaçınılması, ertelenmesi, ihmali mümkün olmayan bir emir haline getiren ve uygulanmasında tüm müminlere bizzat önderlik eden Hz. Peygamber, yanındaki Hz. Ali’yi görevlendirir. Hemen Düldül’üne atlayıp, mağribin ya da maşrıkın çok uzak bir noktasına sefer eden Hz. Ali, zalim devi bulup Zülfikâr’ıyla öldürür ve Kesik Baş’ı başına, ailesine, dünyalığına yeniden kavuşturur.
Şöyle ki:
Abdülaziz, babasının başarıları nedeniyle değil, kendi başarıları nedeniyle bu görevi hak ediyor. Önemli şehirlerin fethinde babasıyla birlikte İslam ordusuna komuta eden, Pireneleri’in arkasına yapılan seferlerde bizzat kılıç kuşanarak savaş meydanına çıkan Abdülaziz, yeni topraklardaki yeni toplumsal şartların gereğince oluşturulması için de büyük bir çaba harcıyor.
Arap kabileleriyle, Berberilerin ve yerli halkın asabiyetlerini, menfaatleri bakımından bir dengede tutmaya çalışan Vali Abdülaziz, yeni devletin yönetim merkezi, saray vb. yönünden kurumlaşmasını sağlayacak yapıları inşa etmeye uğraşırken, kendi yardımcısının Halife Süleyman ile anlaşarak altını oymaya çalıştığından habersiz kalır.
Vali’nin karısı Eiglona’nın etkisi altına girdiğini hatta Hristiyanlaştığını, içeriden (saraydan) sağlam (muteber) bir bilgi olarak halk arasında yayan yardımcısı, Süleyman’ın suikastçileri için gerekli iş tutma ortamını böylece hazırlamış olur.
Süleyman’ın suikastçileri 716 yılı Şubat ayının bir cumasında, halka yaptırılan nümayiş esnasında, Vali Abdülaziz’i namazda iken katlederler.
Vali Abdülaziz’in katlinin akabinde Emevi Halifesi Süleyman, itibar ve aile kaygısına düşürdüğü Musa’yı sarayına çağırır.
Musa, Halife’nin huzuruna vardığında, Halife’nin korumaları bir torbayı açıp, evladı Abdülaziz’in kesik başını Musa’nın ayaklarına doğru yuvarlarlar.
Halife, Musa’ya sorar:
“-Sen bu başı tanıyor musun?”
Evladının kesik başına kısa bir süre bakan Musa, kendisine yakışan vakarla Halife’ye şu cevabı verir:
“-Evet, tanıyorum. Benim kendisini Allah ve Hz. Peygamber sevgisiyle yetiştirdiğim kişidir.”
Emeviye’nin İberya fatihine reva gördüğü bu zulüm, tam da onun kelimeleriyle, şu hakikatin teyididir:
“Allah’tan başka hiçbir şeyin baki olmadığı bu hayatta, onun bekasına yakışacak tek şey müminlerin ona ve Resülüne duyacakları sevgidir.”
Bizim tarihle ve ondaki insanî / imanî / kültürel boşlukları doluracak hikayelerle ilişkimiz de bundan ibaret değil midir?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.