Fethullah bey Ne Yapıyorsun?

00:0025/03/2014, Salı
G: 12/09/2019, Perşembe
Ömer Lekesiz

Geçen hafta yurt dışındaydım.Gazetemizin avukatı arayıp, senin beni de mahkemeye verdiğini bildirdi.Tabii önce üzüldüğümü söylememi bekleyeceksin ama boşuna bekleyeceksin.Üzülmedim çünkü ömrümde ilk kez mahkemeye veriliyorum o da bir yazım yüzünden veriliyorum.Ömrü yazıyla geçen biri olarak, yazarlıktan başka ünvanı olmayan biri olarak bilakis bundan memnuniyet duydum; kişi işiyle anılır ve işinden dolayı muhatap olduğu şeyden sevinç duyar.Seyahatimi zehir ettiğini söylememi bekleyeceksin ama bu

Geçen hafta yurt dışındaydım.

Gazetemizin avukatı arayıp, senin beni de mahkemeye verdiğini bildirdi.

Tabii önce üzüldüğümü söylememi bekleyeceksin ama boşuna bekleyeceksin.

Üzülmedim çünkü ömrümde ilk kez mahkemeye veriliyorum o da bir yazım yüzünden veriliyorum.

Ömrü yazıyla geçen biri olarak, yazarlıktan başka ünvanı olmayan biri olarak bilakis bundan memnuniyet duydum; kişi işiyle anılır ve işinden dolayı muhatap olduğu şeyden sevinç duyar.

Seyahatimi zehir ettiğini söylememi bekleyeceksin ama bu da boşuna. Konuşmada öncelikli olduğum ortamlarda dilimdeki freni kaldırarak konuştum senin hakkında; kahkahalar atarak, mizahın zirvelerini yoklayarak konuştum.

Bu durumda hiç değilse "canın sağolsun fethullah bey" dememi beklersin ama bunu hiç mi hiç diyemem. Çünkü aşağıda açıklayacağım kimi nedenlerle varlığına İlahi mühleti gözeterek zoraki katlanabildiğim birisin.

Şimdi diyeceksin ki, "Bari nezakaten olsun böyle deseydin." Ama ben nezakette de samimiyetsizlik edemem fethullah bey, çünkü Hizmet Örgütü"nden değilim; orada eğitimini almadığım için istesem de samimiyetsizlik edemem, ağlaklık yapamam.

Mahkemeye verme gerekçeni henüz okumadım ama ilgili avukat arkadaşım 18 Şubat 2014 tarihinde bu sütunda yayınlanan "Demokrasicilik" adlı yazımdan dolayı beni mahkemeye verdiğini söyledi.

O yazımı bu vesileyle yeniden okudum.

Sen o yazımın öznesi olmadığın gibi, nesnesi de değilsin fethullah bey.

Üstelik o yazımda sen düşünülmüş düşüncenin içinden geçerken uğradığım bir menzil bile değilsin. Sen o yazıda basitin de basiti olarak var olma şansına kavuşmuş sıradan bir örnekten ibaretsin.

Yazım oryantalist bir ideolojiye dönüştürülmeye çalışılan Demokrasizm ile ilgiliymiş. Yani senin anlayacağın türden kalbin zümrüt tepelerinde fitne kaynatılan kırık tencere işi değil; genel bir konuda kimi düşüncelerimi ileri sürdüğüm bir yazıymış.

Seninle ilgili ne demişim o yazıda tekrarlayayım:

"Yavuz"un (...) bir indirgeme ve içeriksizlik problemiyle yetersiz kaynaklar üzerinden Demokrasi"yi Asr-ı Saadet"e bitiştirmesi şık olmadığı gibi, "...seçimlerde %65 ile bile gelseler, dosyalarla götürmek zorundayız. 44 yılda ördüğümüz hırkayı "buyurun siz giyin" diyecek değiliz. Komünist, faşist, Alevi ve CHP"li fark etmez, herkesle ittifak edin" sözlerinin adresi olarak görünen Fethullah Bey"den, partisini iktidara taşıması şimdilik muhal olan Ana Muhalefet Partisi liderine kadar birçok ikiyüzlü demokratı göz ardı ederek böyle bir yazıyı yazmış olması da ayrıca bir talihsizliktir.

Örgüt gazetesindeki yazarlardan biri de son yazısında Fethullah Bey"in "Fakirlik ne büyük nimet değil mi? Hiç kimseye diyet ödemek zorunda kalmıyor insan" dediğinden dem vuruyordu. Tam bu cümleyi okurken Hizmet Örgütü"nün bankasını, medyasını, okullarını, dershanelerini, yayınevlerini, vakıflarını, derneklerini, hırkalarını(!) hatırlayıp gülme krizine tutularak, elimdeki bir bardak suyu modemin üzerine döküverdim."

Bu satırlara göre o yazımda muhatabı başkası olan bir "talihsizlik" vurgusuyla, komikliğinize feda edilmiş bir modemden başka bir şey yok!

Bu durumda beni mahkemeye vermek yerine emir eriniz hükmündeki iki faşist besleme yazarınızdan birine bir talimat verip, zarar gören modemimin yenilemesini istemenizi beklerdim. Her ne kadar siz ve nezaket, siz ve rikkat kelimeleri bol höykürtülü ağlamalarınız dışında isminizle yan yana gelmese bile beklerdim bunu.

fethullah bey, bu vesileyle başka yazarların söylediklerini bu kez ben kolay anlamanız için size tane tane bir daha söyleyeyim:

Siz kendiniz ettiniz, kendiniz buldunuz. Eğer bize kalsaydı malum kaset işlerini konuşmaktan seni tanımaya ve tanıtmaya fırsat bile bulamazdık.

Bir "alüfte" dedin, "Yahu bu adam Pensilvanya"daki devasa bir çiftlik villasında yalnız başına, gariban, aç ve biilaç nasıl yaşıyor" diye merak edenlere orada nelerle uğraştığının bilgisini sen kendin verdin.

Bir beddua ettin, hocalığını malum Arnavutluk diktatörü Enver Hoca"nın hocalığıyla eşitlemekle kalmadın, İslam ümmetine dair hazımsız, tahammülsüz, düşmanca bakışını kendin ifşa ettin.

Fazla söze ne hacet fetullah bey, özel ilgilerin, uğraşların ve gayretinle güzel Türkçemize (feto-montaj kelimesi gibi) onlarca yeni kelimeyi kendin bizzat kazandırmakla kalmadın saçma hadiselerin, dengesiz durumların, pornografik meselelerin öncelikli örneği haline getirdin kendini.

Ben yazarım fethullah bey; durumun ve kelimenin iyisini buldum mu kaçırmam, enselerim. Tıpkı senin hallerini, kelimelerini anında enselediğim gibi.

Şimdi sen bir kez olsun kendine dön ve sor fethullah bey: Allah aşkına sen "kendine" ne yapıyorsun?