
“Kur’ân’da havf kökünden gelen veya aynı anlamdaki diğer masdarlardan türeyen fiil ve isimler 124 ayette geçmekte; bunların yarısına yakını dünyevî korku ve kaygıları, diğerleri ise Allah korkusu, azap korkusu, âhiret kaygısı, günah işleme endişesi gibi dinî kaygıları ifade etmektedir.” (TDV İA)
Semin el-Halebî’ye göre korkudan kasıt kaygı ve sıkıntıyı içkin olan kötülük beklentisi anlamına gelmektekir ki bunun zıddı da gönül rahatlığı, iç huzuru anlamında güvendir.
Yine korku dünya ve ahiret konularını birlikte kapsadığı halde, Allah’tan korkma ile aslandan korkmanın, depremden korkma ile parasız kalmaktan korkmanın aynı türden korkular olmayışındaki gibi korkuların mahiyetleri, düzeyleri, vesileleri ve etkileri de farklıdır.
Ancak “Yoksa Allah’ın içlerine felaket korkusu salarak kendilerini cezalandırmayacağına dair güvenceleri mi var? Ama sizin Rabbiniz kuşkusuz çok şefkatli, çok merhametlidir.” (Nahl, 16/47) mealindeki hüküme göre düzeyleri ne olursa olsun korkular her halukarda Allah’ın takdirindedir ve hem Allah’ın şefkat, merhamet sıfatları gereğince hem de “Bakın, bu şeytan ancak kendi yandaşlarını korkutur. Mümin iseniz onlardan korkmayın, Ben’den korkun.” hükmüyle (Âl-i İmrân, 3/175) çift yönlü olarak sınırlanmıştır.
Öte yandan “Onların üstünde kat kat ateş olacak, altlarında da (böyle) katlar bulunacak. İşte Allah kullarını bununla korkutup uyarıyor. Ey kullarım bana karşı gelmekten sakının!” mealindeki ayete (Zümer, 39/16) göre de Allah’ın kullarını korkutması, onları günahtan sakındırmak içindir.
Yaratılış hikmeti bakımından varlıkta salt iyilik olduğunu, farklarının şeriatlarla belirlendiğini bildiğimize göre, şeyliğine bitişik olması bakımından korkunun da insanı Allah’a hem yaklaştıran hem de uzaklaştıran çift bir etkiye sahip olduğunu söylemeliyiz. Zira korkunun özünde insanı sarsan bir yan vardır ve bu sarsmada insan huzur, güven, istikrar ve rahatlıktaki eksilmeleri nedeniyle ruhen de eksilir yani kalbi zayıflar, yaşama sevinci azalır, hayat direnci düşer.
Bu bağlamda Semin el-Halebî, şu örneği vermiştir:
Hz. Ömer’den (r.a.) gelen bir rivayette, kendisi minberde Nahl 47. ayeti okumuş ve ‘tehavvüf’ (korkma) nedir diye sormuştur. Bu soru üzerine insanlar susmuş, içlerinden biri ‘yavaş yavaş (azar azar) eksilmedir’ demiştir.
Allah’a (ahirete, sorguya, hesap gününe) yani O’nun hükmüne ve vaadine eriştirilme inanışıyla endişeyi dizginlemekle kalayıp, O’ndan yana ümitvar olmak anlamındaki reca (Bkz.: Yunus, 10/7, 11, 15) çoğunlukla havf ile birlikte kullanılmış, dolayısıyla iki zıtlık bir terkipte tevhit edilmiştir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.