İşin sırrı candaymış

00:0026/06/2013, Çarşamba
G: 9/09/2019, Pazartesi
Ömer Lekesiz

Sosyal medyadaki izleme listemde yer almayan genç bir kadının "sizin eşkiyadan anladığınız nedir, eylem yapan Türk halkı mı apo süreci nasıl gidiyor" şeklindeki mesajını, üç farklı durumu birbiriyle karıştırmaktaki başarısına istinaden "karnı tokun, sırtı pekin sorusu... Kaybedeceğiniz bir şey olmayınca siyaset de takılıyorsunuz anlaşılan, lütfen başka kapıya" diye cevapladım.Onu başka kapıya göndermemin nedeni, Gezi şehir eşkıyasının ve güya onu temsil edenlerin Alibaba"nın çiftliğinden yükselen

Sosyal medyadaki izleme listemde yer almayan genç bir kadının "sizin eşkiyadan anladığınız nedir, eylem yapan Türk halkı mı apo süreci nasıl gidiyor" şeklindeki mesajını, üç farklı durumu birbiriyle karıştırmaktaki başarısına istinaden "karnı tokun, sırtı pekin sorusu... Kaybedeceğiniz bir şey olmayınca siyaset de takılıyorsunuz anlaşılan, lütfen başka kapıya" diye cevapladım.

Onu başka kapıya göndermemin nedeni, Gezi şehir eşkıyasının ve güya onu temsil edenlerin Alibaba"nın çiftliğinden yükselen sesleri taklitle Sosyal medyayı da işgale kalkışmalarıydı. İşgalciliklerine, yavuz hırsız numaralarına vurgu yapan her mesaja bala üşüşen sinekler gibi üşüşüyorlardı. Dolayısıyla Gezi şehir eşkıyasından olduğu her halinden belli olan bu kadına ve benzerlerine laf anlatmanın deveye hendek atlatmaktan çok daha zor olduğunu bildiğimden zamanımı boşa harcamak istememiştim.

Ama o başka kapıya gitmek yerine "Kaybedeceğimiz bir şey mi? Canımız pahasına meydanlarda idik hocam" şeklinde bir mesaj daha yazdı.

Sosyoloji biliminden hazzetmediğimi her fırsatta belirten biri olarak "Gezi sosyolojisi" türünden bir yokluğu saçmalık sosuyla varlığa taşıyamayacağıma göre bari bu genç kadının "canımız pahasına" vurgusu üzerine düşüneyim dedim.

Elbette 28 Şubat"ta ikna odaları gibi bir zulüm mekanizmasının içinden geçmiş olmanın ürkünçlüğünü toplum olarak yaşamışken şimdi ben onu ikna etmeye kalkışamazdım ama onun "canımız pahasına" vurgusuna neden olan fiili durumu düzünden ve tersinden bakarak anlamaya çalışabilirdim:

Evet bu genç kadın "canı pahasına" Gezi şehir eşkıyalarına katılmıştı. Çünkü İstanbul düşman işgaline uğramış, o da tıpkı 2. Dünya Savaşı"nda Paris"i işgalci Almanlar"dan kurtarmak isteyen Parisli kadınlar gibi vatandaşlık görevini yerine getirmek arzusuyla çırpınıyor olabilirdi.

Ya da "canı pahasına" Gezi şehir eşkıyasına katılmıştı çünkü annesinin, babasının akşam evlerine dönememeleri, kardeşinin gittiği mahalle maçında kaybolması, kendisinin polis takibinden yılmış olarak eve kapanması söz konusu olabilirdi.

Veya "canı pahasına" Gezi şehir eşkıyasına katılmıştı çünkü boğaz tokluğuna çalıştığı resmi maden şirketi altı aydır ücretini ödemediği gibi sosyal güvence payını ödemeyi de ona yüklemiş, buna karşı çıkmaması için üniversitedeki oğlunu rehin almış, kocasını işkence odasında okşuyor da olabilirdi.

Hasılı o kadar çok geçerli neden vardı ki genç kadını "canı pahasına" eyleme sevkedecek…

Öte yandan cep telefonunu klavyesi Türkçe olan yeni modeliyle değiştiremediği için içi alev alev yanıyor da olabilirdi. Yaz tatilini nerede geçireceğine dair bir karar verememesinin neden olduğu o dayanılmaz iç sıkıntısı, ekmek elden su gölden bir yaşamanın yolaçtığı o derin boşluk, makyaj malzemelerini ucuzca almasına engel olan kapitalizme karşı devrimci başkaldırının kaçınılmaz olması da cabasıydı. Üstelik o, bu evrensel problemlerle uğraşırken devlet köprü, kanal ve havaalanı yapmaya çalışıyordu, olacak şey miydi bu?

Demek ki bu nedenlerden biri ya da birkaçı yetmişti genç kadının "canı pahasına" Gezi şehir eşkıyasına katılmasına…

Zaten oradakilerin hepsi "canı pahasına" oradalardı. Örneğin satamadığı tablolarını atölyesindeki duvara muhkemce mıhlamış olan Berlin güzel sanatlar çıkışlı ressam, filmleri seyredilmediği için kahrından ikiye yarılmak üzere olan Romalı yönetmen, babasının ecesiyken şirretliği yüzünden çalıştığı gazetelerden kovularak ağır işçiliğe mahkum edilen gazeteci… Onlar da canları pahasına oradalardı…

Gezi işi nasıl oldu da çok kısa bir zamanda zengin bir mizahın malzemesi halinde geliverdi diye merak ediyordum.

Meğer işin sırrı candaymış.