Yazarlar Millet İttifakı ile fondaş medyanın anahtar kelimeleri

Millet İttifakı ile fondaş medyanın anahtar kelimeleri

Ömer Lekesiz
Ömer Lekesiz Gazete Yazarı

Millet İttifakını oluşturan partilerin, kendilerini muhalif, bağımsız, serbest, sivil, tarafsız, ana-akım haberci, özgürlükçü... olarak niteleyen malum medya ve sivil toplum kuruluşları tarafından üretilen yalanları sahiplenip, birbirlerinin dilinden kaparcasına yaygınlaştırmaya çalıştıkları günlerden geçiyoruz.

Söz konusu yalanlar, onu üretenler tarafından özür kaydıyla geri alınsa bile Millet İttifakının aynı içerik ve minvalde o yalanları tekrarlamayı -endazesini yitirmiş bir pişkinlikle- sürdürmesi, onları da aşan bir planın varlığını ele vermeye yetiyor.

Buna göre, malum medya ve sivil toplum kuruluşlarının yalan üretmesi, faaliyetlerinin zorunlu bir parçası haline gelirken, Millet İttifakının onların yalanlarını kamuya taşıması da dostlarıyla birlikte iktidar olmanın kaçınılmaz bir şartına dönüşüyor ki, bu da mezkûr ittifakın ve medya kuruluşlarının aynı vesayetten, tek bir amaç uğruna birlikte pay aldıklarını gösteriyor.

Nitekim geçen yıl bugünlerde, ABD menşeli Center for American Progress’in birkaç medya kuruluşunu fonladığına dair yaptığı açıklama ile geçtiğimiz günlerde, yine ABD merkezli ve CIA güdümlü bir vakıf olan Chrest Foundation tarafından yapılan yeni açıklama da söz konusu vesayeti teyit ediyor.

Chrest Foundation tarafından fonlanan kuruluşları, kaydımıza girmesi bakımından zikredelim:

Medyascope (Ruşen Çakır), Mezopotamya Vakfı, Anadolu Kültür Derneği, Hrant Dink Vakfı, Filmmor Kadın Kooperatifi, 140Journos, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), Serbestiyet, Hafıza Merkezi, Sivil Sayfalar, Sabancı Üniversitesi, Bağımsız Gazetecilik Platformu P24, Mekânda Adalet Derneği, Ekonomi ve Dış Politikalar Merkezi (EDAM) ile TESEV, Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAPV), Yurttaşlık Derneği ve Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA).

Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, bu medya ve sivil toplum kuruluşlarının adlarına ekledikleri sıfatların, ABD’nin Irak başta olmak üzere, işgale hazırlandığı ya da bizzat çöreklendiği yerler için kullandığı demokrasi, barış, özgürlük vb. kelimelerin bile mezkûr vesayet içinde toplanmalarının tesadüfî olmadığı, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun Fondaş medayaya ve ilgili sair kuruluşlara alelacele sahip çıkarken kullandığı kelimelerle yeni bir delile kavuşuyor.

Kaftancıoğlu, Chrest Foundation’dan aldığı toplam harçlığa göre beher aylığı 39.727 dolar olan, İslâm düşmanlığı yapmak üzere çekirdekten yetiştirilmiş, Fatih’teki saha çalışmasında rüştünü ispat ettikten sonra yürü yâ kulum edilmiş şahsa sahip çıkarken, onu “bağımsız gazeteciliğin yaşaması için uğraşan” biri olarak nitelemiştir.

Yine bu minvalde yapılan savunmaların, mazeret beyanlarının ulaştığı mizahî seviye ayrıca ele alınmaya layıktır(!).

Zira “muhalif medyanın ayakta kalması için fonlara ihtiyaç var” diyenlerden tutun da, hatırı sayılır bir aylıkla fonlananları uluslararası standartta bir araştırmacı gazeteci ilân edenlere, fonlananların ülkeye döviz girdisi sağlamaları nedeniyle ödüllendirilmeleri gerektiğini söyleyenlere kadar... tuz da kokar kabilinden savlarla ahlâksızlığın ahlâk kitabını yazmaya kalkışanlar, ancak seçkin bir siyasi mizahın konusu olarak işlenebilirler.

Gerçi, asıl konumuz olan yalan furyasının da farklı bir bakışla bu mizahtan geri kalır bir yanı yoktur ve bu durum yalan üretme ve yayma konusundaki mezkûr ortaklığa tabi olanların, iktidar hırsıyla birlikte uğradıkları psikolojik arızanın göstergesidir.

Bu nedenle muhalefetin yalancılığı sanki iyi bir sıfatmış gibi benimsemesi ve bu yolda ABD (CIA) tarafından oluşturulan planlara ve besinlere muhtaçlığını belirtmesi, konunun artık ahlâkîlik başlığı içinde ele alınamayacağını göstermektedir.

Çünkü ahlâk, bu mânâda kaygı duyanların işidir. AK Parti’yi ve dolayısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı devlet yönetiminden uzaklaştırmak için yalan gibi büyük bir ahlâksızlığa meşru bir şeye sarılır gibi sarılanların hâli, ahlâk başlığı altında ele alınamaz.

Daha sade bir yaklaşımla, konu ahlâk olduğunda ABD tarafından beslendikleri, kollandıkları sabit hale gelenlerin, utançlarından toplum içine çıkmamaları, insan yüzüne bakmamaları beklenir. Aynıyla bunlar tarafından üretilen yalanların taşıyıcısı olan siyasilerin de yeterince utanç yüklendiklerini düşünerek aktif siyasetten el çekmeleri beklenir.

Onlarsa tam aksine, mezkûr mizaha tabi olarak, yüzlerine tükürüldüğünde yağmura maruz kaldıklarını sananlar olarak, ahlâk konusunun dışındadırlar.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.