Neden cemaat, nasıl cemaat?

00:006/12/2013, vendredi
G: 10/09/2019, mardi
Ömer Lekesiz

Bu sütunda 18 ve 21.08.2013 tarihlerinde yer alan "Modernizm tabelasızlığı sevmez; Soruların hizmeti" adlı iki yazımda cemaat olgusundaki değişmeye ilişkin kimi görüşlerimi paylaşmıştım.Sözün de bir kaderi vardır. Genelde cemaat özelde Hizmet"le ilgili söz konusu görüşlerimin somutlaşması için dershane kalkışması gibi fiili bir örneğe ihtiyaç varmış.Şimdi olanlardan hareketle mezkur konunun özünü anlamaya çalışmanın vaktidir."Modernizm tabelasızlığı sevmez" adlı yazımda, "Bizde çoğunlukla tek kişilik

Bu sütunda 18 ve 21.08.2013 tarihlerinde yer alan "Modernizm tabelasızlığı sevmez; Soruların hizmeti" adlı iki yazımda cemaat olgusundaki değişmeye ilişkin kimi görüşlerimi paylaşmıştım.

Sözün de bir kaderi vardır. Genelde cemaat özelde Hizmet"le ilgili söz konusu görüşlerimin somutlaşması için dershane kalkışması gibi fiili bir örneğe ihtiyaç varmış.

Şimdi olanlardan hareketle mezkur konunun özünü anlamaya çalışmanın vaktidir.

"Modernizm tabelasızlığı sevmez" adlı yazımda, "Bizde çoğunlukla tek kişilik cemaat hükmündeki Veysel Karani ile başlatılan tarikatlar aynı zamanda cemaat adı altında toplandıkları gibi, Şii, İsmaili vb. siyasi heterodoksiye mensup olan hareketler de birer cemaattir. Müslümanların bu tip cemaatlere katılmaları mecburi değildir ancak onlardaki semavi öze hürmeten bu yapıları dışlayıcı bir tutum ya da davranış içinde de olmamaları beklenir. Konuya bugünden bakarsak, kendi mensuplarına aşkın bir zaman algısını telkin eden cemaatlerin ideolojik, siyasi veya kültürel vb. yeni oluşumlara karşı da bir iç-direnci söz konusudur. Bu iç-direnç karşı etkisi, gücü, baskısı ne olursa olsun onları söz konusu bağlamdaki gündelik değişmelere karşı müstağni kılar. Nitekim günümüzün en azgın iktidarları olan modernizmin tabelasızlığa karşı şedit antipatisi cemaatlere fazla işlemez. Çünkü onlar modernliğin bu katı kuralını asıl tabelasızlıkları sayesinde bir tabelaya sahip oluşlarıyla geçersizleştirirler" demiş ve bununla ilgili olarak Said Nursi"den de iki alıntı yapmıştım.

Dershane kalkışması bunlara eklenmesi gereken şu hususu kendiliğinden söylemiş oldu: Cemaatler medya, finans, eğitim vb. ticari örgütlenmeler yoluyla tabelayı bilinçli olarak tercih ettiklerinde özlerini yitirmekle kalmaz, 2000 yılı öncesinde iktidar kurup, iktidar deviren kara sermayenin yanında, onların olası yeni hareketlerine katılmayı da peşinen kabul etmiş olarak yer alırlar.

Kara sermaye yapılara göre, ona katılan cemaatler bu yolla önemli bir işlevi daha yüklenmiş olurlar: Din gayretiyle kendilerine bağlı olanları dünyevileşmeye razı etmek! Çünkü artık cemaat olmanın sağladığı modernizm karşıtı iç-direnç iptal edilmiş, ticari kazanımları koruma ideali, dini ideallerin önüne geçmiştir.

Öncelikle, yaşanan son hadiselerde Hizmetçilerin kendi medya vb. ticari örgütlerini iktidara karşı bir güç gösterisinin araçları olarak harekete geçirmekle kalmadığına, iktidar belirleme gücünü son on iki yıldır zorunlu olarak baskılamış olan kara sermayenin de onlarla birlikte hareket ettiğine tanık olduk.

İkinci olarak tamamen ticari olan bir konunun dini bir literatür içinde savunulmaya çalışıldığına, İktidarı temsil edenlerin Müslüman oluşlarına dair bir hakkın hiç gözetilmediğine ve bu sayede genel din algısından, Hizmetçilere özel ve dünyevileşmiş din algısına tabi olunduğuna da tanık olduk.

Dolayısıyla dershane kalkışması içeride ve dışarıda güç gösterisine düşkünlükleriyle tanınan patronların, dünyevileştirilmiş din dili içinde ticari bir hak arayışı olarak somutlaştı.

Bunlarla ulaştığımız acı gerçek şudur ki: Bir cemaat ancak onu üreten öze bağlı kaldığı, Hakk"ın emri nedeniyle halka hizmet etme esasından şaşmadığı takdirde kendi asli yapısı içinde kalabilir. Söz konusu özün modern yapılarda ticari gayelerle dönüştürülerek sürdürülmesi mümkün olmadığı gibi, böylesi bir çaba öncelikle din istismarını, sonrasında sekülarizmin yörüngesine girmeyi beraberinde getirmektedir.

Biz bu acı gerçeği şimdilik "muhafazakarlaşma" terimi içinde izah ederek yumuşatmaya çalışsak da, muhatap olduğumuz şey aşikar biçimde dini araçsallaştırarak, onu özel bir tercihe, gönül süsüne, sevgi ve hizmet metafiziğine indirgeyip, Vahy"e bağlı bir kimliklenme tarzından giderek uzaklama eğilimidir.

Bu yanıyla cemaat artık dini bir olgu değil, dini sekülerleştirerek kapitalist çarka dahil eden modern bir fenomendir.

Bu ciddi sorunu (sıcak olaylar nedeniyle) bugün Hizmetçileri merkeze alarak konuşuyoruz ancak o doğrudan mevcut cemaat algısındaki genel bir sorunu işaret ediyor.

Şahsi endişem şudur ki, yüz elli yıldır sorduğumuz "Nasıl Müslüman olunur?" sorusunun yerini, bu gidişle "Cemaate rağmen nasıl Müslüman kalınır?" sorusunun alabileceğidir.

O halde "Neden cemaat?" ve modern dünyada "Nasıl cemaat" sorularını ciddiye almalıyız.