Paralel bu-kalemun-lar

04:0030/12/2014, Salı
G: 12/09/2019, Perşembe
Ömer Lekesiz

Bukalemunları bilirsiniz. Arzuladıkları duygulara göre renk değiştirebilen ‘omurgalı hayvan’ cinsinden sürüngenlerdir.Paralel ‘bu-kalemun-lar’ ise yaratmak istedikleri algıya, pekiştirmek istedikleri yanlış kanaate, ulaşmak istedikleri hedefe göre hal, renk, dil değiştirebilen insan görünümlü omurgasız sürüngen tabiatlılardır.Bu-kalemun-lar layıkı oldukları kelimelerle kendilerine iltifat edenleri anında mahkemeye verirler ve bu yolla yüzlerce insanı binlerce davaya muhatap kıldıkları halde düşünce

Bukalemunları bilirsiniz. Arzuladıkları duygulara göre renk değiştirebilen ‘omurgalı hayvan’ cinsinden sürüngenlerdir.

Paralel ‘bu-kalemun-lar’ ise yaratmak istedikleri algıya, pekiştirmek istedikleri yanlış kanaate, ulaşmak istedikleri hedefe göre hal, renk, dil değiştirebilen insan görünümlü omurgasız sürüngen tabiatlılardır.

Bu-kalemun-lar layıkı oldukları kelimelerle kendilerine iltifat edenleri anında mahkemeye verirler ve bu yolla yüzlerce insanı binlerce davaya muhatap kıldıkları halde düşünce ve basın özgürlüğünden dem vururlar.

Bu-kalemun-lar devlet adamlarına hakareti meşrulaştırmak için her türlü ahlaksızlığı kuşanıp, sonra da ferdi bir örneği dillerine dolayarak, ‘hakaret artıyor’ şikayetiyle aslında liderlerine ve kendilerine yapılan iltifatların rövanşını mümtaz bir hinlikle almaya çalışırlar.

Bu-kalemun-lar Türkiye milletinin tamamınca ‘uzaktaki kara çukurun’ akibetine uğratılıp yalnızlaştırıldıkları halde yine de pişkin pişkin ‘yüzümüze nasıl bakacaksınız’ sorusunu milyonlara sorarlar.

Bu-kalemun-lar suçları sabit olmamış gazetecileri ‘onlar gazeteci değil, örgüt elemanı’ diye damgalamakta hiç tereddüt etmezlerken, kendilerinin kuyruklarına basılınca ‘gazetecilere baskı var’ zılgıtıyla ortalığı velveleye verirler.

Bu-kalemun-lar Tanrı’yı dünyevi emellerinin yaratıcısı olarak sınırlayıp, sabah akşam beddua seansları düzenleyerek Müslümanlara karşı ondan kahır talep ederler. Bu hallerinin sorgulanması durumunda ise mazlum rolü oynarlar.

Bu-kalemun-lar milletten sadaka, bağış, himmet adıyla topladıkları paralarla kendileri için bankalar, medya organları, yayınevleri, saraylar kurarlar. ‘Dine hizmet adına iç ettiğiniz paranın hesabını verin’ denilince, köteklenmiş tazı ürkekliğiyle bir yandan kaçarken bir yanda da takipten kurtulmak için ‘hırsız var’ diye bağırırlar.

Bu-kalemun-lar Yezitler kadar iktidar hırslısı, Haşhaşiler kadar sapık, Arabistanlı Lawrence kadar sinsi, Müseyleme-i Kezzab kadar yalancı oldukları halde kendilerini sahih fırka mensubu, alim, keramet ehli gibi takdim ederler.

Bu-kalemun-lar İslam ümmetinin umudu olan Türkiye’yi Kerbela, milletini Yezit gösterip, kendilerinin Hüseyin olduğunu ekrem ekrem şişinerek söylemekten hicap duymazlar.

Bu-kalemun-lar Kuran’ı, Hadisler’i, din ulularını kendi çıkarlarına, güç gösterilerine, azgınlıklarına gözlerini kırpmadan peşkeş çekmekten ürkmezler, sıkılmazlar.

Bu-kalemun-lar Müslümanların düşmanlarıyla işbirliği içinde oldukları, zor zamanlarında onlardan başka yardımcıları olmadığı halde alemi kendilerindenmiş, kendilerini de İslamdanmış gibi göstermeye yeltenirler.

Bu-kalemun-lar İsrail’in otoritesini kutlu, Vatikan'ın önlerine koyduğu kemiği makbul saydıkları aşikar iken kendilerini bağımsızmış, Müslümanların derdiyle dertleniyorlarmış gibi sahnelerler.

Bu-kalemun-lar dışlarında kalan herkese, her gruba, her cemaate düşman oldukları halde kendilerini cemaatten gösterip, ülke sırlarını düşmana peşkeş çeken bir örgüt oluşlarını perdelemeye çalışırlar.

Bu-kalemun-lar ne göründükleri gibi olan ne de oldukları gibi görünen mahluklar değillerdir; hainin yanında hain, vatanseverin yanında vatansever olurlar.

Bu-kalemun-lar her türlü takıyyenin ezbercileri ve uygulayıcıları olarak, sabah akşam karşısında el-pençe divan durdukları ‘uzaktaki kara çukur’u bile kuyrukları sıkışınca tanımazlıktan gelirler.

Bu-kalemun-lar dürüstlükten, doğruluktan, mahremiyet terbiyesinden yoksun oldukları için her türlü yalanın, desisenin, kumpasın maharetlileri olarak dikizciliklerini, pornoculuklarını, montajcılıklarını bir başarıymış gibi sergileyip, bu yolla insanları korkutmaya, susturmaya çalışırlar.

Bu-kalemun-lar tuzlukları, çürük yumurtaları, dava arkadaşlarını satanları, kendileri gibi kuyruk acısıyla kıvrananları güya kamuoyu önderi katına yükseltip, gerekli hallerde kendi lehlerine konuşturarak sahte bir muhalefeti kurgulamaya uğraşırlar.

Bu-kalemun-lar sinsiliği ustalık sandıkları için ellerinde Cevşenlerle din ve millet düşmanı partiler için kapı kapı oy dilenmelerine rağmen bunu söyleme cesareti gösteremezler.

Bu-kalemun-lar’dan hakkaniyet, dürüstlük, açıklık, netlik, delikanlılık, harbilik beklenemez, çünkü bunlar insani özelliklerdir ve onlar insan olmanın ayrıcalığından, hazzından yoksundurlar.

Oysa ki bu-kalemun-lar, bukalemunluğun bile bir şahsiyet, şahsiyet sahibi olmanınsa varlık içinde en büyük şeref olduğunu bilebilselerdi evrime uğramaya karşı küçük de olsa bir direnç gösterirlerdi.

Ama neticede bu bir nasip işidir.

Bukalemun’a bile nasip olabilir ancak bu-kalemun-lara nasip olmaz.

twitter.com/OmerLekesiz
#Paralel
#Bu-kalemun-lar
#Yezit
#Kerbela
#Hüseyin