
Dostum Cem Sancar"ın "aman diyorum senin @ezgibasaran bıyıklı erkek olaraktan Ömer Lekesiz e şeyetmiş Jale! fena kayaya çattı. bak söyliim acilen antidepresanları yutun! sıkıntılı günler sizi bekliyor:)) (bu arada yazının fotosuna dikiz! Uyanıksporlar siziii...)" şeklindekini notunu gördüm ama, yeni günün telaşıyla "Ustadır, yapar; beni de ilişkilendirerek yine bir densizi haşlamış olmalı" deyip geçmiştim.
Sonra öğrendim ki konu, Ezgi Başaran"ın sosyal medyadaki iki mesajım üzerine kurduğu yeni yazısıymış.
O mesajlar Başaran"ın zikrettiği gibidir ancak bağlamının tam anlaşılabilmesi için onun "Bıyıklı basın, bunu da yazın" başlıklı bir önceki yazısına değinmek zorundayım:
Başaran, o yazısında Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Dünya Kongresi"nde "Cinsiyet Devrimi: Kadınların Medyadaki Rolü" konulu bir panele katılmasının verdiği heyecanla "LGBT hakları, azınlık hakları ve kadın hakları bir bütün olarak savunulmalıdır. Çünkü tüm bu grupların haklarını gasp eden aynı zihniyettir. Yani: Beyaz, heteroseksüel, orta yaşlı, sekteryan erkek zihniyeti" yargısında bulunup, Başbakan"ın ABD gezisini izleyen Hürriyet"in Washington temsilcisinin yemek mesasında kadının yokluğu üzerinden iktidarı dövmesini naklederek şu sonuca ulaşmış:
"İki hayati soru var: BİR. Memlekette özgürlük seviyesi nasıl bu hale geldi? İKİ. Türkiye basını, tarihinde görülmemiş bir kararlılıkla ve hiç de gocunmayarak nasıl mesleğin hakkını veremez hale geldi? İki sorunun cevabında da bıyık var. Bıyıklı devletin bıyıklı medyası. Sonuç bu. Kadınların söz sahibi birer birey olarak barınmasını o ya da bu şekilde zorlaştıran bir ülkede gerçek bir demokrasi olmayacağı gibi, öyle bir medya ortamında da gerçek gazetecilik yapılamaz. Yaşadığımız tam olarak budur."
Açıkçası böylesi bir yazıyı şimdi okusam, ilgili mesajlarımı tekrar yazarım. Çünkü memleket meseleleri üzerine düşünen ve yazanların devekuşu gibi davranmalarına, bir talkını salkım yutarak tamamlamalarına tahammül edemem.
O yazının sahibi değer verdiğim bir gazeteci olunca (yazısını sosyal medyada da duyurması üzerine) biraz iğneleyici iki mesajı yazma ihtiyacı hissettim.
Benim için sosyal medya düşünce üretme ve açıklama yeri değil, sadece bir tepkiyi birkaç kelimeyle dile getirme yeridir.
Başaran"a ilk itirazım da bu noktadadır.
"Bugün sıcak fena bunalttı, soğuklar ne zaman gelecek?" şeklindeki muhtemel bir mesajın "Falanca Allah"a isyan etti" içerikli bir yazıya neden olmasıyla, iki mesajımın Başaran tarafından "Bıyıklıların açık/kapalı kadın ayrımı" başlıklı bir yazıya itilmesi arasında hiç bir fark yoktur.
Şundan ki, "kadın" konusu, "kadının ortak tarihsel belleği"nden yoksun olmasıyla benim açımdan sorunlu ve haliyle üstünde uzun soluklu olarak durmayı tercih edeceğim bir konudur.
El an çocuklarını kan gölünden çıkarmak için barış ağıtları yakan kadınla, tesettürüne el uzatıldığı için okulundan ayrılıp hayatını bir terapist denetiminde geçiren kadınla, IPI"nın panelisti olma seçkinliğiyle iktidara ayar çekmeye çalışan entelektüel kadınla, "Yüksek yüksek tepelere" kurulmuş evlere gelin gitmekten kurtulmanın başarısını, steril plazaların yüksek yüksek katlarında mentollü sigara dumanları eşliğinde kutlayan kadın, kadınlık açısından benzer ama aynı olmayan kadındır.
Dolayısıyla "kadın" dendikte, hangi kadından söz edildiğini açıklamaksızın sanki öz ve biçimi sabit bir kadınlık durumundan konuşuyormuş gibi konuşmanın yararına da samimiyetine de inanmıyorum.
Yazı yerim bitti ama bu mevzu çok önemli; sonu Başaran"ın mezkur iki yazısıyla işçiyi bıyıklı olarak küçümseyen kapitalistlerin ve darbecilerin değirmenine nasıl su taşıdığına kadar uzanabilir…
O halde devamı da gelsin inşallah.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.