YEK’in çeviri hareketi ve gecikmiş bir teşekkür

04:0029/09/2015, Salı
G: 13/09/2019, Cuma
Ömer Lekesiz

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı (YEK), yazma eserlerin modern kütüphane çatısı altında toplanması, korunması ve kullanıma açılması konusundaki bir dizi kanuni görevi yürütürken, yazma “Eserlerle ilgili çeviri, sadeleştirme ve tıpkıbasım çalışmaları ile içerik incelemelerini yürütme, desteklemek ve bu çalışmaların sonuçlarını yayımlama” görevini de ciddiyetle ve gayretle sürdürüyor.YEK Başkanı Muhittin Macit'in akademisyenliğiyle yayıncılığından kaynaklanan birikiminin bu ciddiyet ve gayretteki

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı (YEK), yazma eserlerin modern kütüphane çatısı altında toplanması, korunması ve kullanıma açılması konusundaki bir dizi kanuni görevi yürütürken, yazma “Eserlerle ilgili çeviri, sadeleştirme ve tıpkıbasım çalışmaları ile içerik incelemelerini yürütme, desteklemek ve bu çalışmaların sonuçlarını yayımlama” görevini de ciddiyetle ve gayretle sürdürüyor.

YEK Başkanı Muhittin Macit'in akademisyenliğiyle yayıncılığından kaynaklanan birikiminin bu ciddiyet ve gayretteki önemli payını yadsımak elbette mümkün değildir.

Ve elbette, şu ana kadar (daha önce yayımlanmış / yeni) çeviri ve çevrimyazı eserlerle kuruma destek veren Erhan Afyoncu, Mustakim Arıcı, Abdulgaffar Aslan, Salim Aydüz, Şamil Çan, İlyas Çelebi, Mahmut Çınar, Selime Çınar, Abdullah Demir, Mehmet Demir, Murat Demirkol, Muhammet Nur Doğan, Ali Durusoy, Erdoğan Erbay, Sadullah Gülten, Kâmuran Gökdağ, Osman Güman, Hasan Hacak, Elzem İçöz, Yakup Kara, Ahmet Karataş, Murat A. Karavelioğlu, Nurgül Karayazı, Mahmut Kaya, H. Ahmet Kırkkılıç, Harun Kuşlu, Günay Kut, Nail Okuyucu, Mesud Öğmen, Mustafa Öz, Necmettin Pehlivan, Hüseyin Sarıoğlu, Güvenç Şensoy, Ramazan Şeşen, Zahit Tiryaki, Selahattin Tozlu, Mertol Tulum, Fatih Usluer, Orhan Yavuz, Ahmet Yıldırım ve Hacı Yılmaz'ın çalışkanlık ve yetkinlik haklarını teslim etmemiz de üzerimize bir borçtur.

Aynı yolla kuruma destek veren şu isimleri ve hazırladıkları eserleri ayrıca zikredişim ise lütfen mazur görülsün. Herkes gibi benim de kimi şahıslara, eserlere daha fazla sevgi ve hayranlık duyma konusunda zaaflarım var:

Ömer Türker, tek başına Fârâbî'den, Kitâbu'l-Hurûf / Harfler Kitabı'nı;

Seyyid Şerîf Cürcânî'den, Şerhu'l-Mevâkıf / Mevâkıf Şerhi'ni;

Kutbüddin Râzî'den, Risâle fî tahkîki'l-külliyyât / Tümeller Risâlesi ve Şerhleri'ni;

Ekrem Demirli ile birlikte, İbn Sînâ'dan, iki cilt halinde Kitâbu'ş-Şifâ / İlâhiyât / Metafizik'i;

Ömer Mahir Alper'le birlikte Fârâbî'den, Kitâbu'l-Burhân / Burhân Kitabı'nı çevirmiş.

Mustafa Koç ise tek başına Kınalızâde Ali Çelebi'nin, Ahlâk-ı Alâ'î / Kınalızâde'nin Ahlâk Kitabı'nı;

Muhyî-i Gülşenî'den, Menâkıb-ı İbrâhim Gülşenî ve Reşehât-ı 'Aynü'l-Hayât Tercümesi'ni;

İhsan Fazlıoğlu'yla birlikte Ebu'l-İzz El-Cezerî'den Tercüme-i el-câmi' Beyne'l-ilm ve'l-a'meli'n-nâfi' fî Sınâ'at'il-Hiyel / Tercüme-i Hiyel / Mekanik Tercümesi'ni;

Eyyüp Tanrıverdi ile birlikte Mütercim Âsım Efendi'den, el-Okyânûsu'l-Basît fî Tercemeti'l-Kâmûsu'l-Muhît / Kâmûsu'l-Muhît Tercümesi'ni (6 Cilt);

Yusuf Sıdkî el-Mardinî'den, Mesîru Umûmi'l-Muvahhidîn Şerh u Terceme-i Kitâb-ı İhyâu Ulûmi'd-Dîn'i (10 ciltlik çalışmanın 1. cildi);

Hasîrîzâde Elif Efendi'den, en-Nûru'l-Furkan fî Şerhi Lugati'l-Kur'ân / Kur'ân Lügatı'nı (2 cilt);

ve Vankulu Mehmed Efendi'den, Vankulu Lügatı'nı çevrimyazıyla hazırlamış.

Ömer Türker'in gerek kendi gerekse Ekrem Demirli ve Ömer Mahir Alper'le birlikte çevirdiği eserlerde çeviri kokusunun bulunmadığını özellikle belirtmeliyim.

Profesyonel okurlar için bunun anlamı şudur: Kelâmî ve felsefî eserler, kavram merkezli eserlerdir. Batılı bir eğitimin içinden geçen bugünün zorunlu modernleri, ilgili Arapça, Farça ya da Osmanlıca kavramları, bildikleri ya da aşinası oldukları bir Batı dilindeki şekliyle düşünmeden maalesef doğru anlayamazlar. Dolayısıyla, örneğin ayn'ı arketip; kıyas'ı analoji olarak düşünmezlerse, kastedilen anlamı zihinlerinde doğru oturtamazlar.

Ömer Türker, çevirilerinde bu tür çevirmeleri de gereksizleştirecek oranda, günümüz Türkçesiyle lafzın ve mananın hakkını verirken, en müşkil kavramları doğru bağlamlar içinde yerli yerine oturtuyor. Hal böyle olunca, elinizin altına küçük bir felsefe ve kelâm sözlüğü koyarak, ilgili metinleri çeviri değil, sanki birer telifmişçesine rahatça okuyabiliyorsunuz.

Türker'in, Şerhu'l-Mevâkıf'ın ilk cildindeki “Giriş” başlıklı metnine de dikkatinizi çekmeliyim. Yetmiş iki sayfalık bu metin, Cürcânî'nin düşüncesi konusunda yazılmış en iyi metinlerden biri olma özelliğini taşıyor ve müstakil bir kitap olarak yayımlanmayı hak ediyor.

Mustafa Koç'un gerek kendisi gerekse İhsan Fazlıoğlu ve Eyyüp Tanrıverdi ile birlikte hazırladığı eserlere gelince… Doğrusu onlar üzerine ne söylersem söyleyeyim eksik kalacaktır; sözlükler başta gelmek üzere hepsi başlı başına birer hazinedir.

Bu çeviri faaliyetinin bir nedeni ve bundan doğması umulan bereketli bir yenilik olmalı! Sezgilerimde yanılmayacağımı tahmin ediyorum ama bunu gereğince yorumlamak için de henüz erken olduğunu düşünüyorum.

Söz konusu yayınlarından dolayı YEK yetkililerine ve adlarını zikrettiğim akademisyenlere gecikerek de olsa teşekkürlerimi iletiyorum.
#Necmettin Pehlivan
#Hüseyin Sarıoğlu
#Güvenç Şensoy
#Ramazan Şeşen
#Zahit Tiryaki
#Selahattin Tozlu
#Mertol Tulum
#Fatih Usluer
#Orhan Yavuz