
Sanat ve kültüre dair görüşlerini çok önemsediğim, ilgili eleştirilerine kendimi muhtaç saydığım -ki, kendisinden bu sütunda birkaç kez bahsetmiştim- dostumla en son geçtiğimiz Kasım ayında görüşmüştük. Yakın zamanda görüşelim diye teyitleştiğimiz halde 17 Aralık seçim ayarlı darbe kalkışması, seçimler... derken ara uzadıkça uzadı.
Onun deyimiyle nihayet geçen gün "şeytanın ayağını kırıp" kendi bürosunda tekrar görüşebildik.
Masasındaki bir yığın gazeteye bakıp, şaka yollu "Üstat" dedim "sen de mi siyasete sardırdın."
"E, ne yapalım sebep olanlar utansın" dedi ve okumakta olduğu gazetenin paralel yazarlarından birinin fotoğrafına -tam da burnuna denk gelecek şekilde- işaret parmağını bastırarak, "Şunlara bak örneğin. Yetmiş beş milyonluk ülkede kaynana-gelin kavgasını bile iktidara yöneltilmiş bir isyan gibi sunan bu azgınlar, bir tane sahici isyanın izine rastlasalar utanmadan zil takıp köçekler gibi oynayacaklar. Gerçi, zilli olan oynamasa da zelil olandır. Halleri ortada."
Gülümseyerek "Sizi de iyi kızdırmışlar bu paraleller" dedim, demez olaydım; ona ilginç tespitler, bana da sormak ve ders almak kaldı:
"Sanat ve edebiyatla ilgilenen insanların dikkatleri, görüşleri ve öngörüleri daha çok incelmiştir. Hem bu hali iktisap edip hem de bir meczubun ve gazoz kapağı hükmündeki müntesiplerinin çılgınlıklarına taraf olanın sanatla, edebiyatla olan ilgisi de sahtedir. Çünkü bilgi kelimelerle dile getirilir; kelime ise ilahi bir nasiptir. Kelimeye muhatap olduğuna inanıp da bildiğini insanlardan saklayanın ağzına cehennem ateşinden bir gem vurulur. Şari böyle bildiriyor. O halde sözü sündürmenin, dili sürçmenin, "suya sabuna dokunmuyormuş gibi görünüp "çaşıtlık" yapmanın alemi yok. Bunların karşısında adam gibi duracaksın, adam gibi konuşacaksın. Ben bunu bilir, bunu yaparım."
"Peki Üstat" dedim, "Bu zamane paralelcileri, iftiraya, yalana, küfürbazlığa hiç mi doymazlar. Ülkeyi karıştırmaya, milletin huzurunu kaçırmaya, Başbakan"a sabah akşam hakaret etmeye nasıl cesaret edebiliyorlar?"
"Pilleri bitti de ondan" dedi. Deyimi ve tespitini biraz açmasını isteyince şunları söyledi:
"Sen de paralellerin itibarlarının aşındığını söylüyorsun ama yanlış söylüyorsun. İnsan vasatının altında olan bu mahluklarda itibarın "i"si kalmadı. Baksana meczubun halinde, sosyal medyanın maymunu durumunda. Pilleri bitti diyorsam öncelikle bundan bitti. İkinci olarak maddi bir tükenişin eşiğindeler. 17 Aralık seçim ayarlı darbe kalkışmasında binlerce kişi paralelin bankasını ayakta tutmak için diğer bankalardan kredi alıp oraya yatırmışlardı. Şimdi o kredilerin geri ödenmesi gerekiyor. Kim, hangi parayla ödeyecek? Dershanelerinin eskiden olduğu gibi sikke kesmediği de malum. Paçavraları dersen düşmüş kedi sıkletine. Yazarlarına baskı uygulayıp yollarını ayırmalarının "görüş ayrılığından" olduğunu mu sanıyorsun? Mümkün olsa demokratlık numarasına onlara katlanırlardı. Sorun ödeme yapmada."
Aynı nedenle yurt dışındaki örgüt elemanlarının büyük bir bölümünü buraya çağırdılar, haberin yok mu? Ee, himmet bitti, sadakaya da layık görülmüyorlar artık. Geriye ne kaldı? Bitmiş piller!"
"Üstat, merakımı mazur görünüz, sizi bulmuşken sormak ihtiyacındayım n"olacak peki zamanelerin bu hali. Tamam pilleri bitti ve çıldırmanın eşiğindeler. Kendilerine zarar vermeleri sorun değil ama zararlarının mazlumlara da ulaşma ihtimali var. Bunu derken dava adamı meselesini kastetmiyorum."
"Cadı avını kastediyorsan, ortada cadı varsa, cadı avı da olacaktır. Av olmayı bilerek cadılığa soyunanın sızlanması muteber değildir. Cadı olmayanın da cadı avından müşteki olması düşünülemez. Neyse bunu şakasına söyledim. Soruna gelince: Haşhaşiyye"nin reisi Hasan Sabbah"a ne oldu; Çandarlı"ya, Pargalı İbrahim"e ne oldu... Bunlar için de aynısı olacak. Çünkü paralel yapı iktidardan çok daha fazla artık sistemin sorunudur. Zamanenin paralel yazarları Başbakan"dan kurtulurlarsa, sistemin pençesinden de kurtulacaklarını sanıyorlar ama yanılıyorlar. Başbakan cumhurbaşkanı olup, icra görevinden çekilse de sistem bunların peşini bırakmayacak. Bizdeki devlet zihniyeti ihanetin ve onu içten çürütme kastının dışında her şeyi affedebilir ama bunları asla!"
"Bu" dedim, "devletçi bir bakış değil mi? İyi biliyorum ki siz devletçi değilsiniz?"
"Evet değilim ama ben de bu gemideyim ve onda olmanın bir sorumluluğu vardır. Geminin kirliliği nedeniyle üreme imkanı bularak gemiyi delmeye çalışan fareye merhamet edelim diyemezsin çünkü fareye merhamet edersen gemideki halka zarar verirsin. Halka zarar vermek de ne yahu? Sen de onlarla birlikte denizin dibini boylarsın."
Daha uzun uzun konuştuk dostumla ama sizlerle ancak bu kadarını paylaşabiliyorum.
Ne demiş Hermes: "Emelinin dikine gidenin ayağı eceline takılır."
Dostum da özetle bunu söylüyordu.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.