Yaşam üçgeni: Rakamlarla Türkiye’de kadın olmak

04:008/03/2025, Cumartesi
G: 8/03/2025, Cumartesi
Özgür Bayram Soylu

Kadın olmak… Dünyanın hemen her yerinde farklı zorluklar içeren, bazen sessiz bazen de oldukça gürültülü bir mücadele. Okuryazarlık oranında eksik, iş gücünde yetersiz temsil edilen, siyasette parmakla sayılacak kadar az, güvende hissetme konusunda ise sürekli alarm modunda ödülü olmayan sade bir mücadeleden ibaret bir yarışın istatistiğine dönüşmek gibi kadın olmak… TÜİK’in “İstatistiklerle Kadın, 2024” raporu bize kadınların toplumsal hayatta ne kadar zorlu bir parkurdan geçtiğini gösteriyor.

Kadın olmak… Dünyanın hemen her yerinde farklı zorluklar içeren, bazen sessiz bazen de oldukça gürültülü bir mücadele.
Okuryazarlık oranında eksik, iş gücünde yetersiz temsil edilen, siyasette parmakla sayılacak kadar az, güvende hissetme konusunda ise sürekli alarm modunda ödülü olmayan sade bir mücadeleden ibaret bir yarışın istatistiğine dönüşmek gibi kadın olmak… TÜİK’in “İstatistiklerle Kadın, 2024”
raporu bize kadınların toplumsal hayatta ne kadar zorlu bir parkurdan geçtiğini gösteriyor.

EĞİTİM VE İŞ GÜCÜ: DAHA FAZLASI MÜMKÜN MÜ?
Türkiye’de 25 yaş üstü nüfusun %3,1’i okuryazar değil. Ancak burada çarpıcı olan detay, erkeklerde bu oranın %0,8, kadınlarda ise %5,4 olması. “Oku da büyük adam ol” lafı ile büyük adam olma erkeklere bırakılmış gibi görünüyor. Yükseköğretim mezunu oranlarında bile fark devam ediyor: Kadınların %22,7’si üniversite mezunu iken, erkeklerde bu oran %26,2. Kadınlar üniversite okuyor mu? Okuyor. Ama iş bulabiliyorlar mı? İşte asıl mesele burada başlıyor. Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı %35,8, erkeklerin ise %71,2. Yani kadınların neredeyse üçte ikisi iş hayatına giremiyor. Bu yetmezmiş gibi, istihdam oranında da büyük bir uçurum var: Kadınların istihdam oranı %31,3, erkeklerin ise %65,7. İşsizlik oranı da kadınlar için daha yüksek: Erkeklerde %7,7 iken, kadınlarda %12,6. Kadınlar iş hayatında yeterince yer bulamıyor. Bulanlar da çoğu zaman hak ettiklerini alamıyor.
Cinsiyetler arası ücret farkı her eğitim seviyesinde erkekler lehine devam ediyor. Yükseköğretim mezunu kadınlar, erkeklere göre %17,4 daha düşük maaş alıyor. Hangi sektöre bakarsanız bakın, kadın emeğinin karşılığı aynı oranda alınmıyor.
Ne yapmalı? Öncelikle kadınların iş gücüne katılımını artırmak için kreş desteği, esnek çalışma modelleri ve kadın girişimcilere yönelik teşviklerin artırılması şart. Ayrıca eşit işe eşit ücret anlayışının hakim kılınması önem taşıyor.

SİYASET VE YÖNETİMDE KADININ YERİ
Türkiye’de kadınların temsili konusunda bazı ilerlemeler kaydedildiği söylenebilir.
Kadın milletvekili oranı 2007’de %9,1 iken, 2024 itibarıyla %19,9’a çıktı.
Ancak hâlâ mecliste her 10 vekilden yalnızca 2’si kadın. Türkiye’yi yöneten karar mercilerinde kadın sesinin hala kısık modda olduğu dikkat çekiyor. Siyasi arenada kadın temsilini artırmak için
zorunlu cinsiyet kotası düşünülebilir. Partilere “Kadın aday koyun” demek yetmez, “Kadın adaylar seçilebilir yerlerde olsun” da demek lazım
. Çünkü 5. sıradan koyulan kadın aday, 1. sıradaki erkek adayın seçilmesini bekleyerek siyaset izlemeye devam ediyor. Büyükelçi oranları biraz daha iyi durumda:
2011’de %11,9 olan kadın büyükelçi oranı 2024’te %26,9’a çıkmış
. Üst düzey yöneticilik pozisyonlarına baktığımızda da durum pek iç açıcı değil.
Kadınlar, üst ve orta düzey yönetici pozisyonlarının sadece %20,6’sında bulunuyor.
Yani yönetici koltuklarının yaklaşık %80’i erkeklere ait. Borsa İstanbul’da işlem gören en büyük 50 şirketin yönetim kurullarına bakıldığında da
kadın üye oranı %19,4.

GÜVENLİK ALGISI: KADIN OLMANIN GÖRÜNMEZ TEHLİKESİ
Kadın olmak, yalnızca eğitimde ve iş dünyasında mücadele etmek anlamına gelmiyor. Kadınlar günlük hayatlarında da çeşitli tehditlerle karşı karşıya.
Kadınların %35,9’u yaşadığı çevrede gece yalnız yürürken kendini güvensiz hissediyor
. Erkeklerde bu oran sadece %15,2. Aynı şekilde evde yalnız kaldıklarında bile kendini güvende hissetmeyen kadınların oranı %8,4 iken, erkeklerde bu oran %3,1. Bu, toplumda güvenlik algısının cinsiyet temelinde nasıl farklılaştığını ve kadınların her an tetikte olması gerektiğini gösteriyor.
Kadınların sokakta yürüyebilmek için Google Maps’ten sokak aydınlatma seviyelerine bakmak zorunda kalmadığı güvenli şehir politikalarının önemi giderek artıyor.

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ: ADALET Mİ, TEHDİT Mİ?
Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı, başlangıçta kadın ve erkek arasında fırsat eşitliği sağlamayı amaçlayan bir düşünce sistemi olarak görünse de, günümüzde aile yapısını ve kadın-erkek rollerini tehdit eden bir ideolojiye dönüşüyor.
Kadın ve erkeğin biyolojik, psikolojik ve sosyolojik olarak farklı olduğunu göz ardı eden radikal yaklaşımlar, eşitliği sağlamak adına geleneksel aile yapısını zayıflatabiliyor. Kadın ve erkeğin biyolojik ve toplumsal farklılıklarını inkar etmek yerine, bu farklılıkları adil bir sistem içinde değerlendirmek, gerçekten eşit ve sağlıklı bir toplum inşa etmenin en makul yolu olarak karşımızda duruyor. Eşitlik, kadın ve erkeğin aynı olması değil, birbirini tamamlayan rollerle birlikte toplumda adil bir şekilde var olabilmesiyle mümkün. Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı ekseninde aileyi, sosyal dinamikleri ve kadın-erkek arasındaki doğal farklılıkları yok sayacak bir yaklaşım, uzun vadede toplumsal yapıyı zayıflatma riskini taşıyor.
Kadın-erkek ayrımını toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde tartışmak, çoğu zaman meseleyi bireylerin biyolojik farklılıklarına indirgemekle sonuçlanıyor ve asıl sorunu göz ardı etmemize neden oluyor. Oysa mesele, sadece kadınların haklarını savunmak ya da erkekleri bir ayrıcalık sahibi olarak görmek değil; toplumun tüm bireylerinin eşit fırsatlara sahip olduğu adil bir düzen inşa etmekte yatıyor.
Kadınlar iş gücüne katıldığında, siyasette daha fazla yer aldığında ya da eşit ücret aldığında bundan yalnızca kadınlar değil, ekonomi, aile yapısı ve sosyal refah da olumlu etkileniyor. Eşitlik, bir gruba ayrıcalık tanımak değil, herkes için adaletin sağlanmasını temsil ediyor. Dolayısıyla mesele bir cinsiyeti diğerine karşı savunmak değil, bireylerin yetkinliklerine, haklarına ve fırsatlarına eşit şekilde ulaşabilmesini sağlamak olmalıdır.
Bizde “hayat ilk olarak kendini yok sayanları harcar”.
#Ekonomi
#Türkiye
#kadın
#istihdam