Ebû Leheb’in elleri kurusun!

04:0027/03/2026, Cuma
G: 27/03/2026, Cuma
Yeni Şafak
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.

Ebû Leheb, Peygamber Efendimiz’in amcasıydı. Bununla birlikte yeğenine en çetin zorluğu, zorbalığı ve zulmü reva görenlerden biriydi. İslam’ın ve Müslümanların en büyük düşmanlarındandı. İşte Tebbet Sûresi'nde Allah Ebu Leheb’e “Ellerin kurusun” diyerek onun akıbetini haber verir. Ancak Tebbet Sûresi, sadece bir şahsın değil, zulüm ve inkârın temsilcisi olan her zihniyetin durumunu gösterir. Gücünü, servetini ve imkânlarını kötülük için kullananların sonu hüsrandır. Müminin görevi ise her şartta hakkın yanında, zulmün karşısında durmaktır.

Peygamberliğin ilk yıllarıydı. Mekkeliler bir sabah, Safa Tepesi’nden yükselen bir sesle irkildi: “Yâ Sabâhâh!” Bu ifade, Arap toplumunda olağanüstü durumlar için yapılan bir uyarıydı: “Dikkat edin! Uyanın! Tehlike var!” İnsanlar merakla sesin geldiği yöne koştu. Sesin sahibi, Mekke’nin güvenilir tüccarı olarak bilinen Muhammedü’l-Emîn’den başkası değildi.

Kalabalık toplandığında Peygamber Efendimiz (sav) onlara şöyle sordu: “Size, şu vadinin arkasında size saldırmak isteyen bir ordu var desem, bana inanır mısınız?” Hep bir ağızdan, “Evet, inanırız. Senin yalan söylediğini hiç görmedik” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Allah Resûlü, “Öyleyse ben de sizi şiddetli bir azapla uyarıyorum” buyurdu. Ancak kalabalık arasındaki amcası Ebû Leheb, “Yazıklar olsun sana! Bizi bunun için mi topladın?” diyerek karşı çıktı. Bu olay üzerine Tebbet Sûresi nazil oldu ve Ebû Leheb’in ibretlik akıbeti bildirildi: “Ebû Leheb’in elleri kurusun! Kurudu zaten. Ona ne malı fayda verdi ne de kazandığı başka şeyler. O, alev alev yanan ateşe atılacak! Dedikodu yapıp söz taşıyan karısı da. Boynunda da ipten bükülmüş bir halat bulunacak.”

ZULME DESTEK OLAN HERKESİ KAPSAR

Kur’an-ı Kerim’de yer alan Tebbet Suresi, yalnızca Ebû Leheb’i değil; onun gibi hakikate karşı çıkan, zulme destek olan herkesi uyaran evrensel bir mesaj taşır. Nitekim surede onun ismi yerine lakabının kullanılması, bu uyarının her dönemde benzer tutum sergileyenlere yönelik olduğunu göstermektedir.

Ebû Leheb; hakikati inkâr eden, gücünü ve servetini kötülük için kullanan, insanlara zulmeden ve kutsal değerlere saldıran zihniyetin sembolüdür. Bu yönüyle her çağda farklı isimler altında varlığını sürdürmektedir. Nitekim bugün de kin ve nefretle dünyayı yaşanmaz hâle getiren, masum insanların canına kasteden, zulmü destekleyen herkes bu zihniyetin bir temsilcisidir.

İLAHİ AZAPLA KARŞILAŞACAKLAR

Tebbet Sûresi bizlere önemli hakikatler öğretmektedir: Allah’a ve Resûlü’ne karşı gelenler, müminlerle mücadele edenler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar, er ya da geç ilahî azapla karşılaşacaktır. Mal, servet ve güç; eğer zulüm ve kötülük için kullanılıyorsa, sahibine hiçbir fayda sağlamayacaktır. Hakikatin karşısında duran, kibirle hareket eden ve insanları küçümseyenleri ise acı bir son beklemektedir.

Bu surede ayrıca zulme destek verenlerin de aynı akıbete uğrayacağı vurgulanır. Çünkü zalime destek olmak da zulmün bir parçasıdır. Peygamber Efendimiz (sav), “Zulme yardımcı olan, Allah’ın gazabına uğrar.” buyurarak bu gerçeği açıkça ifade etmiştir. O hâlde nerede bir zulüm varsa, elimizle, dilimizle ve kalbimizle ona karşı durmak zorundayız. Zira zulmün yaygınlaştığı bir dünyada hiç kimse güvende olamaz.

HİÇBİR ZULÜM EBEDİ DEĞİLDİR

Ne yazık ki günümüzde de zulüm farklı coğrafyalarda devam etmektedir. Masum insanların hayatını hedef alan saldırılar, işgaller ve katliamlar, insanlığın ortak vicdanını yaralamaktadır. Bu zulümlere sessiz kalan ya da destek verenler de sorumluluktan kaçamaz. Unutulmamalıdır ki hiçbir zulüm ebedî değildir. Zalimler kendilerini güçlü zannetseler de sonunda hüsrana uğrayacaklardır. Hak galip gelecek, batıl yok olacaktır.

Bizlere düşen görev; zulme rıza göstermemek, kötülük karşısında susmamak ve mazlumun yanında durmaktır. Umudumuzu ve direncimizi kaybetmeden adalet, merhamet ve iyilik ekseninde bir hayat inşa etmektir. Yeryüzünde huzur ve güvenin hâkim olması, ancak bu sorumluluğu kuşanmakla mümkündür.

HAKKIN YANINDA DURMALIYIZ

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.”

Sonuç olarak; Tebbet Sûresi bizlere, hak ile batılın mücadelesinde nerede durmamız gerektiğini açıkça göstermektedir. Zulme karşı durmak, adaleti savunmak ve hakikatin yanında yer almak, her müminin vazifesidir. Rabbimiz bizleri hakikatten ayrılmayan, adaleti gözeten ve zulme karşı duran kullarından eylesin.

#İslam
#Toplum
#Aktüel