Atatürk"ün utancı, Kemalizm"in gururu

00:0019/12/2009, Cumartesi
G: 3/09/2019, Salı
Özlem Albayrak

Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Can Dündar hakkında “Mustafa” belgeseli nedeniyle yürütülen soruşturmada verilen “takipsizlik” kararını kaldırmış. Yargıtay onarsa dava açılacak ve Can Dündar 7 buçuk yıla kadar ağır hapisle yargılanacak.Özeti şu; Dündar''ın, Atatürk''ü “insan” olarak resmetmesi cürüm sayılmış, bu cürüm suç da sayılabilir.Şaşırmayın, asıl film hakkındaki bilirkişi incilerini dinleyin:Belgeselde, Atatürk''ün, İstanbul''dan ayrılırken Madam Corinna''ya yazdığı mektupların içeriğinin

Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Can Dündar hakkında “Mustafa” belgeseli nedeniyle yürütülen soruşturmada verilen “takipsizlik” kararını kaldırmış. Yargıtay onarsa dava açılacak ve Can Dündar 7 buçuk yıla kadar ağır hapisle yargılanacak.

Özeti şu; Dündar''ın, Atatürk''ü “insan” olarak resmetmesi cürüm sayılmış, bu cürüm suç da sayılabilir.

Şaşırmayın, asıl film hakkındaki bilirkişi incilerini dinleyin:

Belgeselde, Atatürk''ün, İstanbul''dan ayrılırken Madam Corinna''ya yazdığı mektupların içeriğinin belli yerleri aktarılmıştır. Ama herhalde ya iç gıcıklayıcı veya tutucu çevrelerde Atatürk''e gösterilen tepkilerin artması için olsun ''geceyi kollarında geçirdiği''satırları okunmuştur. (Atatürk yemez, içmezdir. Cinsiyetten ve alelade şeylerden hele de bir kadının kollarında bir gece geçirmekten münezzehtir, cinsellik de neymiştir; o sadece iyi savaşmış iyi bir askerdir)

Harbiye''nin ilk sınıfında ''kadın ve içkiyi tanıyan ve vals öğrenen genç öğrencinin'' bu doğal tutkuları neden vurgulanmıştır? (Adı üstünde doğal tutku, insanlık ve gençlik halleri diyecektim ama şimdi hatırladım, Atatürk gençlik noksanlıklarından da uzaktır)

Bu karizmaya sahip bir kişi Sofya''da nasıl yalnızlık duygusu ve melankoli çeker? (Sen cezalandırılmayı kesin hak ettin Can Dündar, Atatürk bu, hiç yalnızlık duygusu çeker mi, melankoliye düşer mi? Bu ne terbiyesizlik O sıradan, alelade bir fani mi?)

O''nun karanlıkta uyuyamadığını uzun bir sahne ile canlandırmak, bir belgeselde bu kadar yer tutabilir mi? Bu zaafı ile Atatürk, korkak bir komutan durumuna düşürülmüyor mu? (Bir insan hem karanlıktan korkup hem başarılı bir asker olamaz zaten, bilirkişi kesinkes haklı. Asker dediğin karanlıktan korkmaz, uyumaz bile )

''Akşehir''e gitmeden önce Atatürk son bir içki sofrası kurar'', ''Büyük Taarruz sabahı ise Fevzi Paşa Kuran okumaktadır'' sözcükleri arasında sadece iki dakika vardır. Bu yolla bir mesaj mı verilmek istenmektedir. (Evet, Can Dündar filmde, “Atatürk din düşmanıydı, Fevzi Paşa din muhibbiydi” mesajı vermeye çalışmış. Satır üstlerini, aralarını ve dahi altlarını okuruz, kül yutmayız adamı da işte böyle yakalarız)

Atatürk''ün kitap yazması canlandırılırken, kalem tutan ellerin Atatürk''ün elleriyle benzerliği yoktur. Uzun parmaklı ince zarif elleri yerine, kısa ve küt parmak iki el perdede gözüküyor. (Atatürk uzun parmaklı, ince ve zarif elliydi. Can Dündar bunun hesabını vermeli)

Film ölümle başlayıp, ölümle bitmektedir. Karanlıklar içindedir. Aydınlık optik bir anlatım yoktur. Fon müziği etkileyici ama melankoliktir. (Ölüm yoktur, en azından Atatürk''e yoktur. Bir ulusu karanlıktan aydınlığa çıkaran bir lideri melankoli içinde göstermek ihanetle eşdeğerdir, Can Dündar bir kez daha suçludur)

Atatürk''ün İstanbul''a ilk gelişinde sevgi ile karşılanışı sırasında yanındaki arkadaşına ''Bugün kalabalık sevgi doludur ama aynı kalabalık bir seni linç etmek için de toplanır''sözü doğrudur ama bir belgeselde Atatürk''ün ulusuna güvenmediği gibi bir izlenim yaratmaz mı? (Yaratır, hiç yaratmaz mı? Devrimlerin tepeden inme olduğu filan da palavradır)

Bence, bununla yetinmeyin. Gülsüm İnek yaşıyorsa bulun kesin, süt veriyorsa sütünü, yoğurdunu, peynirini mundar sayın, etini kavurma yapıp Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği''yle Atatürkçü Düşünce Derneği üyelerine sucuk, sosis edin.

Bu kadarı da yetmesin, Gülsüm''ün sahibini önce falakaya yatırın, sonra da “25 Derste Çağdaşlık” başlıklı kitabı ezber cezası kesin. Öküzlüğü, koyunluğu, katırlığı değil ama, inekliği yasaklayın…

Nihayet tehlikenin farkına vardınız. Bulun, Atatürk''ün hatırasına hıyanet edenleri, hepsi ama hepsi Gençlik Marşı''yla geldikleri bu memleketten İzmir Marşı''yla gitsinler. En hakiki mürşidin değerini bilsinler, bilenler bilmeyenlere öğretsinler, öğrenmeyenler bu aymazlığın bedelini hapislerde çatır çatır ödesinler...

Bunlarla da yetinmeyin bence, açılan yolda, gösterilen hedefe hiç durmadan yürüyün yürümeyi reddedenlere günlerini gösterin, “o yol da iyi ama demokratikleşme gibi yeni açılan arterler de var” diyenlerin anasından emdiğini burnundan getirin.

Atatürk sizi görseydi utanç duyardı ama, tasalanmayın Kemalizm sizinle gurur duyuyor.