
Gündemin hırgürü arasında gözünüzden kaçmıştır tahminim. Kısaca özetleyeyim; mevzu, Çevre ve Orman Bakanlığı danışmanı Taceddin Ural''ın yazdığı “Papa Bir Puttur” adlı kitabın, bugünlerde misafirperverlik buhranındaki medyanın asabını bozması, kitabın yazarının Sabah gazetesi tarafından Osman Pepe''ye “Bakanım, bu danışmana ne danışacaksın” denmek suretiyle şikayeti ve amaçlanan sonuç; danışmanın istifası.
İnsanın şunu sorası geliyor: Hadi, karikatür krizinde Danimarka''yı laf ola beri gele cinsinden olsun protesto etmemenizi, onu bırakın edenlere bile ''tepki hakkını'' çok görmenizi, kiminizin konu üstüne sade suya tirit yazılar yazıp, kiminizin dut yemiş bülbüle dönmenizi “laik hassasiyetlere” yoralım. Hadi, Muazzez İlmiye Çığ, “camilere aşk odaları yapılsın” sözü nedeniyle yargılandığında ”bilime saygı” çığlıklarına başlamanızı, safdilce düşünüp “düşünce ve ifade özgürlüğü” inancınıza verelim.
E peki bu nasıl bir lahana turşusudur, ne menem bir oksimoronluk halidir diye sormazlar mı size? Teolojinin değer atfettiği ritüelleri eleştiri konusu yapmayı ne zamandır suç sayıyor sizin kemalist laikliğiniz? Yoksa bu eleştiri mekanizmasının dişlileri, sadece İslam sözkonusu olduğunda mı dönme meşruiyeti ve haklılığı kazanıyor, sormak isterim. Peki ya düşünce ve ifade özgürlüğünüz? Bu suça ve suçluya göz açtırmamaya ahdetmiş tavırlar, bu jüri olan, savcı olan, muhbir olan, infazı hiç geciktirmeyen ruh hali, Muazzez İlmiye Çığ, İslam''a hakaret ederken hangi sahillerde güneşleniyordu peki? “Türkler Ermeni''leri katletti” diyen Orhan Pamuk konusunda dahi, iş milliyetçiliğe gelince en mangalda kül bırakmayanları bile saflara ayrılan ama, Vatikan''a laf etmeyi ''doğal müttefik'' cephesinde affedilmez bir suç olarak görme konusunda tek yürek-tek bilek kalabilen medya, göz göre göre bir çiftestandardı, Bakan''a şikayet düzeyinde meşru bir reflekse nasıl dönüştürebildi acaba?
“Vatikan''ı, evlilik ve cinsellik yasaklanmış papazların hallerini, Taceddin Ural''ın kitabından önce İrlanda, İtalya, İsveç gibi ülkelerin gazetelerinden öğrenin” demek, gerçeklerin Batılı kaynaklardan alıntılarla ifadesi, eğer “düşünce özgürlüğü”ne gönül vermişsek neden suç olsun, diye sormak isterim öncelikle. Ve de basın etiği maddeleri arasında, birinin kitap yazmak suçundan şikayet ve provokatörlük yoluyla işinden edilmesinin kaçıncı sıraya denk geldiğini. Numarası kaç, biz de bilelim.
Bir kitap nedeniyle kimse Papa''ya karşı tedhiş eylemlerine girişecek değil. Yüce gönüllülükse, vatandaşın yüzde 75''inin bu ziyarete hoş bakmadığı halde sözünü susup oturuyor olması da yeterli bir delil. Fikrini söylemek ise, o yere göğe sığdıramadığımız konukseverliğimize engel değil.
Papa''yla kimsenin derdi yok. Elbette, kutsallık atfedilen bir ruhani temsilciye, hele de misafirken kusur edilmemesi konusunda her şeyden önce, inanç kaidelerimizin uyarı ve önerileri dairesinde hemfikiriz.
Hemfikiriz de, İslam sözkonusu olduğu anda söze ''hurafeler'' diye başlayanların sıra Papa''ya gelince Türk imajı bahanesiyle hassasiyet delisi kesilmelerini anlamak güç.
Gerçi, aydınların ve kendini aydın hissedenlerin, hristiyanların hurafe ve edebiyattan oluşan ritüelleri sözkonusu olduğunda, katıksız bir hayranlık ve öykünmeyle laiklik yelkenlerini suya indirdikleri, geri kalmışlığın faturasını ülkeden yüzyıl önce sürülmüş Osmanlı monarşisine çıkartıp, bugünkü İngiliz ya da Hollanda Kraliyet ailelerine “Tanrım, ne kadar da asiller” diye tempo tuttukları malumumuz ama, parmak kaldırıp “pardon böyle de şeyler var” deme gafletinde bulunanları, “otur yerine saygısız” diyerek tokatlamaya kalkışmak, olmadı şikayet ederek okuldan attırmak da, fazla ileri gitmek oluyor.
Mesele, bu çiftestandart kültürünün, kendine yontma gazeteciliğinin, ''farklı''yı linç refleksinin, aydınlanmaya, batı değerlerine ve ifadeye olan inanç dibine kadar soğurulsa da, yok edilemeyeceği.
Laiklik, düşünce, etik gibi batılı kavramlar sözkonusu ya, ben de sizi sapına kadar kemalist Erke dönergecine şikayet etmek isterim. Laik enerji ürettiği gibi, sizin olmayacak yerde kabaran, ama olması gerektiğinde bulunamayan enerjinizi, memlekete fayda kabilinden dengeleyebilir de belki. Kimbilir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.