Bürokrasinin siyasallaşması ya da ihsası rey

00:0015/05/2014, jeudi
G: 12/09/2019, jeudi
Rasim Özdenören

Yargının veya genelde tüm bürokrasinin siyasallaşması, hukukçunun/bürokratın, kararlarında, kişisel siyasal görüşünü devreye sokmasıyla ortaya çıkar.Hukuk adamının bir yurttaş olarak elbette siyasal konularda belli kanaatleri olacaktır. Olmasın demek eşyanın tabiatına aykırı düşer. Ancak onun, kanaatini dışa vurması istenmez ve beklenmez. Bu durum tüm bürokratlar (devlet memurları) için geçerlidir. Onun, siyasal kanısını dışa vurması, işlemlerinde bu kanısını devreye sokacağının peşinen açıklanması

Yargının veya genelde tüm bürokrasinin siyasallaşması, hukukçunun/bürokratın, kararlarında, kişisel siyasal görüşünü devreye sokmasıyla ortaya çıkar.

Hukuk adamının bir yurttaş olarak elbette siyasal konularda belli kanaatleri olacaktır. Olmasın demek eşyanın tabiatına aykırı düşer. Ancak onun, kanaatini dışa vurması istenmez ve beklenmez. Bu durum tüm bürokratlar (devlet memurları) için geçerlidir. Onun, siyasal kanısını dışa vurması, işlemlerinde bu kanısını devreye sokacağının peşinen açıklanması bağlamında düşünülür. Bu durum da, o bürokrat ile işi olan yurttaşın işi konusunda kuşkulu durumda bırakılması halini sonuçlar.

Hukuk adamı olarak acaba avukatın siyasal görüşünü dışa vurmasında sakınca görülmeyebilir mi? Bence, hayır. Ancak burada şu açıklamayı dile getirmemiz gerekiyor. Bir avukat, kişisel olarak siyasal görüşünü açığa vurduğu takdirde, pratikte, ancak o görüşü benimseyen kimselerin vekâletini üstlenmeyi göze almalıdır. Yasal bir engel söz konusudur demiyorum. Bu durum genelde bütün esnaf, sanatkâr, tüccar taifesi için de geçerlidir. İnsanlar genelde farklı bir siyasal görüşü olduğunu bildiği berbere, terziye bile gitmek istemezler, çünkü aradaki güven ilişkisinin zedelendiğini düşünebilirler. Bu durum, siyasal görüşünü açığa vuran esnafın müşterisi indinde düşeceği durum açısından kendi bileceği iştir, deyip geçiştirilebilir. Fakat o esnaf, mensubu bulunduğu kuruluşun temsilcisi ise ve kuruluşu adına siyasal görüş dermeyan ediyorsa, işte orada, vahim bir durumla karşı karşıya kalırız.

Esnaf ve ticaret odası başkanının veya hekimler odası, ziraat odası başkanlarının vb. benimsediği bir siyasal görüşün bulunması kişisel olarak onu bağlar. Ancak o başkan kuruluşu adına konuşuyorsa, o görüşü benimsemeyen yurttaşlar indinde o kuruluş ile veya onun mensubu ile ilişkisi olan yurttaş nezdinde o meslek erbabının düşeceği güven zedelenmesi o meslek ve sanat erbabının hepsini ilgilendirir. O açıdan kuruluşu adına konuşan kimsenin bu duruma hassasiyet göstermesi ve son kerte dikkatli olması beklenir.

Kaldı ki, burada, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Barolar Birliği gibi tüm yurttaşların güven duyması gereken hukukla ilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerinin ihsası reyde bulunması (görüşünü önceden belli etmesi); resmî veya sivil tüm yurttaşlar nezdinde o kurum ve kuruluşlara olan güveni peşinen yok eder. Bir de şu: acaba, kurum ve kuruluşu adına siyasal görüş dermeyan eden temsilcinin konuşmasına bütün meslektaşları sahip çıkıyor mu? O temsilci oraya mesleği ile ilgili sorunlarla uğraşsın diye mi seçildi, siyasal görüşünü dayatsın diye mi?