Gerçekliğin dönüştürülmesi/ Roman ve yeni aile anlayışı

00:001/08/2013, Perşembe
G: 9/09/2019, Pazartesi
Sema Karabıyık

Carter V. Findley"in yazdığı Modern Türkiye Tarihi 1789"dan günümüze siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel tarihi anlatıyor. Türkiye"nin modernleşme sürecinin edebiyatla ilişkilendirilerek anlatılması kitabı benzerlerinden ayırıyor.Findley, kültürel tarih araştırmaları esnasında Osmanlı ve Türk edebiyatçıların genellikle kendi dönemleri hakkında yazmış olduklarını, topluma bakışlarının tarihçilerin ve sosyal bilimcilerin bakışından daha zengin olduğunu keşfeder. Her dönemden bir veya birkaç romana

Carter V. Findley"in yazdığı Modern Türkiye Tarihi 1789"dan günümüze siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel tarihi anlatıyor. Türkiye"nin modernleşme sürecinin edebiyatla ilişkilendirilerek anlatılması kitabı benzerlerinden ayırıyor.

Findley, kültürel tarih araştırmaları esnasında Osmanlı ve Türk edebiyatçıların genellikle kendi dönemleri hakkında yazmış olduklarını, topluma bakışlarının tarihçilerin ve sosyal bilimcilerin bakışından daha zengin olduğunu keşfeder. Her dönemden bir veya birkaç romana odaklanır, o dönemdeki yaşam hakkında bir pencere açar, çalışmasını zenginleştirir. Romanı kurmak en ince ayrıntısına dek tasarlanmış bir dünya ile yola çıkmak demek. Bu ayrıntılar ise ancak içinde yaşanılan hayattan derlenebilir.

Sosyal değişim hızlandıkça, evlilik, bireyselin ve toplumsalın modernlik arayışında buluştuğu en hassas nokta haline geldi diyor Findley. Yeni aile anlayışı önce yazarların hayal gücünde başladı ve dönüştürücü gücünü buradan icra etti.

"Daha önce yazılan edebi eserler göstermiştir ki, modern edebi türlerin gelişmesi hikayede bir aşk ilişkisi bulunması yönünde bir beklenti yaratıyordu. Ne var ki en Avrupalılaşmış Müslümanlar bile İslam dininin kadın erkek ayrımıyla ilgili hükümlerine göre yaşamayı sürdürüyorlardı. Romantik ilişkiler tahayyül etmek için bir şekilde bu hükümleri askıya almak şarttı. Osmanlı okuyucuları açısından

bu tip romanlar ne sadece eğlence

ne de mevcut gerçekliğin yansımalarıydı. Tam tersine gerçekliğin dönüştürülmesini ima eden eserlerdi bunlar. En hayret

verici nokta, görünüşte.

İslami değerleri ve ataerkil kuralları savunan muhafazakar yazarların da toplum mühendisliğine katılmalarıydı. Bu yazarlarınyazdığı eserler modernliğin sadece siyasetle sınırlı olmadığını, modernliğe olan İslami yaklaşımların sadece dini hareketlerden kaynaklanmadığını göstermektedir."

Findley, "Muhafazakar kültürel modernlik" başlığı altında devrin önde gelen iki önemli yazarı, Ahmet Mithat ve Fatma Aliye"nin eserleri üzerinde yoğunlaşarak yapıyor yorumlarını. Her iki romancının da Yıldız Sarayı ile yakın ilişkileri vardı detayı eşliğinde.

Ahmet Mithat eserlerinde

erkekle kızın buluşması problemini genellikle gayrimüslim kadınlarla Müslüman erkekleri bir araya getirerek çözer. Ana hikaye ve alt hikayeler Müslüman erkek ile gayrimüslim kadınlar arasında vapurda gerçekleşen tesadüfi bir buluşmadan doğar ve gelişir.

Bugünkü eleştirmenlerin Osmanlı romanının kadın erkek ilişkilerini yeniden şekillendirmede oynadığı rolü fark etmemelerinin en büyük sebebi de büyük ihtimalle bu dönüşümün başarılmış olmasıdır diyor Findley. Hatta bu dönüşüm o kadar başarılıdır ki, günümüzde Türkler kadın erkek ilişkilerinin daha önce nasıl olduğunu bile bilmemekte, belki de bilmek istememektedirler. Bu kadar muhafazakar iki yazarın kadın erkek ilişkilerine alternatif çözümler düşünmüş olmaları değişim için başka gerekçeler sunar: "Cinsiyet rollerinin değişmesi, kadının sahip olduğu olanakların genişletilmesi arzusu, ileride kadınları özgürleştirdikleri için takdir edilecek olan radikal Batılılarla sınırlı değildir. Osmanlı edebiyat eserleri tek başlarına toplumu dönüştürmemiş olsalar da ataerkil aile ile patrimonyal saltanat arasındaki benzerlikler göz önünde bulundurulursa, bu eserlerde toplumsal ilişkilerle ilgili yapılan dikkatli gözlemler, daha

sonra rahatlıkla sosyal alandan

siyasi alana uzanacak olan

değişim taleplerine yol açmıştır."

Findley"in ne sadece eğlence

ne de mevcut gerçekliğin yansıması, tam tersine gerçekliğin dönüştürülmesini ima eden eserler dediği romanlar günümüzde bayrağı dizilere devretti. Hayal gücü dünyası gerçekliği ele geçirmekle kalmadı tek gerçek olarak hakimiyetini ilan etti. Ne var ki tüketildiği hızla unutulduğundan; özellikle de dönem dizisi adı altında dönemden ziyade günümüze ayna tutulduğundan değişim/ dönüşüm fark edilmiyor.