Atlantik- Avrasya ve Pasifik denklemindeki gelişmelere dâir (4)

04:0020/07/2023, Perşembe
G: 20/07/2023, Perşembe
Süleyman Seyfi Öğün

Kıt’a Avrupa ve Avrasya’yı baskılamakta ileri bir adım atmış Atlantik güçlerinin aynı başarıyı Çin üzerinde de göstermiş olduğu söylenemez. Çin, önümüzdeki bir kaç sene zarfında yenilmez bir güç olacak. Hâl-i hazırda bile Pasifik’de Çin’e boyun eğdirmek çok ama çok zor. Pekiyi, ilk başlarda “al gülüm ver gülüm” ilişkisi olarak başlayan, Çin’in ürettiği, başta ABD’nin ve genel olarak G-7’nin tükettiği bir denklem bozuldu ve neden ABD-Çin gerilimi doğdu? (Çin’in, dünyânın en büyük üretim gücü olmasına

Kıt’a Avrupa ve Avrasya’yı baskılamakta ileri bir adım atmış Atlantik güçlerinin aynı başarıyı Çin üzerinde de göstermiş olduğu söylenemez. Çin, önümüzdeki bir kaç sene zarfında yenilmez bir güç olacak. Hâl-i hazırda bile Pasifik’de Çin’e boyun eğdirmek çok ama çok zor. Pekiyi, ilk başlarda “al gülüm ver gülüm” ilişkisi olarak başlayan,
Çin’in ürettiği,
başta ABD’nin ve genel olarak
G-7’nin tükettiği
bir denklem bozuldu ve neden ABD-Çin gerilimi doğdu? (Çin’in, dünyânın en büyük üretim gücü olmasına rağmen G-7’de yer almaması ne kadar tuhaf değil mi?). Denklemin bozulma hikâyesinin izi dünyâ finansal sisteminde rezerv para birimi olarak yer alan
Dolar’ın şişmesi, çoğalması, itibâr kaybetmesinde
sürülmelidir. ABD, Çin ile geliştirdiği karşılıklı bağımlılık üzerinden kendi sanayisini kaybediyor, ağır istihdam kayıplarına uğruyordu. Dolar’ın küresel çevrimlerinin istikrarlı yürüdüğü, hele ki ileri teknoloji üretimindeki üstünlüğünü devâm ettirebildiği nispette mesele yoktu. Lâkin Çin,
emek yoğunluklu sanayiden sermâye yoğunluklu, oradan da teknoloji yoğunluklu sermâyeye
geçiş yapmayı başarmıştı. Oyunu bozan da bu gelişmelerdi. Atlantik, hegemonyasını devâm ettirebilmek için en başta
Dolar’ı güçlü tutmak
zorundaydı. Bu ise 2008 ve 2019 krizlerinden sonra artık çok zorlaşmıştı. Enflasyonla mücâdele etmek için başvurulan
yüksek fâiz politikası
ise
Dolar’ın itibârî değerini korumak
adınaydı. Değilse bunun tabiî neticesi olarak bizzat üretimin küresel daral(tıl)ması, alım gücünü sınırlandırılması, hattâ yaygın işsizlik FED’in umurunda değildi. Sıkışan Atlantik, çok yıpransa ve güç kaybetmiş olsa da Dolar hâkimiyetinin yanında
ikinci mukâyeseli üstünlüğü olan silâha, militarizme
davrandı. (Ticâret savaşlarının haber verdiği de aslında buydu). ABD ve Atlantik bloku,
dünyâyı savaş pozisyonuna
getirmeye
karar verdi. Bu sûretle üretim açığını da militarizm üzerinden kapatacak, başta Almanya, Japonya, Güney Kore ve İskandinav devletleri olmak üzere,
birikmiş artıklara
el koyabilecekti. Hedefte ise Avrupa-Rusya ilişkisi üzerinden Avrasya’nın dağıtılması ve Çin’in kuşatılmak sûretiyle diz çöktürülmesi vardı.
Çin politik ekonomisi ise, en sonunda karşılığının olmadığı artık âşikâr olan kâğıtlar veyâ dijital verilere dayalı bir ticâreti kaldıramaz hâle geliyordu. Değeri reel olarak eriyen ve erimeye de mahkûm olan dolara olan bağımlılığını tasfiye etmek, mümkünse Yuan, değilse başka para birimlerine dayalı alternatif bir ticâret rejimi kurmak zorundaydı. Bunda da büyük ilerlemeler sağladı. Diğer taraftan
sermâyesini büyütmek, bir dünyâ hegemonyası kurmak
zorundaydı. Bu büyüme ve yayılma olmaksızın kendi poltik ekonomisi ağır bir iç buhrân doğurabilirdi. Çin’in sağlamış olduğu göreli, lâkin hatırı sayılır refah, artık beklentileri değişen farklı bir ulus doğurmuştu.
Dünyâ üretiminin çelmelenmesi, daraltılması, tedârik zincirlerindeki kırılmalar, Çin’in dünyâ açılımlarını durdurmak, bilhassa Avrasya (Rusya) uzantısı üzerinden AB ve bilhassa Almanya ile kavuşmasına mâni olmak adına girişilen seferberliklerin ekonomik olanlarıydı. Bu coğrafyada çıkartılan istikrarsızlıklar ise bu seferberliğin siyâsî ve askerî boyutlarıydı. Yâni ortada
iki farklı politik ekonomi; Çin ve ABD politik ekonomileri arasındaki mücâdele
vardı. Bardağı taşıran damla Arktik bölgesinde Çin’in yeni bir yol bulmasıydı. Atlantik’i Baltık odaklı yeni bir Avrupa inşâ etmeye ve Avrasya’da savaş çıkarmaya, iten de bu oldu.
Rusya-Ukrayna savaşı
geri plânı itibârıyla sâdece bir
Atlantik-AB
; husûsen bir
ABD-Almanya
veyâ
İngiltere-Almanya
savaşı olmanın yanısıra bir
Arktik savaşıdır.
Bu aynı zamanda
Sibirya’nın paylaşımını
ihtivâ etmektedir.
Atlantik Avrasya’daki Rusya-Ukrayna savaşından beklediklerini tam anlamıyla elde edebilmiş değil. Avrupa’ya diz çöktürdüler; ama Rusya’ya dişleri geçmedi. Rusya’yı Çin ve Hindistan’dan koparamadılar.
Stratejik bir hatâ
yaptılar. Çin’i iknâ ederek Avrasya’ya karşı (Almanya -Rusya) ortak hareket edebilirler miydi? Kolay değil, kabûl ediyorum. Ama en azından bu denenebilirdi. Yapmadılar. Çin-Rusya gerilimini derinleştirmek istediler, olmadı. Hindistan-Çin gerilimini kaşıdılar, olmadı. Acul davranıp,
eş anlı olarak Rusya’yı şeytanlaştırmayı ve Çin’i ondan uzaklaştırmaya
gayret ettiler. Bu da ters tepti. Bundan sonra da olacağını zannetmiyorum. Ama bundan daha mühimi
Rusya-Hindistan bağını
koparmaktı. Bunda da çok fazla yol alabildiklerini zannetmiyorum. Ama son zamanlarda yaşananlar bu sütun üzerinde daha çok çalışmaya başladıklarını düşündürüyor.
ABD Başkan Yardımcısı ve Birleşik Krallık Başbakanı’nın Hint asıllı olması
çok da tesâdüf değil. Atlantik Hindistan ile çalışmaya çoktan hazır.
Kuantum fizikası ile Hint mistisizmi
pek de yaraşıyor. Kategorik olarak istenmeyen Çin ve Rusya.
Yellen’ın Çin’i ziyâreti,
kilitlenmiş politik ekonomiyi,
ekonomik paydaşlığı politik prangalarından ayrıştırarak yumuşatma
gayretiydi. Muhataplarına muhtemelen
adı ekonomi olan aynı gemide olduklarını, geminin politik dümenini kilitlemenin iki tarafa da kaybettireceğini
söylemiştir. Bu ekonomizm yüklü görüşmeyi politik kulvarda eski kurt
Kissinger’ın Çinli Wang Yi ile görüşmesi
tâkip etti. Bu arada Hindistan, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün son toplantısını on line yaptırarak soğuttu. Arkasından, dedikodu değil, Güney Afrika Başkanı’nın BRICS’deki ortağı Rusya’daki muhatabına, yâni Putin’e Ağustos’daki toplantıya gelmemesini, aksi takdirde tutuklanacağını bildirmesi gibi olağanüstü bir haber geldi. Atlantik, Çin ve Hindistan’ı yumuşatmak ve onların Rusya ile olan bağlarını koparmak karârını almış görünüyor. Anlaşılan, Atlantik, Çin ve Hindistan ile, yaşayan son imparatorluk Rusya’yı dağıttıktan, Arktik ve Sibirya meselesini hâllettikten sonra hâlleşme niyetinde. Bir Avrasya gücü olan Türkiye’nin, Vilnius üzerinden yaşamakta olduğu; muhtemelen daha da yaşayacağı sarsıcı dönüşümleri bu dinamikleri hesâba katmadan değerlendirmek zor...
#Politika
#Avrupa
#ABD
#Süleyman Seyfi Öğün