Hâlbuki savaşın doğrudan veyâ dolaylı olarak
vardır. Kadim dünyâda savaşlar zırâî açıdan verimli, ticârî olarak ise kilit kıymette olan coğrafyaların ele geçirilmesi, kontrol altına alınması ve savunulması adına yaşanırdı. Yâni kadim savaşların sâiki
iktisâdî manâda maddîdir.
Modern dünyâda da kapitalist bir çerçevede
çıkar, paylaşım
savaşın ana dinamikleridir. Bu hâliyle
kadim savaşlar ile modern savaşlar arasında bir devamlılıktan
bahsedebiliriz. Ama unutmamak lâzım gelir ki ekonomi ile savaş arasındaki ilişkiler aslında çok katmanlıdır. Büyüme, yayılma vb sâikler üzerinden yapılan savaşları, meselâ paylaşım savaşlarını anlamak ve çözmek, aslında sâdece en satıhtaki katmanı görmemizi sağlar.. Orta ve aşağı katmanlar; yâni biraz daha derinlikli bakmayı icâp ettiren katmanlarda,
savaşın ekonomik sıkışmışlık ve buhranlardan kurtulmak adına
oynadığı hayâtî işlev görülebilir. Modern Batı’nın şekillenmesinde bu katmanı çok açık olarak tâkip etmek mümkündür. Feodal parçalanmışlık ve sıkışmışlık içinde yaşayan Avrupa, Haçlı Savaşlarını örgütleyerek kozasından çıkmayı başarmıştı. Haçlı Savaşlarının, başta Kudüs olmak üzere Hristiyanlar için kutsal sayılan toprakları kurtarmak adına yapıldığı söylenir. Hâlbuki bu savaşlar dizisi,
fakir Avrupa’nın zengin Doğu’yu yağmalamak, oradaki zenginliklere el koymak
için yapılıyordu. Nitekim bu yağmada en fazla kayıp veren, tahribâta uğrayan devlet, farklı mezhepten olsa da mütecâvizler gibi Hristiyan olan Doğu Roma olmuştur.