Siyasetin gündemi: Yerel seçimler

04:004/12/2023, Pazartesi
G: 4/12/2023, Pazartesi
Turgay Yerlikaya

7 Ekim’den bu yana dünya gündeminin önemli bir başlığı olan Gazze konusu hiç kuşkusuz Türkiye’nin de farklı motivas-yonlarla ana gündem maddelerinden biri. Türkiye’nin kültürel ortamı içerisinde her ne kadar bazı yaralı bilinçler üzerinden paranteze alınmaya çalışılsa da hem iktidar hem de maşeri vicdanın öncelikleri arasında. Türkiye’nin gönül coğrafyasına yönelik öncelikleri aynı motivasyonla takip edilirken iç politika ile ilgili konular da günbegün ağırlığını artırmaktadır. 31 Martta yapılacak


7 Ekim’den bu yana dünya gündeminin önemli bir başlığı olan Gazze konusu hiç kuşkusuz Türkiye’nin de farklı motivas-yonlarla ana gündem maddelerinden biri. Türkiye’nin kültürel ortamı içerisinde her ne kadar bazı yaralı bilinçler üzerinden paranteze alınmaya çalışılsa da hem iktidar hem de maşeri vicdanın öncelikleri arasında. Türkiye’nin gönül coğrafyasına yönelik öncelikleri aynı motivasyonla takip edilirken iç politika ile ilgili konular da günbegün ağırlığını artırmaktadır.

31 Martta yapılacak yerel seçimler bu açıdan Türkiye’nin önemli gündem maddelerinden birisi. Yerel seçimler öncesinde ittifak ya da işbirliklerinin mümkün olup olamayacağı, tarafların hangi adaylarla ön plana çıkacağı ve nasıl bir yerel seçim stratejisi izleneceği konuları temel tartışma başlıkları olarak dikkat çekmektedir. Bu sebeple yerel seçimler öncesinde ortaya çıkan tablo ittifak ve olası işbirlikleri açısından bazı noktaların tartışılması gerekliliğini gündeme getirmektedir.


Cumhur İttifakının Avantajı
Hem iktidar hem de muhalefet açısından bakıldığında dikkate değer farklılıklar göze çarpmaktadır. 14 Mayıs sonrasında parlamento aritmetiği açısından üstünlüğü elde eden, 28 Mayıs’ta da ittifakın adayı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kazanmasını sağlayan Cumhur ittifakı, yerel seçimler öncesinde psikolojik iktidarı elinde bulundurmaktadır. İttifakın iki ana bileşeninin 14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrasında yakaladıkları ivmeyi yerel seçimlerde sürdürme kararlılığı, kendileri açısından önemli bir avantaj.
Seçimler
öncesinde yakalanan
senkronizasyonun 31 Martta sürdürülecek olması, Cumhur ittifakının özellikle İstanbul’un yeniden alınması kararlığına büyük katkı sağlayacaktır.
İstanbul özelinde gündeme gelen aday adayları listesinin hayli zengin bir portföy sunması ise Cumhur ittifakı açısından bir diğer avantaj olarak ön plana çıkmaktadır. AK Parti ve MHP açısından en önemli meydan okuma ise iki parti arasında rekabetin yaşanacağı illerdeki süreç yönetimi ile ilgili olacaktır. 2019’da bu açıdan iyi bir sınav veren AK Parti ve MHP’nin büyükşehirlerdeki performansı ittifak açısından belirleyici olacaktır.

Muhalefetin İmkân ve Sınırlılıkları

Cumhur ittifakına karşı hem parlamento hem de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde mağlubiyet yaşayan Millet ittifakının yerel seçimler öncesindeki performansı hayli tartışmalı. Seçimler sonrasında dağılan bu ittifakın yeniden bir araya gelme ihtimalinin tartışıldığı bugünlerde, muhalefet açısından tablo çok da iç açıcı değil.

Seçimler öncesinde Millet ittifakının kurucu unsuru olan CHP’deki kadro değişimi bir heyecan yaratmış durumda. Bu heyecanın devam ettirilmesi ve özellikle İstanbul ve Ankara’nın yeniden kazanılması CHP’nin en büyük önceliği. Fakat buradaki temel sorun, 2019’da tesis edilen ittifak ruhunun yeniden nasıl kurulacağı.

CHP açısından bir diğer sorun değişimin aktörel
düzeyde kalması. Yani değişim olarak tarif edilen durumun sadece parti ve Genel Başkanlık değişimi ile sınırlı tutulmasıdır. Hâlbuki değişim, partinin politik kimliği ve Türkiye siyasetinde yeni bir ivme yaratacağı beklentilerini gündeme getirmişti. Bu anlamda bakıldığında CHP’nin yeni bir siyaset yerine var olan alışkanlıkları sürdürdüğü ve statükoyu devam ettirdiği eleştirileri ön plana çıkmaktadır.

Özgür Özel’in özellikle Kürt ve Alevi vatandaşlarla ilgili çıkışları ise zamanlaması açısından dikkat çekici. Türkiye’nin iki önemli sorununda önemli mesafeler kat edildiği gerçeğini bir kenara bırakarak, Kürtler ve Alevileri daha az eşit pozisyonda değerlendiren Özel’in bu açıklamaları ile neyi murat ettiği merak konusu. Kimlik ve inanç alanı gibi netameli konularda retorik düzeyde kalan çıkışların, Türkiye siyasetine ne tür bir katkı sağlayacağı ise tartışmalı.

Bu noktada CHP açısından iki dezavantaj karşımıza çıkmaktadır. Birincisi, 2019’da HDP’nin aday çıkartmayarak verdiği desteği sürdürmeyeceği yönündeki spekülasyonlar.
Nitekim, 14 Mayıs öncesinde Kılıçdaroğlu’nu destekleyen HDP’nin 28 Mayıs öncesinde Ümit Özdağ ile ikame edilmesi, HDP ve seçmeninde
büyük hayal kırıklığı yaratmış durumda. İkinci dezavantaj ise İYİ Parti’nin yeni bir yol arayışı çerçevesinde hür ve müstakil bir siyaset izleme ısrarı. Her ne kadar bu ısrar, Özgür Özel ve Meral Akşener arasındaki görüşmede yumuşasa da kararın ne olacağı ile ilgili belirsizlikler sürmektedir. CHP’nin ittifak için Akşener’i sıkıştırması, İYİ Parti içerisindeki finansal spekülasyonlar ve istifalar da İYİ Parti’nin üçüncü yol arayışını zorlaştırmaktadır.
Diğer yandan seçimler öncesinde Kılıçdaroğlu’nun ihsanıyla potansiyelinden fazla milletvekili ile temsil imkânı bulan Saadet, DEVA ve Gelecek üçlüsünün Türkiye siyasetindeki konumlarının belirsizliğidir.
Büyük iddialarla AK Parti’den ayrılan isimlerin kurduğu DEVA ve Gelecek’in seçmen teveccühü açısından umduklarını bulduklarını söylemek mümkün değil. Yerel seçimler öncesinde karşılıkları ve oy oranları tartışılan bu partilerin özgül ağırlığı ile ilgili soru işaretleri, kendi gelecekleri açısından da önemli meydan okumaları ortaya çıkartacaktır.
Makro düzeyde bakıldığında
, bütün parametreler Millet ittifakının seçim sonrasındaki bileşenlerinin politika belirlenimi, iç çekişmeler, genel
vizyon ve toplumsal karşılık gibi başlıklarda Cumhur ittifakına karşı dezavantajlı olduklarını göstermektedir.

#Yerel Seçimler
#Siyaset
#Turgay Yerlikaya