
Mevlânâ ile Şems"in buluştukları yere Konya"da "Merecü"l-Bahreyn (İki denizin kavuştuğu yer)" denir. Kimi rivayetlere göre, Mevlânâ ile Şems"in karşılaşması, mucizevî olaylarla dolu bir karşılaşmadır. Bir rivayete göre Şems"in, "Bu kitap nedir?" şeklindeki sorusuna Rûmî"nin cevaben onları anlayamayacağını söylemesi ve tam bu sırada kitapların yanıp kül olduğu şeklindedir. Rûmî"nin büyük bir şaşkınlıkla bu mucizevî olayın anlamını sorduğunda, bu sefer de Şems, Mevlânâ"ya bunu anlayamayacağını söyleyerek cevap verir. Diğer bir rivayete göre de Şems"in kitapları havuza atıp, kuru bir şekilde Rûmî"ye verdiği söylenir. Rûmî hakkında kitap yazan çağdaş yazarlardan Şiblî, bu söylentilerin gerçek olmadığını, çünkü Rûmî"nin 40 yıl hizmetinde bulunmuş olan Sipehsalar"ın Şems ile Rûmî"nin karşılaşmasının gayet sıradan bir karşılaşma olduğunu ve olağandışı hiçbir olayın vukû bulmadığını anlattığını belirtir. Şiblî"nin bu iddiasının gerçeği yansıttığını kabul etmek gerekir. Şayet olağanüstü bir şey olmuş olsaydı, Rûmî"nin en yakın hizmetkârının bu bilgiyi vermesi gerekirdi.
Mevlânâ, "Dîvân-ı Kebir"inde, bir gazelin son beytinde; "Ey Tebrizli Şems, sen gece perdesine de muhtaç değilsin, ondan da sıyrılmışsın. Ne doğudasın, ne batıda; işte söz kısaldı" der. Bir başka şiirinde ise şunları söyler Mevlânâ Celâleddin: "Elimde daima Mushaf vardı, aşkla saza sarıldım. Daima Allah tesbih eden ağzımda şiir var, rubâî var, nağmeler var." Mevlânâ"ya göre Şems, bütün varlığın ruhudur. "Kapı" der, "adamakıllı kapalıydı, o pek büyük padişah, insan hırkasını giydi de ansızın kapıdan içeri giriverdi". Yine bir manzûmesinde "Aşkımın ateşleri göğü de aştı, yeri de. Bu ateş içinde Şems"in yüzünü gizleyemiyorum. Kucağımda ateş içinde demetler, denkler görüyorsun ama onlar, Şems"in kucağına ulaşmak için âb-ı hayat kesilirler. Aklın keskin bir kılıca benzeyen dili, bu denizi incilerle doldurdu ama Şems"in kapısında dili tutuldu, susup kaldı" diyen Mevlânâ"ya göre Şems, din şeyhidir, âlemler Rabbi"nin mânâlar denizi. Can deryasıdır; yerler, gökler, bütün varlık, o coşup köpüren, o akıp yenilenen denize nisbetle âdeta yer çöptür. Mevlânâ"nın Şems"e olan bu bağlılığı ve tüm bu övgüleri, yanlış anlamalara sebebiyet vermiştir kimi zaman. Şems"e o kadar bağlı olduğu halde, "Tebrizli Şems, bir bahane zaten; güzellikle, lütûfla övülen biziz, biz; fakat halka, gizlenmek için, o kerem sahibi bir şeyh, bizse yoksullarız de" mealinde; "Şems-i Tebrîz hod behânest / Mâyîm be husn u lûtf mâyîm / Bâ halk bigû berâ-yı rû-pûş / K"û şeyh-i kerîm u mâ gedâyîm" buyururlar.
Mevlânâ"nın oğlu Sultan Veled, "İbtidâ-Nâme"de Mevlânâ"nın Şems"le buluşmasını, şeriat sahibi büyük bir peygamber olan Musa"nın, Hızır Peygamber"le buluşmasına benzetir ve önce, Kur"an"daki bu hikâyeyi anlatır da sonra Musa"dan maksadının Mevlânâ olduğunu, bütün erenlerden üstün olduğu halde daima Allah erlerini aramakta bulunduğunu ve Tebrizli Şems"in ona Hızırlık ettiğini söyler ve şöyle der: "Şems"in yüzünü görünce aydın gün gibi sırlar açıldı ona. Görülmemiş şeyleri gördü, kimsenin duymadıklarını duydu. Yanında, yücelikle alçaklık bir oldu. Şems"i evine çağırıp "Padişahım" dedi, "şu dervişi dinle. Evim sana lâyık değil ama sana gerçek âşıkım ben. Kulun nesi varsa, eline ne geçerse hepsi, efendisinindir; bundan böyle o, senin evin." Sultan Veled, Şems"in gelişini şöyle anlatır: "Ansızın Şems geldi, ona ulaştı. Mevlânâ"nın gölgesi, onun ışığının parıltısında yok oldu. Aşk âleminin ötesinden defsiz, sadâsız bir sestir erişti. Şems, ona sevgili oluş hâlinden bahisler açtı. Bu suretle Mevlânâ"nın sırrı, gökleri aştı. Şems dedi ki: "İç âlemde ilerisin ama şunu duy ki ben, iç âlemin de içiyim. Sırların sırrıyım, nurların nuruyum ben. Diri sevgi, kapımda ölüdür…" Şems onu öyle şaşılacak bir âleme çağırdı ki o âlemi ne Türk rüyasında gördü, ne Arap… Üstad şeyh, yeni bilgi beller bir hale geldi; her gün, huzurunda ders okuyordu. Sona ermişti, işe yeni baştan başladı. Kendisine uyuluyordu, bu sefer o Şems"e uydu. Yokluk bilgisinde olgundu, fakat Şems"in ona gösterdiği bilgi, yepyeni bir bilgiydi."
İki denizin kavuşmasındaki mânâyı anlayabilsek epey mesafe katetmiş olacağız.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.