
İş dünyasında kronik işsizlik ne ise, sosyal, siyasal ve eğitim hayatında da başörtüsü aynı.
İkisi de Türkiye''nin en büyük kronik sorunu.
Çözülememesinin nedenleri de aşağı yukarı aynı.
İkisinin de benzer nitelikleri var.
Birincisi ve en önemlisi çözüm tarafında yer alanların elleri taşın altında değil. Onların doğrudan böyle bir sorunları yok.
*
Bir işveren hayatında hiç işsizlik kaygısı yaşamadığı gibi bir siyasetçi de sürekli durumdan vazife çıkararak ve konjonktür hesabı yaparak hareket ettiği için kişisel özgürlüğün ne olduğundan haberi yok.
Dolayısıyla çözüm konusunda acele etmiyor.
Bilakis işsizlik ve başörtü üzerinden siyasi ve maddi menfaat elde ettikleri için kronik sorunun devamı işlerine geliyor.
İşveren, işsizlik sopasıyla çalışanlarını düşük maaşla talim ettirerek haksız kazanç sağlarken, siyasetçiler de kişisel özgürlükleri her seçim döneminde siyasi vaat konusu yaparak oy kazanıyorlar.
Siyasette, "Laiklik elden gidiyor" diyenlerle, "Din elden gidiyor" diyenler arasında bir fark var mı?
*
Bir fark olmadığını yabancılar bile anlamış.
Başörtüsü üzerinden siyaset konusu yabancıların bile dikkatini çekmiş ki İngiliz The Economist dergisi, bu haftaki sayısında Türkiye''deki türban tartışmalarına yer veren bir makale yayınlamış.
Başörtüsü konusunun Türkiye''de dindarlar ile laikler arasında devam eden mücadelenin ortasında yer alan bir konu olmaya devam ettiğini dile getiren dergi, ''dindarların türbanı bir inanç ifadesi, laiklerin ise Atatürk cumhuriyetinin kalbine saplanmış bir bıçak olarak gördüğünü'' yazıyor.
Tam isabet.
Bu tespiti yapan yazar, dergideki makalede, Türk kadınlarının yarısından fazlasının da başlarını türban biçiminde kapadıklarını vurguluyor.
Makalede, ''Gelecek Temmuz ayında seçimler varken, bazı savaşlar henüz girmeye değer değil'' görüşüne yer verilerek iki tarafın da sorunu nasıl siyasileştirildiğine dikkat çekiliyor.
*
Başörtüsü konusu son olarak karşılıklı; "Üniversiteye başörtülü öğrencilerin girmesine izin verelim ama ya aynı hak ilköğretimde ve mezun olduktan sonraki iş hayatında istenirse" kaygısı ile "Başörtüsünün ilköğretime kadar inmesine izin vermeyeceğiz" vaatleriyle seçime kadar bağlandı.
Bu bile konunun çözüm tarafında yer alıyor gözükenlerin konudan ne kadar uzakta olduklarını göstermiyor mu?
*
Cumhuriyetin 87''inci yılında nereye gelmişiz bakalım; Türkiye''nin karnesinde aldığı notlar şöyle; Yönetim: 51, fırsat eşitliği ve girişimcilik 53, sağlık 57, ekonomi 69, eğitim 82, güvenlik 83, kişisel özgürlük 95, sosyal sermaye 108.
Londra merkezli düşünce kuruluşu Legatum Institute 110 ülkenin yer aldığı bir Refah Endeksi hazırlamış.
Refah Listesi''nin ilk üç sırasında kuzey Avrupa ülkeleri Norveç, Danimarka ve Finlandiya yer alıyor.
Listede ABD 10, Kanada 7, İngiltere 13, Almanya 15, Fransa ise 19''uncu,
Türkiye 80''inci sırada.
Türkiye''nin 95''inci sırada yer aldığı kişisel özgürlük kategorisinde ise ifade özgürlüğü, kişisel özerklik, toplumun farklılıklara olumlu yaklaşımı ve hoşgörü gibi faktörler değerlendiriliyor.
*
110 ülke arasında kişisel ve ifade özgürlüğü sıralamasında 95''inci sırada olmak ne anlama geliyor?
Liste, kişisel özgürlükler konusunda özürlü olduğumuzun belgesi değil mi?
İtiraz edecek durumumuz yok, bunun en net resmini her cumhuriyet bayramı törenlerinde ve resepsiyonlarda görüyoruz.
Cumhuriyetin başına demokrasi tacını koyamazsak, ne işsizliği çözebiliriz ne de özgürlük sorununu.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.