Şirketler yazıyor devletler oynuyor

04:003/05/2026, Pazar
G: 3/05/2026, Pazar
Yaşar Süngü

Yeraltı zenginlikleri çok olan özellikle İslam coğrafyasındaki ülkelerde savaşları, batılı zengin ülkelerin arkasındaki Siyonist küresel şirketler tasarlıyor, ABD ve İsrail gibi tetikçi devletler uyguluyor, bedelini de halklar ödüyor. Her savaşta devletler zayıflarken küresel şirketler güçleniyor. Devletler zayıfladıkça küresel şirketlere daha da mahkûm hale geliyor. Petrol ve doğalgaz şirketleri, ABD ve İsrail’in İran’a saldırısının ilk iki ayında fazladan 150 milyar doları aşan kâr elde etmiş.

Yeraltı zenginlikleri çok olan özellikle İslam coğrafyasındaki ülkelerde savaşları, batılı zengin ülkelerin arkasındaki Siyonist küresel şirketler tasarlıyor, ABD ve İsrail gibi tetikçi devletler uyguluyor, bedelini de halklar ödüyor.

Her savaşta devletler zayıflarken küresel şirketler güçleniyor.

Devletler zayıfladıkça küresel şirketlere daha da mahkûm hale geliyor.

Petrol ve doğalgaz şirketleri, ABD ve İsrail’in İran’a saldırısının ilk iki ayında fazladan 150 milyar doları aşan kâr elde etmiş.

Çözüm nedir?

Dünyayı yaşanmaz hale getiren, kirleten küresel sermayenin reklamlarla dayattığı bütün ürün ve hizmetlerinden vazgeçmek, pahalı da olsa küçük ve yerel üreticileri tercih etmek.

Ne zamana kadar?

Küresel şirketleri bitirene kadar.

Küreselleşme yolundaki yerel şirketler de çok masum değil, birçoğu fırsatçı.

Ama onlara sonra sıra gelecek.

Önce insanlığın ortak düşmanlarına odaklanmak gerekiyor.

Büyük düşman varken küçüklerle uğraşılmaz.

Çözüm konusunda farklı önerileri olanlar da var.

350 Türkiye, Değişim Elçileri çözüm olarak, “
Ya kömür, doğalgaz ve petrol
gibi fosil yakıtların neden olduğu bu fiyat şoklarına mahkûm kalmaya devam edeceğiz ya da
güneşimizle, rüzgârımızla
kendi enerji bağımsızlığımızı inşa edeceğiz.” Diyorlar.


**


İklim değişikliğiyle mücadele alanında çalışan
350.org’un
güncel verilerine göre, İran savaşının ilk 60 gününde yaşanan petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki ani artış, Türkiye’ye de fazladan
3 milyar dolarlık
(2,96 milyar dolar – 3,12 milyar dolar) bir ekonomik yük getirmiş.

**


“Cebimiz Yanıyor: Fosil Yakıtlar Haneleri ve Ekonomileri Nasıl Tüketiyor?”
adlı rapora göre küresel olarak hanelerin fosil yakıt maliyetleri sebebiyle her yıl fazladan 12 trilyon dolar yüklendiğini gösteriyor.

Yakıt fiyatları her fırladığında, hükümetler halka bunun "kimsenin elinde olmayan küresel bir şok" olduğunu söyler.

Oysa bu rapor madalyonun öteki yüzünü gösteriyor.

Güney Batı Asya'daki savaş petrol ve gaz fiyatlarını zirveye taşırken; Pakistan'dan Güney Afrika'ya, ABD'den ötesine kadar haneleri ve ülke ekonomilerini darboğaza sokuyor.

Bu sadece "kötü şans" değil; sistemin tam da bu şekilde işlemek, bu statükoyu korumak ve bu süreçte
bir avuç şirketi olağanüstü zengin etmek üzere tasarlanmış olmasının bir sonucudur.

Sıradan insanlar, fosil yakıtların bedelini aslında üç kez ödüyorlar.

Birincisi, vergileriyle
: Hükümetler kamu kaynaklarını sübvansiyonlara aktarıyor; ancak bu paranın her 1 dolarının sadece 8 senti en yoksul %20'lik kesime ulaşıyor. Faydanın aslan payını zenginler alıyor.
İkincisi faturalarıyla
: Savaş, ambargo veya arz kesintisi nedeniyle petrol fiyatları her yükseldiğinde; ithalata bağımlı haneler, hiçbir koruma kalkanı veya tasarrufu olmaksızın yakıt, gıda ve ulaşım maliyetlerindeki bu şoku doğrudan göğüslemek zorunda kalıyor.
Üçüncüsü iklim felaketleriyle
: Sindh'deki seller, Fas'taki kuraklıklar veya Doğu Afrika'da okulları tatil ettiren sıcak hava dalgaları tesadüfi felaketler değil. Bunlar, on yıllardır sübvansiyonlarla desteklenen fosil yakıt tüketiminin birikmiş maliyetidir ve
bu bedel, tam da o sübvansiyonların "korumayı vaat ettiği" yoksul ailelerin sırtına yüklenmektedir.

Sıradan insanların cebinden çıkan paranın boyutu, hükümetlerin itiraf ettiğinden çok daha büyük.

IMF, 2024 yılı küresel fosil yakıt sübvansiyonlarını 7,4 trilyon dolar olarak öngörüyor.

350.org bu rakamları 186 ülke için yeniden hesaplamış.

Sonuç çarpıcı:
Fosil yakıt sektörü, sadece iklim hasarı ve hava kirliliğine bağlı ölümler nedeniyle yılda en az 9,3 trilyon dolar maliyete yol açıyor ve bu bedelin neredeyse hiçbirini kendisi ödemiyor.

Doğrudan devlet desteklerini ve vergi muafiyetlerini de eklediğimizde, fosil yakıt endüstrisine yapılan toplam kaynak aktarımı yılda 12 trilyon dolara ulaşıyor.

Bu rakam: Hem IMF'nin tahmininden %60 daha fazla hem de dünyadaki her bir insan için kişi başı 1.400 dolardan fazla.

Güneş, rüzgar ve batarya depolama gibi yenilenebilir kaynaklar
artık çoğu pazarda
yeni fosil yakıt santrallerinden daha ucuz durumda.

Dönüşüm için sunulan gerekçeler hiç bu kadar güçlü olmamıştı.

Aslında çözüm hiç de karmaşık değil; gereken tek şey siyasi bir irade.

Konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için kaynak: https://350turkiye.org/fosil-yakit-bagimliligi-kuresel-ekonomiyi-tuketiyor-insanlik-savas-ve-iklim-krizinin-bedelini-uc-kez-oduyor/

#petrol
#doğal gaz
#şirket