
CHP lideri Deniz Baykal, Pazartesi günü Sabah gazetesinde yayınlanan röportajında bu soruya şöyle cevap veriyordu: “Uyum ve bütünleşme sağlamak. Anayasa''yı sahiplenip işlet-mek.” Erdoğan''ın adaylık ihtimaline karşı ise şunları söylüyordu: “Anayasa ile problemi olan ve Anayasa''nın çok temel değiştirilemez maddelerinin değiştirilmesini talep etmiş biri. Bunun ilk aşaması olarak da ''anayasal maddeler arasında hiyerarşi kaldırılsın'' demiş, arkasından ''Laiklik yeniden tanımlansın'' demiş. Böyle bir anlayışın eline Cumhurbaşkanlığı verilir mi? Yargıyı o şekillendirecek. Hakimleri, yargıçları o atayacak. Üniversite rektörlerine bu anlayış ile karışacak. Büyükelçileri o atayacak. Giderek azalan desteğinin en militan temsilcilerini atayacak. Barış ve huzur kalır mı?”
Bu sözleri okuyunca insan, “vay be Erdoğan ne kadar tehlikeli bir militanmış” diyesi geliyor. Türkiye''yi bilmeyen birileri bu sözleri okuyunca “hemen bu adamı bulup içeri atmak lazım, yoksa toplumda ne huzur kalır, ne barış” der.
Oysa Baykal''ın bahsettiği kişi bu ülkenin halen Başbakanı. Büyükelçilerden tutun da en kritik noktalara kadar önemli birçok atama bu kişinin başında olduğu Bakanlar Kurulu''ndan geçiyor. Yani hükümet, dört yıldır altında Cumhurbaşkanı''nın da imzası bulunan atamalar yapıyor. Ne barış yerini çatışmaya bıraktı, ne huzur kaçtı.
“Militan” yakıştırması ise ayrı bir “hezeyan”dır.
Militan TDK sözlüğüne göre şu anlamlara geliyor: “Bir düşüncenin başarılı olması için savaşan kimse”, “Bir siyasal örgütün etkin üyesi”, “Mücadelesini zor kullanarak ve yasa dışı yollarla yapan taraftar”.
Erdoğan''ın bir siyasi düşüncesinin, idealinin ve kimliğinin olduğuna şüphe yok. Hatta Türk siyasetinin handikaplarından birisi siyasi kimliği ve omurgası olmayan bazı siyasi aktörlerin siyaset yapmasıdır. Ama Erdoğan''ı zora başvuran bir yasadışı örgüt lideri gibi tanımlamak sağlıksız ve nezaketsiz bir yakıştırma olur.
Baykal, aynı zamanda son altı yıldır “uyum ve bütünleşme” sağlayan bir Cumhurbaşkanı olduğu düşüncesinde görünüyor.
Acaba gerçekten öyle mi?
2000 ve 2001 krizlerinde kimler başroldeydi. Bu ülke bir günde milli servetinden neler kaybetti, kimler bu gerilimlere imza attı?
Cumhurbaşkanı Sezer Anayasa kitapçığını Erdoğan''a mı fırlatmıştı? Hayır. Demek ki, devletin zirvesinde önceki hükümetler döneminde de kriz yaşanmıştı ve bu ülkeye büyük faturası olmuştu.
Cumhurbaşkanlığı mutlaka uyum ve bütünleşme misyonunu gözetmelidir. Ama buradaki uyum dar bir ideolojik görüşün ve kesimin temsilciliğini ve sözcülüğünü yapmak değil, tüm toplumun görüş ve değerlerine aynı duyarlılıkla yaklaşmak şeklinde olmalıdır.
Devletin hassasiyetleri ile milletin değerleri arasında bir uyum sağlamak; etnik, dini, mezhebi tüm toplumsal kesimlerin aynı toplumun eşit birer vatandaşı olarak konumlanmasını sağlamak şeklinde olmalıdır.
Bazı toplumsal kesimleri küçümsemek ya da milletin değerleri üzerinde ameliyat yapmaya çalışmak şeklinde değil…
Son yıllarda Türkiye AB''den Irak''a kadar çok önemli ve hayati konularla baş etmek zorunda kaldı. İçeride ciddi krizlerle boğuştu. Bunların hangisinde “uyumu ve bütünleşmeyi” esas alan ciddi bir çağrı veya beyanat görebildik?
Yazık oldu doğrusu…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.