Ebû Saîd el-Hudrî (ra)'ın göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Bir hastanın yanına girdiğiniz zaman, ona ecel hususunda nefes aldırın (teselli edin). Gerçi bu bir şeyi geri döndürmese de, hastanın gönlünü hoş eder.
*
İbn-i Abbâs (ra) 'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) hasta olan bir adamı ziyâret için yanına gitti ve ona şöyle buyurdu:
"Zararı yok! Günahları temizlemeye sebeb olur inşallah."
*
Ebû Ümâme (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Ziyaretin tam olması için sizden biriniz elini hastanın alnına veya eline koysun ve ona nasıl olduğunu sorsun."
- "(Allah) mü'minlerden bir topluluğun gönüllerine şifâ verir!"
- "Gönüllerde olana bir şifâ ve mü'minler için bir hidâyet ve rahmet (olan Kur'ân'dır)"
- "Onların (o arıların) karınlarından, renkleri muhtelif bir içecek çıkar ki, onda insanlar için bir şifâ vardır. Şübhesiz ki bunda, düşünecek bir topluluk için kesin bir delîl vardır."
- "Kur'ân'dan öyle şeyler indiriyoruz ki, o, mü'minler için bir şifâ ve bir rahmettir."
- "Hastalandığım zaman bana şifâ verir!"
- "De ki: O, îmân edenler için bir hidâyet ve şifâdır."
Hasan-ı Basrî Hazretleri bu âyetin nazar değmesine karşı okunabileceğini söylemiştir.
"Doğrusu inkâr edenler Kur'ân'ı dinlediklerinde, nerede ise seni gözleriyle devireceklerdi ve (hasedlerinden): 'Şüphesiz ki o, gerçekten bir mecnundur!' diyorlar. Hâlbuki o (Kur'ân), âlemler için bir nasîhatten başka bir şey değildir."
İbn-i Abbas (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Kim eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de, onun yanında yedi defa,
'Yüce Arşın Rabbi, yüce olan Allah'tan sana şifa vermesini istiyorum' derse, mutlaka her noksanlıktan münezzeh olan Allahü Teâlâ ona o hastalıktan şifa verir."
Osman bin Affan (ra) şöyle demiştir:
"Hastalanmıştım ve Resûlullah (sav) beni ziyaret ederdi. Bir gün beni Allah'a sığındırdı ve şöyle buyurdu:
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle. Sende bulunanın şerrinden seni, bir olan, Samed (her şey her cihetle kendisine muhtâç olduğu hâlde kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan), doğmayan, doğurulmayan, eşi benzeri olmayan Allah'ın himâyesine ve korumasına havâle ederim.'
Ayağa kalkınca: 'Osman! Bununla Allah'a sığın, bunun gibisiyle sığınmış değilsiniz.' buyurdu."
Bu duâyı kendisi için okumak isteyen kişi muhatab zamirlerini değiştirerek şöyle demelidir:
"Rahmân ve Râhîm olan Allah'ın ismiyle. Bende bulunanın şerrinden, bir olan, Samed (her şey her cihetle kendisine muhtâç olduğu halde kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan), doğmayan, doğurulmayan, eşi benzeri olmayan Allah'a sığınırım."
Hz. Âişe (r.anhâ)'dan şöyle rivayet edilmiştir:
"Peygamberimiz (sav) bir insan bir yerinden şikâyet eder yahut bir çıban veya bir yara olursa, şehadet parmağını yere değdirir, sonra kalırıp şöyle derdi:
"Allah'ın ismiyle. Arzımızın toprağı, bazımızın tükrüğü ile hastalarımıza Rabbimizin izniyle şifa verilir."
Hz. Âişe (r.anhâ)'dan şöyle rivayet edilmiştir:
"Peygamber (sav) ailesinden bazı fertleri sağ eliyle sıvazlar ve şöyle derdi:
Yâ İlâhî!
Ey insanların Rabbi! Sıkıntımızı gider, şifâ ver, şifâ veren de ancak sensin. Senin vereceğin şifâdan başka şifâ yoktur. Öyle bir şifâ ver ki, hiçbir hastalık bırakmasın."
Enes (ra), Sabit (ra)'a:
"Seni Resûlullah (sav}'in Allah'a sığındırmasıyla sığındırayım mı?" dedi.
O da, "Evet" deyince, şöyle dedi:
"Yâ İlâhî!
Ey insanların Rabbi! Ey sıkıntıları giderici!
Şifâ veren Şâfî sensin. Şifâ ver. Senden başka şifâ veren yoktur. Geride hiçbir hastalık bırakmayacak şekilde şifâ ver."
Osman bin Ebi'l-As (ra) vücudundaki bir ağrıdan dolayı Resûlullah (sav)'e şikayet etti. O da ona:
"Elini vücudunun ağrıyan yerinin üzerine koy, üç defa Bismillah, de ve yedi defa şöyle söyle" buyurdu:
"Hissettiğim ve sakındığım şeyin şerrinden Allah'm izzetine ve kudretine sığınırım. "
"Allah'ın ismiyle, bende bulunan ve sakındığım şeyin şerrinden Allah'ın izzet ve her şeyin fevkinde olan azametine sığınırım."
Hz. Âişe (r.anhâ) şöyle demiştir:
"Resûlullah (sav) rahatsızlandığı zaman Cibrîl (as) onu şöyle diyerek Allah'a sığındırırdı:
Allah'ın ismiyle. O seni iyileştirsin. Her türlü hastalığa karşı, hased ettiği zaman hasetçinin şerrine karşı ve her nazar sahibinin şerrine karşı sana şifa versin."
Ebû Saîd el-Hudrî (ra)'ın rivayetine göre, Cebrâîl (as) Peygamber (sav)'e geldi ve:
"Yâ Muhammed! Bir şikâyetin mi var?" dedi. Efendimiz (sav) de
"Evet" buyurdu.
Cebrâîl (as) şöyle dua etti:
"Allah'ın adıyla seni rahatsız eden her şeyden, her türlü nefsin veya kem gözün şerrinden seni Allah'a sığındırırım. Allah sana şifa versin. Allah'ın adıyla seni Allah'a sığındırırım."
"Yâ İlâhî! Gözümden beni yararlandır ve (ölünceye kadar) onu benimle eyle (sıhhat ve âfiyette kıl). Düşmanıma karşı intikamımı bana göster ve bana zulmedene karşı yardım eyle."
Selmân (ra) şöyle demiştir: Peygamberimiz (asın) ben hastayken ziyâretime geldi ve bana böyle duâ etti:
"Ya Selmân! Allah senin hastalığına şifâ versin, günahlarını affetsin, yaşadığın müddetçe sana dininde ve cisminde sıhhat ve selâmet versin."
İbn-i Abbas (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) bütün ağrılara ve sıtmaya karşı şöyle demelerini öğretirdi
"Büyük olan Allah'ın ismiyle. Zonklayan her damarın şerrinden ve cehennem ateşinin hararetinin şerrinden yüce Allah'a sığınırım."
Peygamber (sav)'in zevcelerinden birisi şöyle demiştir:
"Resûlullah (sav) yanıma geldi. Parmağımda sivilce çıkmıştı. 'Yanında yara tozu var mı' dedi. Onu üzerine koydu ve 'Şöyle söyle' buyurdu:
'Ey büyüğü küçülten ve küçüğü büyülten İlâhım! Bende olanı küçült.' Sonra şişlik indi."
Hazret-i Ali (ra)'dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Kim hacâmat yaptırırken Âyetü'l-Kürsî'yi okursa, o hacâmat ona fayda verir."
Ebu'd-Derdâ (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Sizden kimin bir tarafı ağrırsa veya bir kardeşi, ona hastalığından dolayı mürâcaat edecek olursa,
Ey semânın Rabbi olan İlâhımız!
Senin ismin mukaddestir. Emrin de, yerde ve gökte geçerlidir. Rahmetini, gökte tecellî ettiği gibi yerde de tecellî ettir. Bizim günahlarımızı ve hatâlarımızı bağışla. Sen iyilerin Rabbi'sin. Şu hastalığa rahmetinden bir rahmet, şifandan bir şifa indir.' desin, (Allah'ın izniyle) hastalıktan kurtulur."
Hz. Âişe (r.anhâ) şöyle demiştir:
"Resûlullah (sav)'i ölüm halinde gördüm. Yanında içinde su bulunan bir tas vardı. Elini tasa sokuyor, sonra suyu yüzüne sürüyordu.
Sonra da şöyle diyordu:
Yâ Rabbi! Ölümün dehşetine ve ölümün sekerâtına karşı bana yardım et.
Başka bir rivayetinde şöyle demiştir: "Peygamber (sav)'i (vefat anında) bana dayanmış halde iken şöyle dediğini işittim:
Yâ İlâhî! Beni affet, bana merhamet et, beni en yüce dosta (kendi zatına) kavuştur!"
Enes (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Sizden birisi başına gelen musîbetten dolayı ölümü temennî etmesin. İlla bunu yapacaksa şöyle desin:
"Yâ İlâhî! Yaşamam daha hayırlı ise beni yaşat, vefât etmem daha hayırlı ise vefât ettir!"