Hünkar İskelesi: Boğazlar meselesini gündeme taşıyan antlaşma

00:008/07/2022, Cuma
G: 7/07/2022, Perşembe
Yeni Şafak
Arşiv
Arşiv

8 Temmuz 1833’te imzalanan bu savunma-ittifak antlaşmasının gizli maddesine göre Ruslar; savaş durumu halinde başta Boğazlar olmak üzere Osmanlı’ya ulaşacak askeri bir tehditte o bölgeye asker çıkarma haklarına sahip olurlar. Bu gizli madde, her ne kadar saklanmaya çalışılsa da açığa çıkar.

Gökhan Gökçek
Tarihçi - Yazar

Osmanlı Devleti tarihinde 19 yy. devletin ve toplumun sosyal, iktisadi, idari, askeri ve diplomatik anlamda en çalkantılı zaman dilimlerini de içerisinde barındırır. Bu yüzyıl, Osmanlı Devleti’nin, üstünlüğünü kaybettiği Batı karşısında eski politik gücüne ulaşma çabasıyla birlikte otorite ve toprak kayıplarının da yaşandığı bir dönemdir. Islahat programlarının yoğun bir şekilde hazırlandığı ve uygulamaya çalışıldığı bu dönemin en sembol isimlerinden birisi belki de en sembol ismi Sultan II. Mahmut’tur. Aldığı kararlar, uyguladığı politikalar ve radikal tutumlarla bütün ideolojik gruplar tarafından farklı şekilde tasvir edilen Sultan II. Mahmut zamanında yaşanan ve ağır sonuçlarla neticelenen hadiselerin en önemlisi ise Mısır’da başlayan Kavalalı İsyanı’dır.

BİR ASKERİN YÜKSELİŞİ

Çeşitli rivayetler olmakla beraber Arnavut kökenli olduğu üzerinde durulan Mehmed Ali Paşa, Mısır’ı işgal eden Fransızlara karşı başlatılan harekata katılmak üzere Kavala’dan getirilen birlikler arasında yer alır. Siyasi dehası ve askeri kabiliyeti, kısa sürede yıldızını parlatır. Aldığı vazifelerde başarı gösteren Kavalalı, kısa sürede terfi ederek Mısır kuvvetleri ve ahalisi arasında muteber bir kişi haline gelir. Bölgede otoritenin zayıfladığı ve güç mücadelelerinin ortaya çıktığı bir sırada Kavalalı, Osmanlı-Memlükler-Paşalar-Ahali arasındaki dengeyi çok iyi bir şekilde tartarak taraflar arasındaki kavgayı ustaca yönetir. Nihayetinde herkes birbiriyle mücadele ederken o yıpranmamış bir şekilde ortaya çıkar ve tabir-i caizse hüdayinabit bir şekilde halkın da desteğiyle, Mısır Valiliği’ni İstanbul’a kabul ettirir.

İdareyi eline alan Kavalalı, hızlı bir şekilde merkezi bir devlet inşa etmek için ihracata dayalı bir ekonomi modeli ile Fransız askerlerin riyasetinde ordu ihdasına başlar. Kısa sürede gücünü pekiştiren Kavalalı’nın ordusu, ilk ciddi deneyimini Vehhabi isyanında başarı ile gösterir. Akabinde Mora’da çıkan isyanı da Osmanlı Devleti adına bastırsa da verilen mücadele karşısında Suriye’nin kendi valilik sınırlarına tevdi edilmesini ister. Talebi kabul edilmeyen Kavalalı Mehmed Ali Paşa, isyan eder. Zamanla güçlenen Kavalalı’nın aklında bağımsızlık fikri yatsa da çıkardığı isyana karşı başarısız olan Osmanlı ordularını görünce fikrini “İstanbul’da tahta oturmak mümkün mü?” sorusu yönünde değiştirir. Osmanlı ordusu Halep’ten sonra Konya’da da yenilince Kütahya’ya giren Kavalalı’nın ordusu, payitahtı tehdit eder. İngiltere ve Fransa’ya yardım talebinde bulunan Osmanlı Devleti, İngiltere’nin duyarsızlığı, Fransa’nın ise Kavalalı Mehmed Ali Paşa’ya desteğiyle karşılaşır. Tam bu sırada Ruslar, yardım teklifinde bulunur. Yeniçeri ordusunu mülga etmiş ve yeni orduyu henüz tam manasıyla kuramamış Sultan Mahmud bu teklifi mecburen kabul eder. Nitekim Karadeniz üzerinden gelen Rus Donanması, önce Boğazlar’a demirler. Akabinde de bugün Beykoz’da yer alan Hünkar İskelesi’ne sayısı 10 bini aşacak asker çıkartır. Bu adımdan sonra İngiltere ve Fransa acil bir diplomatik politika değişikliğine gidecektir.

İNGİLTERE’DEN KESKİN DİPLOMATİK DÖNÜŞ

Rus askerlerinin İstanbul’a çıkışından sonra Osmanlı Devleti üzerinde ciddi bir Rus hegemonyası olacağını düşünen İngiltere ve Fransa, Akdeniz’de denge oluşturmak için Çanakkale açıklarına donanma gönderirken savaşın bitmesi için de mekik diplomasisi yürütür. Yapılan arabuluculuk neticesinde Halep, Şam ve Adana Kavalalı’nın vilayet yönetimine verilerek sükunet temin edilir. Rus askerinin İstanbul’dan ayrılması gerektiğini ifade eden İngiltere’ye cevap; Kavalalı kuvvetlerinin Anadolu’yu terk etmeden bunun mümkün olamayacağı yönünde olur. Kavalalı’nın oğlu İbrahim Paşa öncülüğündeki ordusu tedricen Anadolu’dan çekilince, Ruslar desteğin bedeli olarak bir anlaşma metni hazırlar. 8 Temmuz 1833’te imzalanan bu savunma-ittifak antlaşmasının gizli maddesine göre Ruslar; savaş durumu halinde başta Boğazlar olmak üzere Osmanlı’ya ulaşacak askeri bir tehditte o bölgeye asker çıkarma haklarına sahip olurlar. Bu gizli madde, her ne kadar saklanmaya çalışılsa da açığa çıkar. Ruslara hareket alanı sağlayan bu madde; Boğazlar’daki muhtemel Rus varlığı ile olası Bağdat-Basra-Mısır’daki Rus varlığına neden olabilecektir bu da İngiltere’nin sömürgesi Hindistan’a giden yolda büyük bir tehdit doğurma potansiyeline sahiptir.

İngiltere her fırsatta bu maddeyi özellikle Boğazlar sebebiyle tartışmaya açar. İngiltere ve Osmanlı Devleti arasında 1809’da imzalanan Kal’a-i Sultâniyye Antlaşması ile ortaya çıkan Boğazlar Meselesi, Hünkar İskelesi Antlaşması’yla artık dünya diplomasisinin önemli gündemleri arasına girecektir. Bu mesele Osmanlı’dan Cumhuriyet’e tevarüs eden sorunlardan birisi haline gelecektir. Nihayetinde İngiltere; Fransa tahakkümündeki bir Kavalalı hanedanı veya Rus etkisi altındaki bir Osmanlı hanedanı yerine, kendisine tehdit oluşturmayacak bir Osmanlı Devleti’nin çıkarları için daha uygun olduğuna karar vererek Osmanlı Devleti’nin bağımsızlığını sürdürmesine yönelik bir politika izleyecektir.

#Osmanlı Devleti
#II. Mahmut
#Mehmed Ali Paşa
#Mısır
#Mora
#İstanbul