
Fatih Sultan Mehmet’in 21 yaşında gerçekleştirdiği büyük fetih, sadece bir şehir kuşatması değil, dünya tarihini değiştiren bir kırılma noktasıydı. Ayasofya’nın camiye çevrilmesinden medeniyet inşasına kadar pek çok yönüyle 572 yıl sonra bile gururlandırıyor.

Çağın kilidini açan komutan: Fatih Sultan Mehmed
Henüz 21 yaşındaydı... Ancak büyük bir cihan ideali taşıyordu. Bizans’ın kalbi İstanbul'u fethederek yalnızca bir şehri değil, bir çağı da değiştirecekti. Aylar süren hazırlık, dev toplar, kuşatma stratejileri ve İstanbul surlarında yankılanan tekbir sesleriyle tarih yeniden yazıldı.

Ayasofya’da yankılanan ilk ezan
Fetih sonrası İstanbul’un kalbi olan Ayasofya Camii'nde okunan ilk ezan, şehrin ebedi kimliğini mühürledi. Fatih Sultan Mehmed, fetihten sonra Ayasofya’yı camiye çevirerek, şehrin İslam beldesi olarak yaşayacağını tüm dünyaya ilan etti.

Konstantiniyye neden bu kadar önemliydi?
Bizans’ın başkenti olması kadar, Hristiyan dünyasının doğudaki son kalesi olan İstanbul, hem ekonomik hem stratejik açıdan paha biçilemezdi. Bu yüzden Haçlılar tarafından defalarca savunuldu. Ancak 1453'te bu surlar İslam’ın azmiyle aşıldı.

Teknolojiyi kullanan ilk Osmanlı padişahı
Fatih Sultan Mehmed, kuşatma için dev toplar döktürdü. Şahi adı verilen bu toplar o dönemde eşi benzeri görülmemiş büyüklükteydi. İstanbul surlarını döven bu toplar, klasik savaş anlayışını yerle bir etti.

Askeri bir deha
Fatih Sultan Mehmet, genç yaşına rağmen olağanüstü bir askeri stratejiye sahipti. İstanbul’un fethi sırasında gemileri karadan yürütme hamlesi, dünya tarihinde eşine az rastlanır bir zekânın ürünüydü. Kuşatma süresince farklı taktikler deneyerek düşmanı şaşırtmış ve başarıya ulaşmıştır.

Kuşatmanın ötesinde bir medeniyet inşası
Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u aldıktan sonra şehirdeki dini ve etnik yapıyı koruma altına aldı. Hristiyanlara ibadet özgürlüğü tanıdı, patrikliği resmen tanıyarak İstanbul’un çok kültürlü yapısını muhafaza etti. Fethin ardından şehir, sadece Osmanlı’nın değil, İslam dünyasının da ilim ve kültür merkezi haline geldi.

Hukuka ve adalete bağlılığı
Fatih Sultan Mehmet, adaletiyle tanınırdı. Fetihten sonra İstanbul halkına can ve mal güvenliği sağlaması, onun yönetim anlayışındaki adil tutumun en net göstergesiydi. Hakkında çıkan rivayetlere göre, bir Rum mimar ile mahkemelik olmuş ve kadı huzurunda yargılanmayı kabul etmiştir.

Bir hayalin gerçeğe dönüşmesi
Peygamber Efendimiz’in “İstanbul elbet fethedilecektir...” hadisi, asırlardır Müslüman komutanların yüreğinde bir hedef olarak yer aldı. Bu büyük müjdeye nail olmak isteyen pek çok hükümdarın denediği ama başaramadığı fethi gerçekleştiren kişi, henüz 21 yaşındaki Sultan 2. Mehmet oldu. Onun azmi, ilmi ve askeri dehası İstanbul’u fethetmekle kalmadı; İslam dünyasında büyük bir dirilişin önünü açtı.

İstanbul’un fethinin 5 önemli olayı:
1. Şahi Toplarının Kullanılması
Fatih Sultan Mehmet, Macar mühendis Urban’a döktürdüğü devasa toplarla Bizans surlarını yıkmayı başardı.
Bu toplar dönemin savaş teknolojisinde devrim niteliğindeydi ve kuşatmanın kaderini değiştirdi.
2. Haliç’e Gemilerin Karadan İndirilmesi
Bizanslılar Haliç’i zincirle kapatınca Osmanlı donanması giremiyordu.
Fatih, gemileri karadan raylar üzerinde kaydırarak Haliç'e indirdi. Bu dahiyane hamle Bizans savunmasını şaşırttı ve ablukayı güçlendirdi.
3. Ulubatlı Hasan’ın Surlara Sancağı Dikmesi
Kuşatmanın son günü (29 Mayıs), Ulubatlı Hasan surlara Osmanlı sancağını dikti.
Bu olay hem psikolojik üstünlüğü hem de şehrin düştüğünü simgeleyen tarihi bir anı oldu.
4. Fatih’in Ayasofya’ya Girişi
Şehir düştükten sonra Fatih Sultan Mehmet, Ayasofya’ya giderek burayı camiye çevirdi.
Bu, fethin sembolik tamamlayıcısı oldu ve Osmanlı'nın İstanbul üzerindeki egemenliğini ilan etti.
5. İstanbul’u bir Osmanlı başkenti olarak yeniden inşa ettirdi
Fethin ardından Osmanlı geleneği gereği askerlerin üç gün yağma hakkı vardı. Ancak Fatih Sultan Mehmet izin vermedi.
Şehrin tahrip edilmesini istemeyen Fatih, Ayasofya’yı koruma altına alarak İstanbul’u bir Osmanlı başkenti olarak yeniden inşa sürecine soktu.
Bu tutum, hem İstanbul’un kültürel mirasının korunmasını sağladı hem de Fatih'in ileri görüşlülüğünü gösterdi.






