Osmanlı devletinde ulemalar yönetimin önemli bir ayağını oluşturuyordu. Devlet-i Âliye'nin kilit taşlarından birisi de şüphesiz ki İdris-i Bitlisi'dir. Yavuz Sultan Selim Han'ın, Safevi ve Memluk hanedanlarıyla mücadelesi esnasında, Kürt aşiretlerinin ve vilayetlerinin Devlet-i Âliye'ye biat ve sadakatinin sağlanmasında en mühim rolü bu zat üstlenmiştir. Yine aynı zat koca sultana kafa tutarak ihtarda bulunmuştur.
Onun İdris-i Bitlisi’ye itimadının büyüklüğü kadar, güveneceği ehil zatı seçmekteki isabeti de takdire şayandır.
İdris-i Bitlisi gibi âlimler, devlet yapısının kilit taşı olmuşlar, müesses nizamı inşa ve tahkim etmişlerdir. Devlet ricali, bu gibi zatların sıfatıdır.
Böyle bir itimada ve sultanın yakınlığına mazhar olan İdris-i Bitlisi, Mısır’ın fethinden sonra Yavuz Sultan Selim’e en sert şekilde karşı da durabilmiştir.
Memluk hanedanı döneminde, dört mezhebe göre kadı atandığını, bu kadıların atanması sırasında da makamın ihalesi karşılığı atanan kadılardan yüklü meblağda “bağış” alındığını bilen İdris-i Bitlisi, defterdarın aynı uygulamanın devamı yönündeki temayülünü öğrenince Yavuz Sultan Selim’e şu satırlarla hitap etmiştir:
İdris-i Bitlisi'nin Yavuz Sultan Selim'e yaptığı ihtar.